ha
"Ha "Benim dilimi kendi dili gibi muteber görmeyenle nasıl kardeşlik tesis edilebilir ha söyler misiniz? Ak Parti'mizle biz inkarı ve asimilasyonu sonlandırdık diye övünürken birilerinin kendi iktidarımızda kalkıp iddialarımızın tersine uygulamalara girişmeleri asla kabul edilemez. Kaynak Yeniçağ: Katil Apo ve PKK'yla ilgili skandal sözleri tepki toplayan Mehmet Metiner, partisine baş kaldırdı.", Yeniçağ, 25.6.2020"
ha
ünl.
tembih sözü.
"Doktor giderken: -Bir daha kaçmak göçmek yok ha... ", H Kıyafet, 1981,25"
Ha ... ha | Ama ha onlara söylenmişti bu sözler, ha duvara., | Y Haşek / E Gürol, Cinayet suçlusu, ÇHA, 35 | Onlar da 'ha oldu, ha olacak' diye Garibistan'ı oyalayıp duruyorlarmış., S Düzgün Bakır, 2007, 95 | Vakit yaklaşmış gece yarısına. / Hoca ha uyudu, ha uyuyacak, / Göz kapakları kapanmak üzredir;, Kanık, NH, 66
ha | 1. alay veya inanmama ünlemi. 2. | tenbih sözü, tamam mı, söz veriyor musun, öyle mi anlamında. | Doktor giderken: -Bir daha kaçmak göçmek yok ha..., | HKıyafet, 1981, 25 | Sen ve ben yok. Sen-ben var. Bil bunu. Asında bilirsin de bunu. N'olur! Ha? ..., | CSüreya, Onüç Günün, 21 (12.7.1972) | 3. ama. | Havuz sisteminin bozulması halinde Trabzonspor'un bundan etkilenmeyeceğini de dile getiren Şener, | Bu sene bir şey olacağını zannetmiyorum. Ha bozulursa da Trabzonspor kulübü için çok fazla bir önem arz etmez. Çünkü Trabzonspor, albenisi olan bir kulüptür. diye konuştu., | Z, 30.7.2012 | Geri adım atarsan olmaz haa, başladıysan bitirmeli. | , | O Selamet, İzafi, Aralık-Ocak 2012-2013, 97 | Ha, diyelim ki sağlam bir uzaylıyla buluşuldu, o zaman ne olacak diyeceksiniz. / Ha, ne zaman ki safkan Türk ırkı gemiye biner, uzaya birkaç sefer yapılır, sonra sonra eğer hâlâ vakit kaldıysa gelip daha az Türk olanlar da gemiye bindirilir. | , | AyçaŞen, T, 28.3.2012 | | Karayılan'dan bir de tehdit geldi, | Ha yarın onlar şehirlerde daha fazla katliama yönelirlerse o zaman Ölümsüzler Taburu da metropollerde harekete geçer diye konuştu. , | M, 28.9.2015 | Neydi ki o. Bir tokatlık canı vardı. Üfürse uçacak, soytarı yapılı şey. Koca diyecekti ona ha? , OKemal, HÇ, 11 | Evdekiler görür de güzelim kayısıları yer nemelazım... Elma kadarlar haaa., | BTSalihoğlu, 2014, 105 | Gitmeme az kaldı. ha... / ha... Ha gidiyorum, ha gittim... Gürman, 79 | Açacaktım pirincin arkını / Çiftiçiyim. Açıp dönecektim hemen. / (teğmene döner) Çiftçiymiş ha, ark açacakmış ha., | VK, 52 |İlk gün ilk oturum /// bu ha / okul dedikleri // bayram mı ha / pencereler bayrak // kızarlar mı ha / uyusam / ağzım küçülmüş ha / parmaklarım uzamış // baba mı anne mi ha / öğretmenn sesi// ne yapar ağlar mı ha / çok susayınca çocuklar, | Dağlarca, Okulumuz 1'deki, İstanbul 2007 | ha/haa tehdit amaçlı ünlem. | [S]onumuz Yunanistan gibi olur haa' diyerek aba altından sopa gösteriyordu., | MÇetin, T, 30.7.2012 | Ancak bundan sonra | vay, demek siyasal sistemimize burnunuzu sokarsınız, ha! diye aralarından bir kaçını çekip alarak yargılamaya kalkmak, anlamsız olduğu kadar komik de kaçmaktadır. | , | NÇınar, T, 6.8.2012
ünl.
ha babam | devamlı olarak. | Sanki doymuyordu yüzünü karla ovalamağa. Ha babam, keyifle ovalayıp duruyordu., | DCeyhun, 110 | A böylesi çok güzelmiş' deyip balonun ucunu sıvazlıyor, üstteki deliğinden de ha babam üflüyordu., | NGüreli, 20 | ha babam de babam | Ha babam, de babam bu bir aylık süreç içinde herkes bitkin düşer, insanlıktan çıkar. Saatinde yiyemez içemez, yeterince uyuyamaz, kir, toz içinde kalırlar, haftalık banyo etmeye bile zaman bulamazlar., | RDede, 34
z.
ha ha
evet. Onaylama sözü.
"Ha ha."
ha ha ha 1993? ses taklidi kahkaha. | kim ne demiş ha ha ha'ları unutma / şu şunu yapmış ha ha ha'ları unutma, | NBüyüm, 1968, 29 | Sevgi dolu / Ha ha ha... ho ho ho../ Kahkahalı / Gül endamlı / Fidanım., | İGKafkas, Esintiler, 25+A14600+A14600
Ha-bunun bobasi | (kadın kocası için, çocuğunu işaretle söylüyor. Örtmece.) koca. | habunun bobasi bugün günlüğe gitti, yok burada., | A H Gedikli, 1.7.2009, Akçaabat
a.
ha-gayretlik -ği | İçine ha-gayretlik getirdiğin küçük evrak çantası ve özel kalem müdürü yaşantısının içinde bir çıban asilliğinde aykırılaşmak..., | YErdoğan, 19
haa hıı etmek kem küm etmek | Bir iki 'haa hıı' ettim, baş salladım, sakal falına baktım az biraz, 'iyi olur inşallah' falan dedim, savdım Hamza enişteyi., | NecdetŞen, 2.9.2009
hâb
a.
uyku.
Farsça
"Ervâh-ı ezelde taksim bâbında / Herkese bir türlü ihsân ederler / Kimiler gam çeker hayâl hâbında / Kimini tahtında sultân ederler.", ? ? ?"
hab | merkez, odak, göbek bkz. hub II | Örneğin Türkiye, bütün bu bölgede bu entegrasyonu sağlayacak, enerji habı olacak, beşeri sermayeyi değerlendirecek ve ihraç edecek., | CErtem, Star, 13.1.2013
a.
hab merkezi
"Trabzon hab merkezi olacak.", R T Erdoğan"
haber almak deyim fark etmek | Hayretimi görerek güldü: 'Çok dalgındın. Geldim, yanına oturdum. Haber almadın.' dedi ve gözleri örtülü, önüne bakarak devam etti., | YKKaraosmanoğlu, EB, 21 | haber sallamakhaber yetiştirmek | Magazincilere de üzülmüyor değilim. Kolay değil hani, Allahın günü magazin şeflerine haber sallamak., | Telesiyej, T, 27.2.2012
dey.
haberber | Enteller de her fikre bir peygamber tayin edip çelişkilerin haberberi olarak giden üstadlarının arkasından; üsaresi sol, küspesi sağ olan agnostizmin* ve septisizmin* şek ve şehveti içinde kıvranarak tatmin oldular. STorun, AnneBenAfrika'danYazıyorum – ıı -, 27.3.2008
habercilik yapmak/etmek haber taşımak | Ey temiz yürekli ihtiyar, ben bu ormanda peri padişahına habercilik yapan bir kuşum., | HakkıErcan, Beşkardeş, İst., 2 b. Ts, 4-6
Haberdarlık -ğı | haberli olma hali. | Burnumuzun dibindeki devasa dinî âbidelerden, sanat eserlerinden, felsefî ve estetik çözümlerden haberdarlığımız hissi seviyeden düzenli bilgi ve anlama seviyesine çıkmamıştı fakat Türkiye'yi, dini ve dünyayı kurtaracaktık., | İ Kara, www.dunyabizim.com, 10.11.2018
a.
haberin sihhatini / doğrusunu Lokmandan almak| Çomar Bölükbaşı 'Balık baştan kokar, haberin sihhatini (doğrusunu) Lokmandan aldım.' deyip bir nezaketle Sivastan çıktı. Bir gecede ılgar ile Merzifondaki Dilaver Ağa çiftliğini basıp malını alarak çiftlik kethüdasını astı., R Durbaş, Şaka-nâme, 1983, 61
dey.
haberlemek
f.
bildirmek, haber vermek.
ar. haber + tr. -lE-
...iz ve damgasını haberliyen umumî çizgilerdir; ve bunlar bizzat ve mevcudiyetlerile hakikaten 'paysage'ın unsurlarını teşkil ederler, ve bunların tavsifine teşebbüs için bu delil kâfidir. Fakat bunların coğrafyayı alakadar etmesi yalnız bununla bitmez. Mesken farklarına her taraftan tabiî, iktisadî ve içtimaî tezatlar da iştirak eder.", | İÜ Edebiyat Fakültesi M, 1929, C 7, 225 | Beklenildiği gibi günün birinde, yirmibeş hazirana tesadüf eden ertesi günü, Pollyanna'nın saat dörtte Beldingsville'e varacağını haberliyen bir telgraf geldi.", E H Porter, Nermin Milâr, 1960, 10
haberli | haberdar, anlayan | Usta aşçılar, maharetli kebapçılar, iş bilir ev kadınları, soğanın büyüsünden haberli eski toprak adamlar içten içe, dilim dilim, baş baş hesap ederler onun adımlarını., | ÖErdem, ZCumartesi, 3.11.2012
s.
habersizden zf. | -Sayılmaz, dedi, habersizden saldırdı., | ANesin, GözüneGözlük, İstanbul1974, 69
habeş
karamsar?
"Beyaz gerdan habeşde hallerdedir gönlüm benim / Yaralı ceylan gibi çöllerde meskenim benim.", Ey peri gel gir bağa, Darülelhan Anadolu Şarkıları, 24"
habeşî | / | kara derili (insan), zenci. | Çamur rengi gözlerine mi? Habeşi derisine mi? , | Hacıhasanoğlu, 1954, 6 | bir kardeşimiz felsefeci öbürü yedek parçacı / ağır cezacı bile var / ve habeşi bir kumaş tüccarı, | MGürpınar, GN, 58
s.a.
habisleşme | ELİDEL'i, habisleşme olasılığı olan ya da habis gelişim öncesi deri lezyonlarının bulunduğu bölgelere uygulamayınız. Emin değilseniz doktorunuza danışınız., | | https://kt.ilacprospektusu.com/ilac/7883-elidel-yuzde-1-krem-kt, 13.08.2019
a.
habisleşmek | Birincisi, adı bizim adlarımızdan olmayan birinin yazdığı bu kitabı okurken özellikle habisleşen bir hislenme ile ilgili. (İkincisi, kimilerinin dünya büyük bir köy, kimilerinin küreselleşme dediği şey). Bu kendi konuşmamızı, kendi konumumuzu ..., | Hece D, 2001, C 5, S 56-60, ?
f.
habitat İng. habitate a. | 1. Yerleşme, oturma. | İstanbul belki de habitat tarihinin en heterojen şehri., | P. Barışta, T, 26.12.2010 2. Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer, yurt.
ing.
habitus | > | Sanatta sınıfsal çevrenin, 'habitus'un belirleyici olduğu görüşüyle kan bağı içinde bulunan estetik despotizmin bakış açısını Türk seçkinleri, Fransız sanat eleştirmenleri ve giderek Fransız sosyoloji okulları vasıtasıyla benimsemişlerdir., | CAktaş, T, 12.9.2011 | Bunlar belki bir habitus diye tarif edilebilecek yaşam alışkanlıklarından ibaret kaldı., | HBerktay, T, 26.11.2011 | Bourdieu'daki | habitus kavramı (ki bizdeki karşılığı kesbedilmiş | melekedir) da aynı şekilde bu vedia/verilmişlik (givenness) hakikatini ifade eder ve bireyin her yaptığını, ettiğini sahiplenme eğiliminin önüne konmuş bir sosyolojik takoz gibi iş görür., | MMBilici, 13.12.2014 | Türkiyede devlet daha kendine bir düzen kuramadı. Her kurumun kendi kültürü ve habitusu var. Devlet hukuka vereceği yeri belirleyemedi. Yargı siyasi iktidarı hukuken denetleyecek mi denetlemeyecek mi karar vermemiş. Vermemiş diyorum çünkü anayasaya göre denetleyebilir. Tutunumsuz yani., | M Önderman, 7.8.2019, tivitır
a.
ing.lat.
habitüs ayn m. Habitus. | Yoga matı ile namaz seccadesi birbirinden çok uzak iki ayrı kültürel havzanın dili ve kişisel habitüs nesneleri., | NGöle,T24, 4.11.2013
habl | Gasb bölümünde geçen 802. meseledeyse başkasının cariyesini gasp eden ve yanındayken zina yoluyla hamile olduğu anlaşılan kişiden, asıl sahibinin cariyeyi geri aldığı anlatılmıştır. Asıl sahibi cariyeyi aldıktan sonra cariyenin hamile kalması sebebiyle değerinde oluşan eksilmeden dolayı gâsıptan ne miktar para talep edebileceği sorulmuştur. Üskübî bu konuda Ebû Yusuf'un değerinde eksiklik oluşturan iki durumdan (habl ve zina aybı) hangisi daha fazla ederse ona hükmolunacağına yönelik görüşünü vermiş, ama tercihini istihsanen her iki durumdan kaynaklanan zararların toplanarak tazmin ettirilmesine yönelik olan İmam Muhammed'in görüşü lehinde kullanmıştır. | 802. Mesele: Zeyd'in cariyesin Amr gasb edip yedinde zinadan habli vaki oldukda Zeyd cariyesin aldıkda noksan-ı habl için ne mikdar nesne hükm olunur? el-Cevab: Ebû Yusuf kavli üzere habl naks eylediği ile irsin zina aybına nazar olunup hangisi ekser ise ol hükm olunur, istihsanen kıyas emrini cemîan dâmin olmakdır, İmam Muhammed'den kıyas ile ahz rivayeti mervîdir., | NurayKeskin, | Muînü'l-Müftî..., | Usul İslamAraştırmalarıD, Ocak-Haziran 2013, S 19, 15
ar.
haceş
a.
misafir odası
"Erdal Ertuğrul, Tokat ili Aydıncık ilçesi (nüfusu 3.500) Ağıllı köyü (rakım 1300 metre) Haceş (Çerkezce misafir odası demekmiş) müzesi sahibi, emekli polis. Müzedeki eşyaları önce hobi olarak biriktirmeye başlamış. Sonra onlarla evinde bir köşe yapmış. Daha sonrada evini Haceş müzesine dönüştürmüş.", Mustafa Aksoy, 25.5.2024, rindon Kültür-Sanat"
hacet kapıları | çoğ. | Evleneli beş yıl oldu, gelinin bir türlü çocuğu olmuyor' diyordu. 'Mal mülk dersen yerinde, şükür Allaha. Bir topan etten başka hiçbir eksiğimiz yok. Gitmedik yer, adamadık adak bırakmadık. Bir de Hacıefendi'ye gidelim dedik. Belki hacet kapıları burada açılmıştır. Hacıefendi'nin başında bir oğlak kestik. Taşları kaldırıp altında bulabildiğimiz karıncaları şu çaputa düğümledik. İşimiz bitti. Gitmeden bir de sizi yoklayalım dedik., Naciye Poyraz, 1979, 54
b.a.
Hacettepe yer adı | Hacettepe yurdu'nun tıbbiyeli* delisi /Latinceden bir kemik ezberliyor, | AlperÖzbek, 111
hacı 2. Bir hitap sözü hoca/m, üstad/ım gibi | Burası İstanbul Hacı, buradan çıkış yok., | OTekelioğlu, Rİki, 24.7.2011 hacı hacıyı Mekkede derviş dervişi tekkede gidi gidiyi dak(i)kada bulur herkes kendi gibi olan kimseleri bulacağı yeri bilir ASavaş, 22.08.2016
hacı fışfış
"Bahşişler gelince de "Hacı Fışfış" sırıtır, keyiflenir, berbat sesiyle bir maval okumaya başlar.10"
hacı hoca
"Kal'a-i Sultaniyyeden girecek yolculara merdiven açıldı. Hacı, hoca, hamal, köylü, şehirli, telâşlı bir halk, benim on seneden beri görmediğim vatandaşlarım, sırtlarında heybeleri, katlanmış yatak ve yorganları, ellerinde nevâle sepetleriyle vapura girdi. Rum kamarot, bir amiral gibi kasketini giymiş, bu giren Türklere lüzumlu lüzumsuz hakaretlerle, bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu. Bu giren Türkler bu ecnebi tahkiri karşısında sessiz ve mutî'diler | Rum kamarot, asırlandan beri, firenk... ", Y K Beyatlı, Çocukluğum, gençliğim, siyasî ve edebî hatıralarım, 1999, 124"
hacı hoca takımı
Hacı yazması | Hepsinin başları hacı yazmasıyla örtülü kadınlar, avlunun kenarında sıralanmış ve oturmuşlardı, ev halkından bir kısmı ile, samimi ve teklifsiz misafirler yukarı kata çıkan merdivene dizilip aşağıyı seyrediyorlardı., | Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf, 92
a.
hacıağa/hacı ağa | gereksiz yere para harcayan taşralı zengin | +O da sevgilisi miydi? Allah yazdıysa bozsun. Hacı ağaydı o be, bal gibi hacı ağa., | OKemal, 1969, 25
a.
GTS+
hacıbirim
yer a.
"O geniş ağustos dehlizidir bu bilinmedik Sav / Herkesin ormanı yangındır / Hacıbirim bir büyük salgındır", Haydar Oğur, 1994, 67"
Hacıhüsrev yer adı İstanbulun Kasımpaşa semtinde Çingene toplumunun yaşadığı bir mahalle | Hacıhüsrev rodrigo'su* bir teneke hüzzam çalsın, | AlperÖzbek, 123
hacılamak | Argo. çalmak; sahiplenmek, üzerine yatmak EkşiS 22.12.1999 | benfica yönetimi transfer bütçemi hacıladı., 31 Tem 2009, | https://forum.donanimhaber.com/benfica-yonetimi-transfer-butcemi-haciladi--33419320, 09.01.2025g
f.
hacıt | hitap sözü. Hacı, hacım. | (benim dosyam değil) Foreks dolandırıcılığı, şüpheliler, şikayetçiye fake site üzerinden para yatırtıp, yatırım yaptırıyor görüntüsü veriyorlar sonra site kaput ama savcı KYOK vermiş, gerekçesi buymuş... | Bu devirde uyanık olacaksın hacıt demiş savcı, @yankibuyuksezer, 06.12.2024, X | hacıt benim kullandığım bir sokak ağzı tabir | hacı, hacım hitabı yerine. orada bir seslendirme yapıp, savcının şüpheliye | akıllı ol hacım demiş olduğunu dile getirdim, @yankibuyuksezer, 06.02.2025, X (mektup)
ünl.
hacim verici | Maskara sürmeyin. Maskara kullanmak istiyorsanız hacim verici maskaraları tercih edin, uzatanı değil., | İstanbulGöz2015buroşürü
a.
hacir
a.
hukuken kısıtlanma.
"İzmir'deki teyze oğullarının hacir koymaları ihtimalini bile aklından geçirerek fantaziye eşyanın eve geldiği gündenberi uykuları kaçmaktadır | asıl korkusu hacir koyacakların kendisini kovmalarını hesaba katmasından. Yetmişinden sonra sokağa atılırsa ne yapar?", R H Karay, Sonuncu kadeh, 1965, 60"
hacir koymak
b.f.
bir kimseyi hukuken kısıtlılık altına almak.
"İzmir'deki teyze oğullarının hacir koymaları ihtimalini bile aklından geçirerek fantaziye eşyanın eve geldiği gündenberi uykuları kaçmaktadır | asıl korkusu hacir koyacakların kendisini kovmalarını hesaba katmasından. Yetmişinden sonra sokağa atılırsa ne yapar?", R H Karay, Sonuncu kadeh, 1965, 60"
hack | to hack (okunuşu hak/ hek) bilg. yarmak, yontmak, kıymak, doğramak, çentmek, toprağı sürüp ekmek'ten başkasının bilgisayarına insiz girmek ve ona zarar ermek, haklamak/heklemek.
ing.
hacker | hack+er hak+la+yı+cı bilg. oku: hakır eya hekır. Başkasının bilgisayarına izinsiz giren ve ona zarar veren kimse. hakçı, haklayıcı/hekçi/hekleyici.
ing.
hacklemek | hack+ türk le-mek | Devleri burada 'hack'ledi. Milyonlarca Sony PlayStation kullanıcısının hesap bilgilerini çaldığı öne sürülen, ABD Merkezi Haberalma Örgütü'nün (CIA) sitesine saldırı düzenlemekle suçlanan 19 yaşındaki Cleary'nin üssü annesiyle yaşadığı evin küçük odasıymış..., | M, 23.6.2011
ing.
hacklenmek | hack+ türk len-mek Kırılmak. Birinin bilgisayarına yabancı biri izinsiz girmek. | Bilgisayarım hacklendi., | 16.10.2006, www.frmtr.com/...ve.../608385-bilgisayarim-hacklendi.html - | Daha da önemlisi, ihaleye sundukları çip olan 'Infineon SLE 66 serisi'nin hacklendiği, yani kırıldığı, güvenlik zafiyeti taşıdığı, bunun da uluslararası konferanslarda ve yayınlarda açıkça ortaya konulduğu belirtiliyordu., | Z, 30.1.2012
ing.
hacktivist | hacker ve aktivist'ten yontma söz | hek-eylemci | Hacktivistler siteye üç genç müzisyenin derhal serbest kalması için bir çağrı mesajı ile birlikte grubun Putin'i hedef olan son şarkılarının videosunu ekledi., | T, 22.8.2012
a.
ing.
haczedilmezlik -ği | 1481 Haczedilmezlik şikayeti (şikayet süresi). (2004 İİK. m. 82, 16 ). Yarg. Kar. dergi., 15(3), 3.1989, 372, T.C. Devlet Yayınları bibliyografyası, 1989, C 19, 38
a.
haçan
z.
ne zaman. -dığı zaman.
"Haçan o dilber göründü / Etim kemikten ayrıldı / Bûse istedim darıldı / Gözlerini süzdü geçti.", San, Hicranî, 213"
haçkar | Serginin açılışına birkaç saat kala Unesco yönetiminin kararıyla haçkarların bulunduğu, yerleştirildiği ve yapıldığı yerler hakkındaki yazılar kaldırıldı., | PCengiz, T, 26.6.2011
a.
haçlamak | salb etmek. İlaveli Müntehabat-ı Lügat-ı Osmaniye, Rumi 1215
f.
had | hadd. | 1. sınır, uç 2. derece 3. insanın yetki ve değeri 4. matematik terim.* | haddine düşmekBu haller ortasında mikroplarla savaşmak kimin haddine düşmüş., | Mahmut Yağmur, 1957, 10
ar.
had bilmezlik konumuna ve durumuna uygun davranmama | Ancak böylesine had bilmezlikleri defalarca sahneye koyabilmiş olmasını sadece yüzsüzlükle açıklamanın doğru olmadığını da düşündüm., | SKaya, T, 26.6.2011
had-na-şinas | had bilmez | Ve büyük kahraman diye peşlerinden koşulan, müritlerince uçurulan ve yere göğe konulamayan lâ-yüsel'ler ve had-nâ-şinas'lar memleketinde (gerçi | kabahat sende değil, seni sevende demiş ya Orhan Baba, neyse), Üstad N.Fazıl'ın şu nüktesini okuyorum:, | EAyyıldız, 23.9.2015, rindan
a.
hade
emir
kaba. yürü git.
tr.
"Hade! Çakkal!","
15.11.2023, sokaktan
hade kaba haydi oradan, def ol | El âlem ne derse desin, hade hade hadeeee! Yahu sen el âlemi dert ederken, o el âlem kafasına göre yaşıyor., | AÖzyılmazel, 5.5.2017, SabahGünaydın, 10 | Hade be!
hademebaşılık | kayırmak maddesinde Kubbelatı* 2. (Bir iş veya menfaat husûsunda) Birini başkalarına tercih etmek, tarafını tutup arka çıkmak, iltimas etmek: Adam kayırmak. Nihâyet Kenan'ın kayırması sâyesinde bankada hademebaşılığa getirilmişti (Refik H. Karay).
a.
haderileştirmek | Medenileştirmek, uygarlaştırmak. | Mahalle çok-merkezlidir, Osmanlı'da mahalle | insan merkezli-şehir esasları üzerine oturtulmuştur, dışarıdan gelen insanları filtreden geçirip bedevi olmaktan çıkarıp haderileştirir.AliBulaç, Z, 23.4.2013
f.
hadımlaşmak | burulmak, enenmek. | Ya Ebâ Hureyre, senin kavuşacağın mukadderatı yazan kalemin (mürekkebi) kurumuştur. Şu hâl üzerine sen ister hadımlaş, ister bırak (müsavidir) buyurdu., | M Koçak, Kuran ve hadislere göre 'Kalem' Kavramı, 306
f.
hadi | Lokomotif'in yazılı anlatım derslerinde de bana verdiği notsa en çok beş, hadi bilemedin altı., | İpşiroğlu, 102
hadi başka kapıya
"Bir garibanın eli uzandı buna / 'Allah rızası için' dedi 'bir sadaka' / Tekneci önce baktı, sonra kafasını salladı... / 'Hadi' dedi 'hadi başka kapıya'", Samet Serhat Sarı, 2017, 74"
hadi canım sen de / siz de
" "Hadi canım siz de / Asıl sizin duyargalarınız eksik / Ne gözünüz ne kalbiniz ne belleğiniz kalmış çünkü", Haydar Oğur, 1994, 116"
hâdim
a.
hizmet eden.
ar.
"Dîne de devlete de millete de hâdim idi / Hem dahi sâhib-i ihsân idi Sâhib Monla", el yazması, 08.04.2024"
hadisce hadise göre. | Bil ki, hadisce sabittir ki; müttaki bir mümin, hastalık sebebiyle yapamadığı daimi virdinin sevabını hastalık zamanında yine kazanır., | S Nursi, Hastalıklar risalesi, 28
hadiseli
s.
olaylı.
"Hey Allahım ne hadiseli gün. Karşımda bir karaltı beliriverdi.", Kaptan Paşa, 1954, 90"
hadli | haddi olan, sınırı olan. | Bu surette memurların son ve en yüksek hadli maaşını alan Büyük Millet Mevlisi üyeleri yetim, dul ve yaşlı emeklilerin akıbetlerinden hiç mi endişeye düşmezler? , | Taray, 73
s.
hado
a. spor.
yakar top oyununun temelleri üzerine kurulmuş, teknolojik donanımlar ile oynanan yeni nesil bir teknospor.
"HADO, çocukken hepimizin oynadığı yakar top oyununun temelleri üzerine kurulmuş, teknolojik ekipmanlar ile oynanan yeni nesil bir TEKNOSPOR'dur. 3'er kișiden olușan 2 takımın 80 saniye içerisinde karşılıklı olarak teknolojik ekipmanlar takarak karşılıklı 3 set üzerinden mücadelesini esas alan bir spordur. Hado'nun yaygınlaşması, gençlerimize dinamizm kazandıracaktır.", 27.04.2024, whatsapp"
hadsi | Fakat, o türkçemizin sadeliği, arapça ve acemcenin lisanımızdaki mevkii hakkında, hadsi bir sezişle o zaman için doğruyu buldu., | Levend, 1934, 343
s.
hadsizleşmek | Hadsizleşme! (ArkadaşımHoşgeldin, KanalDAnneden kızına tv dizisinde)
f.
hadsizlik -ği | MEB'i Yönetme Hadsizliğindeki Paralel Yapılara Karşı Tedbir Alınmalı, Talib Geylan, www.turkiyeegitim.com, 22.2.2019
a.
hafa
a.
"Bostancı Hafaya çekilip seyrana durdun / Aklı yetmezlerin aklını vurdun / Kıldan ince köprü yaptın da kurdun / Akar suyun mu var bostancı mısın?", Azmi, ?"
hafız burhan
ö. a.
Hafız Burhan
"Samatyada bir eski ev / Kömürlü tirenlerin isiyle kara / Borulu gramafonu bıkmış yorulmuş / Hafız Burhan'dan gazeller çala çala", İlhan Geçer, 1986, 39 | "Samatyada bir eski ev / Kömürlü tirenlerin isiyle kara / Borulu gramafonu bıkmış yorulmuş / Hafız Burhan'dan gazeller çala çala", İlhan Geçer, 1986, 39"
hafıza | Bellek.
ar.
hafızasızlaşma BTS- | Önemli oranda insanın bölgeden çekilmesiyle orada süregelen tarım ve hayvancılık yok edildi, toprağa, tarıma, doğaya ait hafızasızlaşma süreci başladı, bu politikalar he coğrafyayı hem o coğrafyanın insanını çoraklaştırdı., | PCengiz, T, 30.7.2015
a.
bts-
hafızasızlaştırma | Son yıllarda bu hafızasızlaştırma operasyonlarında en fazla pay sahibi bulunan TOKİ'ye (Tabii ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na) yıllardır yöneltilen eleştiriler maalesef hiçbir karşılık bulmuyor., | YDüzenli,Günebakış, 4.6.2014
a.
hafızasızlık -ğı | amnezya* | +HAFIZA(SIZLIK) Hatıralar yakılabilir, alıklaştırılabilir, geçmişin izleri silinebilir., | www.hurriyet.com.tr/index/ArsivNews.aspx? id=167363, 28.8.2003, 2.8.2015g
a.
GTS+
hafifleştirmek | Hafifleşmesine yol açmak | Onların yerlerini de toplu seyahat eden, bilhassa memleketleri mazilerinden kalma hatıralarıyla görmek isteyen, çalışan orta halliler, keselerini hesapla hafifleştirenler almaktadır., | Taray, 145
f.
hafifsemek –i | Bir kimseyi veya bir şeyi önemsememek, yeğnisemek, istihfaf etmek. | ...hafifseyip alaya aldıkça, içindeki dozerler viraj alıp gerisin geri döndü, beynindeki hafriyat hız kazandı, köpeği kaçtı o kovaladı., | NGenç, isenç, 121
f.
hafta günü | Pazar günü. | Saçlarını tarayayım / Gözlerune bakayım / Bugün hafta günüdür / Sana neler alayım? , Hülya Polat, Yık kendini bu yana, 2004
b.a.
hafta sekiz gün dokuzSık sık, usandıracak sıklıkta. haftalarca birkaç hafta süresince | Herkes haftalarca bu gemiyi konuşmuş, gazeteler Amerikan bahriyelilerinin şehirde çıkardıkları olayların resimleri, haberleri ile dolmuştu., | TAral, SÖ, 97
dey.
Haftalarca | Gündüzün hükümet işleri, gece de rakı meclisleri, onun yüzünü çocukların, bazen haftalarca görmemelerine sebep oluyordu., | Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf, 29
z.
haftı hambal
b.a.
mart dokuzunun adı. 22 marta denk gelir, gece gündüz eşitlenir, bahar başlar.
Farsça heft: hafta + ar. hamel?
"Haftı Hambal- Mart Dokuzu: Baba hesabına göre, mart ayının 9. günü (22 mart) Haftı Hambaldır. Güneş Hamel burcuna girer ve gece gündüz eşit olur. "Mart Dokuzu " olarak bilinen bu günde, bahar başlar."
hagiograf/i | Yunanca hagio (=kutsal, aziz) ve graphos (=yazmak) | 1. Hıristiyan dinine mensup azizlerin hayat hikâyelerinin anlatıldığı edebî bir tür; Hıristiyan azizlerin resmedildiği bir sanat 2. Ermiş olduğu kabul edilen kişilerin, kilise büyüklerinin ve kendini dine adayanların hayatlarının anlatıldığı edebi eser | Makalemizde, Saint Eugenios'un Hagiografyasının mahiyeti ve ihtiva ettiği tarihî malûmatı dönemin muasır kaynakları ile mukayese ederek 1223 yılında Selçuklu | Melik Sultanı tarafından Trabzon'a düzenlenen ve detayları tam anlamıyla bilinemeyen sefere ait Saint Eugenios'un Hagiografisi'nde yer alan bazı bilgileri değerlendirerek Selçuklu Tarihçiliğine küçük de olsa bir katkı yapmayı amaçlamaktayız, | MuratKeçiş, TürkiyeSelçuklularının1223Yılında..., Muğla Üniversitesi SBE Dergisi Bahar 2012 S 28,
a.
hagiografya | Fuad Köprülü, | Anadolu Selçukluları Tarihi'nin Yerli Kaynakları adlı makalede Hagiografyaların tarihi kaynak olarak önemi üzerinde durmuştu. Kaynak bk. hagiografi
a.
hah | gülme veya kahkaha ünlemi. | Vallahi Selami beyciğim, yani gittim de sonra beni aç bıraktılar deme, ye birader ye! Hah! Hah! Hih! Hih! Kih! Kih!, | Gürman, 92 | 2. | Olması istenen veya beklenen bir şey olur olmaz duyulan sevinci ve onama duygusunu anlatan bir söz. | İşte | Ama bunu bizim gazetede yapıldığı gibi, içinde | sol geçen her şeye –nedense– duyulan, içten bir düşmanlıkla, | hah, bulduk! edâsıyla yaptığınızda, amacınızın hakikate hizmet olduğuna inanmak zordur., | ÜKıvanç, R, 5.5.2012 | Bir tane daha var ki, onu bu son tartışmamız vesilesiyle | sendrom olarak nitelendirenler de var. O da | hah buldum motivasyonu. Ki bence bu, gazetecinin torkudur., | MAltınok, T, 8.5.2012 | hah şöyle | işte böyle. | Hah şöyle yola gel!..., | CUçuk, CB, 101 | hah desem unutup büyük ellerini kaçacak, | NÇelik, 43 | Kitaptan sonra | HAH tepkisini ne kadar kullandığımı fark ettim. Onay verince, jeton düşünce... HAH adı nasıl düşmüş aklınıza? , | ABalboa, İzafi, Aralık-Ocak 2012-2013, 11 | 3. Onay ünlemi. | Afedersiniz oturağınızı biraz, hah, sağolun., | YErdoğan, 12 | sevmesi sevişmek değil gülmesi gülüşmek / çocuğunun saçlarını okşuyor elleri dalgın elleri uzak / yasaklarca çalışıp konuşup yaşıyor yasaklarca / hah desem unutup büyük ellerini kaçacak / kaçacak ardında madeni sesler bırakarakNÇelik, 43
dey.ünl.
GTS++ GTS++
haha hihi | İşimiz gücümüz makara, ordan oraya gez toz, biz keyfimize bakarız arkadaş, takmayız kafamıza hiçbişi gibi bi anlama gelen tanım şeysi, meraba meraba gibi. Örnek vereyim: -Konuştunuz mu peki salt usun eleştirisini, o ne diyo bu konuda? -Yok ya ne konuşçaz hep haha hihi... (kitkat, 09.01.2002 Ekşi S) (bkz: kakara kikiri) veyahut makara kukara olarak da kullanilir. (fincan, 09.01.2002 Ekşi S)
hahamhane | Davacı vakıf, dosyada bir örneği yer alan Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Meclisine ait 27.05.2013 tarihli kararda | Beyoğlu Musevi Hahamhanesi Vakfı şeklinde geçmektedir., İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan bilirkişi raporu, Gedikli, Arıdemir, Kalıpçı, 12.03.2025
a.
hahamlık -ğı | 17.03.1977 tarihli kadastro komisyonuna ait 17 nolu ek kararda 2845 ada 14 parsle sayılı taşınmazın yangın sahasında kaldığından bahisle | ilgilisinin müracaatla yangın çapı ve tasarrufi belgeler ibrazı gerekçesine dayanılarak mülkiyet tablosunun açık bırakıldığı belirtilmiş, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan bilirkişi raporu, Gedikli, Arıdemir, Kalıpçı, 12.03.2025
a.
hahayt ünlem hayt'ın kuvvetlendirilmişi. Öyle değil, saçma anlamında. | Ama asıl satış, bana sorarsanız, Burak'ın ta kendisi! Bizim salak medya bir de onu maçın kahramanı ilan etti. Hahayt! Hiç mi kahraman görmedik!
hahişli | ricası olan, ricacı. | Vallahi efendim! Bir hahişli müşteri var, eğer cariyeyi beğenirse istenilen pahayı kurtarabiliriz., | N Kemal, İntibah, 184-5
s.
haiku BTS- | Bk. hayku | 1. 5-7-5 heceli üç dizeyle yazılan japon şiiri 2. Bundan esinlenerek yazılan şiir. | Doğan'a göre, edebiyatımızda Haiku'ya, 1930lu yılların başında Fikret Adil'in yayımladığı Artist dergisinde rastlarız., | HakanCem, CazKedisi, 2015, sayı 2, 26
a.
jap.
bts-
haikuca | haykuya benzer, haiku gibi | Farklı coğrafyalardan bize ulaşan Haiku çeviri esintileri, Garip'ten günümüze şairleri heyecanlandırmış, onları peşine takarak, her dönem, Haiku anlayışını taşıyan, yukarıda da sözünü ettiğim gibi 'Haikuca' 'Haiku gibi' veya 'Haikumsu' 'Haiku hayranlıkları' 'Alçakgönüllü Hai-kailer' ya da 'Haiku Tadında' gibi başlıklarla ürünler vermelerini de sağlamıştır., | HakanCem, CazKedisi, 2015, sayı 2, 26
s.
haikumsu | haikuyu andırır bk. Haikuca. | Okuduğunuz satırların yazarıysa, 2004 yılında, kendisinin de: 'Haikumsular' diyerek yayımladığı Haiku tadındaki Susmanın Ötesi adlı kitabında-, HakanCem, CazKedisi, 2015, sayı 2, 27-8
s.
hainane | Tırışkadan nutukçu, koftiden sazende, hainane hanende, her yöne kıvırtan , bir dediği bir dediğini tutmayanlardan demokrasi ve barış ummuşuz., | AyşeKilimci, Serbestiyet, 31.3.2016
z.
haine
s.
hain kadın.
"Bu haine kadın kucağındaki / mülevves piçle gecenin bu ilerlemiş / saatinde nereye gidiyor?", G Aylan, DCD, 11"
hak (hakkını) yemek
b.f.
başkalarının hakkını vermemek.
dey.
ar. hakk + tr. -ye-
“Yediği hak, içtiği kan, kustuğu irin…”, Ali Bozdağ, Üç Mevsim, 54
hak | 1. ücret. | Evladım, bugün sen al bu nahırı Ablak taşına taraf götür. Ben hakkımızı toplayayım ve icap eden ev eksiklerimiz var, bunları göreyim, dedi., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 133 | Değirmenci suyu saldı, taşı döndürdü. -Senden hak mak istemem Keloğlan, dedi. Bana bir çöreklik un ver, yeter!., Ahmet Uysal, Köyün Ortak Malı, 2001, 39 | hak değirmende (olur) atasözü. | -İyi ama evladım, bu senin hakkın! –Hak değirmende. Sen onu, dokuzu bırak da..., | OKemal, 1966, 29 | Çocukluğumda bir söz vardı, | Hak değirmende olur diye. Fethi belki biliyordur anlamını, deyim ve sözcükler üzerinde epeyce çalışması var..., Ömer Aydın, 27.01.2025, TÖL whatsapp | hakkına girilmekAma bu yorumlar doğruysa milyonlarca fedakâr insanın hakkına girilmiş olmaktadır., | HŞükür, H, 16.12.2013 | hak için kurban küp için kavurmaTirebolu/Işıksoluğu kurbanı hayır için değil kendisi için kesmek. | hak (emr-i Hak) vaki oluncaÖlünce. | Sonra da hak vaki olunca, bir bir yataklarından nezaketle alınarak istiratgahlarına, yani bir tablonun tuvaline mi yapıştırılıyorlar dip dibe, bir kompozisyon oluşturmak için? , | Telesiyej, 31.10.2010 | hakkından gelmekKendi görüşlerinizi söyleyin diyorsunuz ama, hazır burada yakalamışken önce Umur Beyin hakkından gelmeliyim., | NGüreli, SO, 111 | hak | maaş. | İmamın alacağı haktır. kimi tavuk, kimi buğday, kimi bulgur verir. A Savaş, 10.06.2019
dey.a.
hak geçmek/geçmemek (birine)
Hak geçmesin. Hakkın geçmesin.07.01.2024
hak getire | Yoktur, bulunmaz, ne arar anlamında kullanılan bir söz: | Senin gibi yakışıklı değildi. Boy bos desen Hak getire. -EŞafak. | Neyi vardır, hastalıkları nedir? ... Hak getire! Bunlar hakkında bilgi vermekle uğraşmazlar hiç., | RTahiroğlu, T, 12.10.2010
hak gözetirlik -ği | Ayraç içinde şunu da belirtmek hak gözetirlik olacaktır:, | HYavuz, Z, 8.2.2012
a.
hak I | Toprak. | Merkez-i haka atsalar da beni, kürre-i arzı* patlatır da çıkarım, diye gülümsedi., | OğuzÖzdeş, DağBDA, 1964, 63
ar.
hak tu | güçlü tükürme sesi. | Feyzullah Hoca okuyup üfledikten sonra 'ağzını aç da bir bakayım' dedi. Çocuk ağzını açınca da hak tu deyip var gücüyle bir tükürüş tükürdü ki, boğazının dolduğunu duyan Zehra öğürmeye başladı., Naciye Poyraz, 1979, 47
ünl.
haka dansı | Yeni Zelandanın başkenti Wellingtonda 1700 öğrenci, kaybettikleri öğretmenlerinin onuruna haka dansı yaptı., | T, 30.7.2015
a.
hakalmaz | a.gözü tok, cömert, bonkör | Ona Sirkeci kebapevlerinin çoban salatası, bol kırmızı biberli çiğköftesi, lahmacunu, humus denen nohut ezmesi, ya da Adana, Kilis, Antep kebapla-riyle yedi yüz gramlıkları devirmiş kaba saba, bugün var yarın yok ama elleri açık taşralı şoförler, şoför muavinleri, hakalmazlar lâzımdı., | OKemal, 1969, 40
GTS-
hakanlık -ğı | 1. kağanlık, hakan olma hali. | Ona benliğini, ümidini, gururunu, efendiliğini, hakanlığını, ma'budluğunu iade edeceğim.Müftüoğlu ahmet hikmet, turhan nasıl çıldırdı? | 2. hakanın yönettiği ülke, devlet.
a.
hakara makara yapmak | Biz hakara makara yapmıyoruz, iş yapıyoruz., | R.T.Erdoğan, 26.5.10 Daha sonra Gani Müjde tekrar söz aldı ve bu kez ciddi bir ifadeyle Başbakan Erdoğan'ın | hakara makara diyerek aslında | dilinde kullanılan | makara kukara demek istediğini bunun da laf salatası, boşa konuşmak ve abesle iştigal etmek gibi anlamlarını olduğunu kaydetti. 27.5.10
argo
hakaret misin lan sen! | Hakaret misin l.n sen!' Umarım sevgili okurlar hoşgörürler. Bu, bizim Tophane bitirimleri cemiyetinden kulağıma çalınan bir deyim. Olur da başlık yaşı küçük kardeşlerimizin de gözüne çarpar diye, | Ayı sakladım. Ama bu hitabın yaralı Türkçe yaratıcılığı beni duyduğum günden beri bitirir., | SYusuf, Star, 20.06.2010
hakaretleşme | Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Meclis'teki küfür skandalını değerlendirirken, | Bazı kendini bilmezlerin sarf ettikleri sözler sebebiyle, hakaretleşmeler sebebiyle Meclis tutanaklarının bile yüzü kızardı dedi., | R, 12.12.2013
a.
hakaretname | hakaretlerden ibaret yazı, mektup, cevap metni | Esasen bunun kanıtı, AA'nın hakaretnâmesinde bunların bir tekine bile cevap verememesi., | HBerktay, T, 8.12.2012
a.
hakaretvari | hakaret gibi, hakarete benzer | Şener'den hakaretvari benzetme - Samanyoluhaber.com. www.samanyoluhaber.com/gundem/Senerden-hakaretvari.../337725/26 Ara 2009
s.
hakawati | Önce büyüleyici Emevi camiini, ardından Arap dünyasının son Hakawatisini görmeye gittim. Hakawatiler kalabalıkları toplayarak başlıyorlar masallar anlatmaya... Arap dünyasındaki son kalan masal anlatıcısı da Şamda yaşıyor. Adı Ebu Şadi..., | GKarabulut, T, 15.8.2011
a.
hakcasına/hakçasına zarf. bkz. hakçası doğru surette | Ölünün karısı şimdi, hakcasına ağlamaya başlıyor., | BYıldız, DünyadanBirAtlıGeçti, 88
GTS-
hakçıl | adil, adaletli | ... ekonomik tedbirlerden yana İngiltere'de belirmeğe başlayan eğilimin faşist gazetelerinde yaptığı tepkiyi görmek, bu siyasanın, anlaşmazlığın hakçıl bir tarzda kotarılmasını kolaylaştıracak yerde Uluslar Sosyetesini nazik bir duruma sokacağını ve esasından yersel olan bu anlaşmazlığı genişleteceğini anlamak için yeter., | Ayın tarihi, C 20-21, 1935, 100
s.
hakem a.
hakem bağlama | Çeşitli araçlarla bir maçı yönetecek hakemi önceden kendi lehlerine hareket etmeye yöneltme | Ülke futbolu senelerce doping, şike, hakem bağlama, rakip takımları devlet güçleriyle tehdit ederek yıldırma gibi illetlerle ağır tahribatlara uğratılırken görüldü ki yapanın ne yapsa yanına kâr kalıyor., | FUraz, T, 27.8.2011
a.
hakem raporu
b.a.
1. herhangi hakemin görevlendiği işle ilgili görüşlerini içeren yazılı metin. 2. Bilimsel eser veya makaleleri hakem olarak incelemekle görevli akademisyenin yayınlanır, yayınlanamaz veya düzeltilerek yayınlanır seçeneklerinden birini temelleyen görüşü.
"Hakem raporu, Ankara'da iki Hükûmetin Büyükelçilerine verildi. Buna hiç bir itiraz çıkmadı ve böylece hudut anlaşmazlığı Türkiye sayesinde çözülmüş oldu.", K Gürün, Savaşan dünya ve Türkiye, 1986, C 2, 353 | "... ( hakem raporu ) Fenerbahçe'nin 4. golü geli- yordu . Böyle bir durum, Fenerbahçe için ne kadar büyük bir şans ise, Galatasaray için de o nispette bir talihsizlikti . ve bu talihsizlik bir şampiyonluğu da alıp götürüyordu.", Süleyman Tekil, Galatasaray tarihi, 1905-1985, 1986, 89"
hakemli | hakemi olan Yazıları sâhalarına göre bir hakemin denetiminden ve onayından geçtikten sonra yayımlanan dergi. | tam adı ulusal hakemli dergi olan, editörü ve en az beş değişik üniversitenin öğretim üyelerinden oluşmuş danışmanlar grubu olan, bilimsel-sanatsal özgün araştırma makaleleri yayımlayan, yılda en az iki kez yayımlanan ve son beş yılda düzenli olarak basılıp dağıtımı yapılmış, üniversite kütüphanelerinde erişilebilir olan dergi., | venus, 9.1.2004, EkşiS
s.
hakemsiz | hakemi olmayan | Prof. Dr. Zeki Hafızoğulları'na Armağan hakemli ve hakemsiz olmak üzere iki bölümden oluşacaktır., | 12.6.2015, | http://www.baskent.edu.tr/~zekih/2015/06/prof-dr-zeki-hafizogullari-armagani/, 26.2.2017g
s.
hakına | Adana. İlk doğumunu gerçekleştiren keçi. A R Pijli, 29.09.2016
a.
hakırdamak | İzzet Altınmeşe'nin müdavim düet sanatçısı Belkıs Akkale ile birlikte söylediği güzel türküsü ''Hak hak hakırdama'' sözüne de işlemiştir.Çok gülmek ya da birini görünce coşmak anlamlarına da gelir.,onedio, 12.8.2015g
f.
hakik | akik. | Yakut, inci, hakik, mercan / Bardak, tabak, çanak, fincan / Demir çelik bakır ve cam / Toprak bize neyi vermez, | Develili, 57
ar.
hakikat severlik -ği b.s. | Halkımızın ve bilhassa köylümüzün hakikat severliğini, her şeyi açıkça ve mertçe konuşmak ahlâkını kim inkar edebilir? , B S Ediboğlu, EK, 1953, 125
hakikatçi | Bazı hakikatçilere işaretini gönderiyor sadece; devrim, bilim, kültür, duygu... dinamikleriyle ilgili yepyeni postmodern ele alışlar, kuantum teorileri için için yepyeni yaklaşımlar ve yorumlarda bulunuyor; ne yönetme ne de yönlendirme, sadece bir farkındalık yaratma çabası onunki., | PBarışta, T, 17.7.2011
s.
hakikatli | 1. Vefalı | 2. Gerçek. | Zira hakikatli bir 12 Eylül soruşturmasında şüpheli veya sanık sayısı 500ün altında olamaz,-, GAvcı, Bugün, 4.3.2012
GTS+
hakikatsızlık -ğı | vefasızlık. | O vefasızmış. Yoksa kaybolmuş değildir. Ancak hakikatsızlığından aramıyor sizi., | FAtabek, DK, 135
a.
hakikatsiz | güvenilmez, vefasız. | Adiresin belli değil bildirim / Hakikatsiz zannedersin yar beni., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 107
s.
hakim | yargıç. | kürsü hakimi | fiilen mesleğini icra eden hakim. | Yargıçların ve savcıların örgütü olması gerekirken bürokratların at koşturduğu bir 'çiftliğe' dönüşen HSYK'da kürsü hâkimlerinin temsilini sağlayacağız., | MAltınok, T, 5.10.2010 özgürlük hakimi*
a.
huk.
hakimane | Derinden gelen, gür ve hakimane bir ses Tuyu-Kun'u kendisine getirdi., | AErgenekon, 36
z.
hakimlik –ği | hakimiyet, egemenlik. | Daha 1939'da Hareket dergisinin ilk sayısında şunları yazar: | 19. asrın milliyet Avrupasını yaşatıcı kuvvetlerin başında büyük sanayi bulunmaktadır ve büyük sanayiin 20. asırda kazandığı rakipsiz hâkimliği, zümre istibdadını hazırlayan gayesi her şeyi tanımaktan ibaret olan 19. asrın idealsiz müsbet ilimciliği olmuştur. N Topçu, Rönesans hareketleri, Hareket D, 1939, S 1
a.
hakimsiz | ... şehberderhanelerinde mahkemeleri olduğu halde memalik-i İraniyyede bulunan teba-ı Osmaniyye hâkimsiz, hekimsiz kalmışlardır. Hâkimsiz hekimsiz kalmanın ne kadar fena olduğunu hepimiz takdir ederiz. Bugün Hükûmet buna elinden geldiği kadar muâvenet çarelerini bulmak istiyor., Meclisi Âyan zabıt ceridesi, 1989, S 1, C 3, 208 | Bu yönergeye göre, 5 Nisan'da il ve ilçe başkanlıklarına sandık koyacağız, hakimsiz ön seçim yapacağız. Hakimli ön seçime son dönemde üye olanların katılma hakkı bulunmaması ve daha erken bir tarihte yapılması gerektiği için hakimsiz seçim kararı aldık diye konuştu., | 02.03.2015, | https://www.ulusal.com.tr/haber/8713501/vatan-partisine-uye-akini, 09.01.2025g
s.
hakirlik
a.
"Hakikaten bizim insanımız durgun yorgun. Böyle bir şeye heves etmiyorlar. 'Benim oğlum bir iş sahibi olsun da' zihniyetinde. Bunun için ben çok hakirlik gördüm, eziyet çektim, boşya şu işi dediler.", Aşık Bekir Doğan, Değer, Y 7, Mar 2021, S 87, 46"
hakk-ı karar huk | Taşınmazın tapuya kaydı için esas alınan hakk-ı karar, bugünkü anlamda kazandırıcı zaman aşımıdır. Gerçekten de, Eski Hukuka göre hakk-ı karar, miri araziye 10 yıl nizasız ve fasılasız tasarruf ederek, bu arazinin menfaat mülkiyetinin (yararlanma hakkının) kazanılmasıdır (AK. m. 78), | VBaşpınar, 2003 Başpınar, V.; Vakıf Taşınmazların Zamanaşımıyla İktisabı ve Hakkı Karar ile İlişkisi, Vakıf Medeniyeti Sempozyum Kitabı, Ankara 2003, | 91 vd.
s.
hakkaniyetli BTS- | Hakkaniyete uygun, adil, herkesin hakkını gözetir | Ortadoğu'da hem hakkaniyetli hem güvenlikli bir pozisyonu nasıl alacağız? , | AAltan, T, 8.2.2012
s.
bts-
hakkerim kuşu | Yüzüme değme rahat ölemiyorum. / Yüzüne değmeyin rahat ölemiyor. / Hakkerim kuşu doyuruldu / Sedirler kuruldu salâ duyuruldu. / Od alacağı karardı, | BünyaminK, 38 | 1 Eyl 2009 - kendiyle konuşmalara kulak misafiri olmak I. Kelaynak kuşu // yalın ayak / başı kabak / kelaynak / aynaya en son kim bakacak. // Hakkerim kuşu //
a.
hakkı yenilmişlik -ği | Bu, kendi dışına düşmanca ve nefretle bakan çok tehlikeli bir içe kapanış; hakkı yenilmişlik duygusundan beslenen irrasyonel bir toplumsal öfkedir., | GÖzaltınlı, KararG, 28.6.2016
a.
hakkına girmekBirinin hakkına tecavüz etmek, birisinin hakkını ihlal etmek | ... hakkına girdi ve bir buçuk şinik dahi çevrindi çıkdı. Ba'dehû bâkî kalan on sekiz buçuk kile ve buçuk şinik buğday un olub getürülüb kapanda vezn olundukda on yedi buçuk kile ve buçuk şinik un çıkdı. Ba'dehû mezkûr un kile ile dahi ..., | A Akgündüz, Osmanlı Devletinde belediye teşkilatı ve belediye kanunları, 2005, 138
dey.
hakkuran kafesi
b.a.
ar. hak kur'an
"Gücünüze gitmesin de hakkuran kafesi gibi eviniz var. Hem de üstümüzde oturanlar, altımızda oturanlar!... . Doğrusu hiç hoşuma gitmiyor bu.", 28-29"
haklamak | 1. Haklı görmek | Biz kendimiz söyleyip kendimiz dinliyoruz, kendi kendimizi haklıyoruz şimdi adama desen ki;, | dinazorlar turkmus haci, 8.6.2013 EkşiS | 2. öldürmek, 3. bertaraf etmek, etkisiz hale getirmek. | Silahsız kaldıklarına kanaat getirince, teker teker üzerlerine saldırıp onları hakladım. Bütün servete sahip olmuştum., | HDilibal, 17 | Bizi tutamazsa yavrularımızı haklar., | VSevim, 180 | 4. kandırıp istediğini elde etmek. | Olur iş değil, aşk olsun tosunlar. Hakladığınıza memnun oldum sersemleri. Bravooo..., | KTahir, AşkÇetesi, 104
f.
Haklı söz haksızı Bağdattan çevirir
atasözü.
Doğru söz, yanlış yolda çok ilerlemiş kişiyi bile yola getirir.
haklıca
z.
haklı olarak.
"60lı yıllarda bir durgunluk dönemine girmiş öykücülüğü yeniden canlandırmış, Bekir Yıldız'dan (Reşo Ağa, 1968) sonra Sait Faik Ödüllü Parasız Yatılı (1971) ile 1970lerdeki öykücülüğe damgasını vurmuş usta yazar Füruzan, özgeçmişinde de haklıca belirtilği gibi ... ", K Gündüzalp, CumKitap, 6.7.2023, 8 "
haklık -ğı | hak, hakikat olma hali. | Hem ağaçlar kıldılar ana sücûd / Oldılar haklığına cümle şühûd., S Çelebi, Mevlid, ? , 41
a.
haklılaştırılmak | Eşitsizliği, baskıyı, insanın insan üzerindeki tahakkümünü meşru sayan, bugüne kadarki tarihi haklılaştıran bu sözde gerçekçilik tam bir yanılsama olmaktadır., | VarlıkD, 1975, S 1048-1053, 59 | ... psikolojik ihtiyaçlarının, yeniden üretimin somut, | maddi, sosyal ilişkilerinden kaynaklandığım' ve | kültürü yönlendiren ve haklılaştıran düşüncelerin bu altta yatan somut sosyal dinamiğin yansıması olduğunu' önererek tanımlamaktadır., | SÇakır/NAkgökçe, 1995, 74 | Türkiye'nin bu yıllarda Avrupa Topluluğu'na dönüşünü haklılaştıran hukuksal, siyasal ve stratejik nedenlerin dışında bazı konjonktürel nedenler de vardı., | AEralp/ANYurdusev, TürkiyeveAvrupa:BatılılaşmaKalkınmaDemokrasi, 1997, 143
f.
hakperest
s.
doğrucu, doğruya tapan.
"Hak perest olanın kalbindeki servet, dünyanın kalp akçası ile kıyaslanırmı hiç?", Acar tuncer, Kervan, 31"
hakperest | Fakat milliyetçi, yanlış, kendisine karşı yapıldığı için tepki gösterir iken hakperest yapılan şey yanlış olduğu için tepki gösterir. , MücahitBilici, T, 25.9.2013
s.
hakperestlik -ği | hakseverlik, hakkı savunma hali. | Eşitlik isteyen Kürde (karşı-tahakküm özlemcisi) Kürtçü yaftası yapıştıran kişi, şu iki şeyi (bir konuda örtüşmeleri durumunda) birbirinden ayırma kabiliyetini yitirmiş demektir: milliyetçilikve hakperestlik., | MücahitBilici, T, 25.9.2013
a.
haksever BTS+ | doğru bildiği şeyden ayrılmayan kimse, hakperest | +İçleri kükürt gazı dolu kabarcıklar, haksever eleştiricilerin kalemlerinin ucuyla delinip patlatılmaya başlamıştır bile., | RIlgaz, AkşamG1968/Yansıma, 275
s.
bts+
haksız | Eyvah! Görüyor musun, nasıl haksızlar hak sahibi oluyor., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 170
s.
haktanır | Bu gece Bloomberg tv de Aslı Şafak'ın misafiri Bülent Eczacıbaşıydı. Çok olumlu ve haktanır konuştu., | Hüsrev Hatemi, 11.08.2024
s.
hakuna matata afr. sorun yok; mesele değil. | Kenyalı askerle göz göze geldim o an. Gülerek baktı bana 'hakuna matata' dedi., | TKöseoğlu, T, 20.1.2012 | Hakuna matata' en çok duyduğumuz kelime. 'Takma kafana' veya 'Boşveeer' diye tercüme edebilirsiniz. Bir rahatlığın, stresten uzak durmanın ifadesi ama keşke 'Boşveeer' demeselerdi, kara kıtanın kaderi farklı olabilirdi., | Münal, Z, 15.10.2012
hakure | fıkıh | ... zapt ve tasarruflarında olan 'ukûd ve hâkûre (??????) ve istitrâflarına-., | (İhsanSatış, 9 Numaralı Kamame Kilise Defteri, Bâb-ı Asafi Divân-ı Hümâyûn Sicilleri Kilise Defterleri, No:9, s.175) | Mezraa ve köylerin tamamı veya bir bölümü ile bostan, arz, kürum, tahun, habeliye, garas, hakl, beyt, hamam, han, gayt, dükkân, ma'sara, hakure, ıstabl, vb. taşınmazlar mülk olarak şahısların tasarruflarında olabilmektedir./ Mezraa, köy, garas, tahun, dükkân, hakure (sebze bahçesi), hakl (tarla) beyt, kürum, ma'sara, arz, bostan, hasin (? ), hammam vb. taşınmazlar mülk olarak kaydedilmişlerdir, | 401NumaralıŞamLivasıMufassalTahrirDefteri(942/1535), Ankara 2011, I, 39/57
a.
hal | eskiden l kalın şimdi İstanbul Türkçesinde ince okunuyor. | hall durum Ne ise halın o çıksın falın | Soğuduktan sonra fala bakacak kişi tarafından çoğu kez, 'ne ise halin, o çıksın falin' denerek açılır ve telvenin fincanda bıraktığı şekiller benzetilerek, içe doğan şeyler söylenir., | KurukahveciMehmetEfendi, 2014 Hal ile nasihat kâl ile nasihatten iyidir Yaşayışla öğüt verme, örnek olma, söz ile öğüt vermekten iyidir. Sahaf Nusret 25.6.2011
ar.
hal bilemz
b.s.
halden anlamaz.
"Ziyankar olma komşuya / Sırrın açma naşiye / Uyma hal bilmez kişiye / Taş getirir yola gardaş (Uy aman aman Ey)", Türkü, Kars, Sarıkamış"
Hal bilmez | krş. Yol bilmez, değer bilmez, kıymet bilmez. | Ayıplarım gönül seni / Hal bilmeze hal sorarsın / Yanında bülbül dururken / Kargalardan gül sorarsın., Halk türküsü |Değer verdin hep beş para etmeyenlere. / Hal bilmeze yol bilmeze uzanan ellerin / Şimdi nasıl da yorgun dönüyor kendine., | İnan Durak Taş, 7.9.2018, feysbuk
s.
hala | Hale'den dayı'dan annenin kardeşi, teyze
ar.
halâs
a.
Boğazda işleyen bir gemi.
ar.
"Susmuş Heybelide Sultan-i yegah / Körfezde mehtabın iri gülleri solmuş / Boğazda süzülen Halâs İnşirah / Eski yalılar ve iskeleler / Şimdi birer hâtıra olmuş", İlhan Geçer, 1986, 81"
halaybaşı
b.a.
halayın başına geçip oyunu yöneten.
tr.* halay-baş-ı
"o pişiridi bizim çiğdem pilavımızı. eline mendil alır, halayın başına geçer, halaybaşımız olurdu..", A Cılga, 1980, 37"
halayıklı | halayık bulunan. | Hizmetçili, halayıklı evlerde bu saadet bulnmaz, der., | M Naci, 1969, 16
s.
halazade | Hele halazadesi Celis'in inşatlarına hiç tahammülü yoktu., | YKK, KiralıkKonak, 17
a.
halbur | kalbur. (Afşın) | Hocam elek çeşitlerinin ismini yazıyorum sözlük için, gözenekleri en açıktan en dar olanına doğru sıralıyorum: Sarat (gözeneği en açık olan), Gözer, Halbur, Elek. Hocam sözlükte bu kelimeler yoksa, daha fazla açıklama için not alabilirim. Bunların her birinde farklı şeyler eleniyormuş mesela., Esra Çetinkaya, 16.04.2025
a.
halbur | kalbur. Sıklığına göre gözenekleri en genişten en sık olana doğru elekler: Sarat: Nohut, fasulye elenir. Gözer: Buğday, arpa, mercimek elenir. Halbur: Sıklığına göre çok çeşidi vardır. Örneğin; bulgur ve buğdayın içindeki kırıklar elenir, pilavlık bulgur elenir, düğürcük (ince bulgur) elenir. Elek: Un elenir. Esra Çetinkaya, 16.04.2025/26.04.2025
a.
haldar
s.
"Halimin haldariyim / Bir altın kantarıyım / Kanadım yoktur felek, / Ankadan yukarıyım.", San, Hicranî, 227"
halden düşmek
dey.
yorulmak.
ar. hal + tr. düş-
"Cırttan'ın ninesi kapıyı açıp karşısında yoksul bir kadın görünce dilenci sanmış, yardım etmek istemiş. fakat Cadı yine ahlaya ohlaya: "Çok yorgunum, halden düştüm," demiş. "Beni Tanrı konuğu eder misin?", Y Feyzioğlu, Cırttan ile Sihirli Topuz, 27"
halden salmak
dey.
güçsüz bırakmak | öldürmek*
ar. hal + tr. sal-
"Topuz Kamber'in kafasına kafasına inmeye başlamış... Kamber kaçmış o kovalamış. Sekinin altına girmiş. Kamber'i halden salmış. Cırttan keçiyi alıp yine ninesine dönmüş.", Y Feyzioğlu, Cırttan ile Sihirli Topuz, 35"
Haldır hayat | Bir yanımız gecekondu, diğer yanda tezek tezek köy, / Ve büyür gider, büyür gider içimizde | haldır hayat kasaba...
haldur huldurluk –ğu | Yaşama arzusu mu daha baskın, ölme korkusu mu? Bir haldur huldurluk, bir nobranlık Korona günlerinde de geldi gidiyor. Yahu adam, bi' durul, biraz müziklerde resimlerde şiirlerde kaybol... Hayır, gözü hâlâ laylaylomluklarda. İyi de beyefendi nereye kadar? Bitti bitti. Bazan biter., | M İdris, 26.3.2020, twitter
a.
halelât | Ç. Haleller, bozukluklar, eksiklikler. | Tadât-ı halelât ve tafsil-i seyyiâtına imkân olmayan muharebeler zamanında bu Milletle bu Memleket üzerinde lâübâli seyredenlerden hesap sormak günü gelmiş ve hattâ biraz da geçmiştir. Kanunu hâkim kılmak için bu halka yalnız fukara-yı ..., TBMM, Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, 1992, S 4, C 1, 106 | Ve sonradan gelen fukaha-yı izâm dahi müctehidîn-i müşârunileyhin eserine iktifâ ile bu ilmin teâlî ve tekâmülüne hidmet ve kitablarında Kitâbu'l-mahâzır ve's-sicillât ünvanı altında tafsilat-ı mühimme ita ve bazı ilamâtın halelâtını ta'dâd ile tatbikat cihetine dahi itina eylediler., Ali Himmet Berki, Kitâbu'l-mahâzır ve's-sicillât
ar.
haleleşmek | Hale + tr. -leşmek halkalaşmak, aylalaşmak, ışıktan daireler çizmek | Bir ter damlasına yumurtasını bırakabileceği söylenen dişiler, kendilerinden üreyen sürülerin, akşamüstleri kırlara serinlemeğe çıkan insanların başlarında haleleştiğini gördükçe, sevinçlerinden çılgına dönerlerdi., | CUçuk, CB, 156
f.
ar.
GTS-
haleli | Dam üstüne çul serer / Leyli de yâr, loylu da yâr / Loy loy loy / Bilmem yâr kimi sever / Halelim nenni de, kınalım nenni de / Belalım nenni de nenni, Dam üstüne türküsü, Sivas
s.
haleluya | Sevinç belirten ses | Haleluya! Her gün hidayet haberleri geliyor., | RamazanRasim, T, 30.9.2011
ünl.
Halep işi | İpekli Halep işi kuşağı çözülmüş, yerde sürünüyor ve ayağına dolaşıyordu., | Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf, 96
a.
halhallı
s.
halhal takmış.
"Nedense gözümün önünde asıl canlanan, elimle tutacakışım gibi yaşayan şey bu hüsün âlihesinin halhallı, çıplak, ufacık ayağı ve ucu sipsivri, minimini kırmızı atlas pabucu idi... ", R H Karay, Bir içim su, 1982, 71"
halhalsız
s.
halhal olmaksızın.
ar. halhal + tr. -sız
"Yüzüksüz parmaktan, halhalsız koldan / Busesiz bukaktan, kemersiz belden / Oynaşlı gelinden, güreşli duldan / Namuslu çingene kızı şirindir . .","
İlhan Yardımcı, Taṣtan Hicrānī, Büyük halk şâiri Bayburt'lu Hicrânî, 1968, 40
halı | halının altına süpürmek (sorunu)Kaynana temizliği Ertelemek, ileriye, sonraya bırakmak | Halbuki, halının altına süpürülen ve yok olması beklenen sorunlar öylesine taşıp büyüdü ki, halının bütününü sürükleyecek oldu! FuatBol, TürkiyeG, 15 Temmuz 2010 bugünün işini yarına bırakmak, ertelemek anlamına gelen bir deyim. (İTÜ S chixculub, 13.10.2007) | Deyimliğinin dışında kaynana temizliği diye de adlandırdığımız, sehpanın üzerindeki örtüyü kaldırmadan sehpanın açıkta kalan yerlerinin tozunu almak gibi türevleri bulunan, çok uzun süre yapıldığında halıya basıldığı zaman zemini hissetmemeye neden olacak pasaklı karı icadı. (İTÜ S beyazzakkum, 13.10.2007)
dey.a.
halının altına süpürmek (birşeyi)
dey.
Bir işi zamanında yapmaktansa ertelemek.
"Ancak Netanyahu her fırsatta savaştan sonra kapsamlı bir soruşturma yapılacağını belirterek gelen eleştirileri halının altına süpürmeyi tercih ediyor.", "
Hürriyet, 13.11.2023
halife
halikarnaslı | bu Halikarnaslı balıkçıların türküsü, | TPamir, (1948) 1957, 15
s.
halikıyyat | yaradılış, yaradılışlar. | İşte bir alay sualler ki bu ikinci kısım muarızlarımızın hâlikı kâinât dedikleri tabiat hakikaten halikıyyatın lazimi gayri mufarikı olan kıdem, beka, ilim, hayat, irade, kudret, kelam, tekvîn, ferdiyet ve ehadiyyet ve havadise muharefet gibi sıfatı kemâliyye ile muttasıf bulunuyorsa bu kabîl tabiiyyunun mümin ve muvahhid olduklarında iştibah edilemezse de bu evsafı ülviyyei ilâhiyye ile muttasıf olamıyan ve bir kısım dehriyyunun dedikleri gibi şuûr ve iradesi bulunmıyan mevhum bir kuvvetten ibaret telâkki edildiğine göre bu çeşit efkâr ve hissiyatta bulunan tabiatçilerin de o maddiyyun gibi pek yanlış bir yola sapmış ve illeti maddiyyeyi illati failiyyeden tefrik edemiyerek çok aldanmış olduklarında iştibah edilemez., A Korunan, Basair, 1941, 83++
ar.
halil ibrahim bereketi
dua.
"Ey İstanbul ağziyle mal satan simitçi / Çocukları eşeğine bindiren sütçü / Halil İbrahim bereketi kesenize.", Oktay Rifat, Uludağ sokak satıcıları, OVK, Ülkü, 1946, C 27, 21"
halilen | Hâl-ilen. hali ile | Siyasi hedefleri gelip, | Kemalizm'i güncellemeye dayanıyor halilen., | OMiroğlu, T, 18.2.2012
z.
halislik -ği | halis olma hali. | Ağrılara karşı Aspirin Bayer 2 ve 20 komprimelik ambalajlarda bulunur. Ambalaj ve komprimelerin üzerinde halisliğin timsali olan (Bayer imi FG) markasını arayınız., Kurun G 27 Şub 1935, 12
a.
halisüddem | saf kan | ... amca beyin çenesi halisüddem bir Arap kısrağı gibi açıldıkça açılır, önü alınmaz, peşinden yetişilmez bir halde geçer gider. | , | KTahir, AşkÇetesi, 100
a.
halk günü
b.a.
1. Vali, belediye başkanı vb.nin sorunlarını dinlemek için halkla görüştüğü gün. 2. Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinin, bazı dükkanların düzenledikleri ucuz matine | halk matinesi.
halk hekimliği
b.a.
x
ar. halk hekkim + tr. lik-i
"Halkın, olanakları bulunmadığı için, ya da başka sebeplerle doktora gidemeyince, veya gitmek istemeyince, hastalıklarını tanılama ve sağaltma amacı ile başvurduğu yöntem ve işlemlerin tümüne "halk hekimliği" diyoruz . Bu açıdan "hastalık" deyimi de alıştığımızdan geniş bir anlam kapsar.", P N Boratav, 100 soruda Türk folkloru: inanışlar, töre ve törenler, oyunlar, 1973, 149"
halka halka tatlısı*
halkalanmak
f.
"Beyoğlu gecelerinin havasında hep o dilden ve o şiveden, o cilveli fuhuş ahengi halkalanırdı.", R H Karay, Sonuncu kadeh, 35-36"
halkalanmak | 1. 2. Birisi tarafından bir şeyin halkayla çevrilmek, kuş halkalandı. | Aras Nehri Kuş Cenneti'nde 2012'nin mayıs ayında KuzeyDoğa Derneği uzman ve gönüllüleri tarafından gerçekleştirilen halkalama çalışmasında ağırlığı 17.3 gr olarak ölçülen karabaşlı ötleğen, halkalandıktan sonra salındı., | M, 7.6.2013
GTS+
halkevci | Halkevci kadınlar kampı sonuç bildirgesi, | 13.11.2009, | İzmir Halkevci Kadınlar kahvaltıda bir araya geldiler, | 27.9.2015, | http://www.halkevleri.org.tr/sozumuz/halkevci-kadinlar-kampi-sonuc-bildirgesi, 12.1.2017g
s./a.
halkıyat | Folklor, halkbilimi, halkbilgisi. | İşte bu makalemizde lüzum ve ehemmiyetinden bahsedeceğimiz | Halkiyat ilmi de on dokuzuncu asrın mahsûlatı âhiresinden biridir. Ulümü içtimaiyenin yeni fakat mühim bir şubesi olan | Folklor' hakkında Avrupa'da senelerden beri kitaplar, risaleler, mecmualar neşrolduğu her yerde muhtelif cemiyetler teşekkül ettiği halde, biz maatteessüf hâlâ böyle bir şeyin mevcudiyetinden bile gafiliz., | Köprülü, İkdam, 6.2. 1330[19.2.1915], Sayı:6091/MöcalOğuz, Türk Halk Edebiyatı El Kitabı
ar.
halkla ilişkilerci | [M]esleklerini dahi teker teker sayar: arkeoloji okumuş halkla ilişkilerci., | YMEroğlu, T, 3.4.2012
s.
halklaşma | halk haline gelme | Baksanıza içinden geçmekte olduğumuz konjonktür, bir halklaşma sürecidir; dünyayı karıştıran ve bir keşkek kazanındaki gibi altını üstüne getirerek fokurdayan., | NÇınar, T, 22.8.2011
a.
halklaşmak | Yazar kişi kendini unutup okuyucuyu düşündüğü zaman yazarlığın doruk noktasına erişir. Eseri de halklaşır, kamulaşır, yaşar., | İHBaltacıoğlu (ŞYaşatan), KamanCamiindeKonferans, 1961, 3
f.
halklaştırılma | Başkan adayımız için varsa da kıyıların halklaştırılması, yoksa da kıyıların halklaştırılması idi., | NGüreli, 43 | 1947'de başlayan 'yumuşama', Kemalist laikliğin | halklaştırılması, daha geniş bir halk tabanına oturtulması hareketi oluyor., | MCYüce, 1.2.2008, old.mehmetcanyuece.com/.../845-islamci-hareket-refah-partisi-ile-devlet-..., 14.1.2016g
a.
halklaştırılmak | ...bundan başka Rusya Türk-Tatarlarında bugün doğmakda olan 'Yeni Edebiyat' Osmanlılarda olduğu gibi eski klasik edebiyatın tamiri ve halklaşdırılmasından ibaret olmayıp hakikaten halk lisanı ve halk edebiyatı üzerinde kurulmuşdur., | x, | 196, ty. | Partilerin tarikatlarla geliştirdiği ilişki ise laikliğin, halklaştırılmasından başka bir anlama gelmiyor., | qbatan.blogcu.com/abd-gudumundeki-turban-ve-akp/3019734, 14.1.2016g
s.f.
halklaştırma | İşte, kıyıları halklaştırma kampanyasının halka ilk yararı böyle oldu., | NGüreli, 47
a.
halklaştırmak | Kıyıcı başkan da başlangıçta 'Kıyıları halklaştırmak' cayırtısıyla belediye başkanlığını kazandığından şimdi güç durumda kalmıştı., | NGüreli, 51
f.
halksızlaştırmak | Kısacası savaş dediğimiz zaman halksızlaştırılan toprak parçalarından söz ediyoruz.KorhanGümüş, T, 4.8.2014
f.
halkvari | ... çok şey bilir ve malumat sahibi olabilir, fakat bu bilgilerin ibtidaî, halkvari, kulaktan dolma bir bilgi mi, yoksa disiplinli, sağlam ilke ve kurallara dayanan bir bilgi mi olduğunu icazet ifade eder. H Atay, VakıflarD, 1981, xııı, 188.
s.
hallaşmak | İstişare etmek | Hallaşalım dağları aşalım istişare edelim., | FG, 10.5.2014
f.
halledivermek
bf.
derhal çözmek, hemen çare bulmak.
"Mustafa ile arkadaşları, bir gün bu meseleyi konuşurlarken, yanlarına gelen ve kendilerine ağabeylik yapabilecek ileri yaşta, ve hukuk mektebinin üçüncü sınıfında bulunan Eğeli bir talebe, onu hemen hallediverdi... -Veli mi?... Onu derhal bir kaç kuruşa tedarik edebilir, ve daima da cebinizde taşıyabilirsiniz. Üç arkadaş hayretle birbirlerinin yüzlerine bakıyorlar, ve izahatın arkasını bekliyorlardı. Eğeli talebe devam etti.", Z M Alsan, Mustafanın romanı (Hürriyet pervanesi), 1943, 15 "
halledivermek | Sade formayla olmaz. Ayakkabı ve eşofman da almak lazım... Al şu parayı, sen hallediver..., | TAral, SÖ, 138
bf.
hallenme | Her yazın kendine ait başımıza kaktığı modalar, takılar, hallenmeler varsa eğer, bu yaz o da yoktu., | AÖzyılmazel, Sbh, 19.8.2015
a.
hallenmek (birine) | (nsz) 1. Yeni bir duruma girmek, değişmek: ?Çisen çisen yağmur yağar çiçekler / Haziranda mavi nergis hâllenir? -Âşık Ali İzzet. 2. Kendinden geçmek, bayılır gibi olmak. 3. (-e) argo Bir şeye karşı istek duymak. | 1. Yıllardır her | Ben ihtida ettim nidasına bir avuç tuzla koşan kompleks abidesi muhafazakarlara, şimdi bir de sen halleniyorsun belli ki. S Yusuf, Star, 20.06.2010 3. –e | Fransa'nın (ve hempalarının) Mali'ye 'hallenmesinin' nedeni elbette sadece radikal İslamcı zulmüne kalkan olmakla, kara kaşa kara göze kurban olmakla açıklanamaz., | K Atkaya, H, 29.1 2013 | Rüzgar eser ceviz dalı sallanır / Selvi kavak rüzgar ile hallenir., | Develili, 25
argo argo argo
GTS+
halleşmek GTS-f. | 20 Ekim 2009'da kaleme aldığım yazıda işte bu türden sorularla halleşmeye çalışmış,, | AGörmüş, T, 9.4.2013
hallice | Durumu benzerlerine göre biraz daha iyi olan. | Ne anlatayım lan, hayatım öğrenciden hallice işte... En fazla ne olsun.' Kapı bir daha çaldı., Büşra Yılmaz, 4N1K, 2015
s.
halojen | Halogène (l ince okunur) kim. Madenlerle birleştiğinde tuz verebilen flor, klor, brom ve iyot elementleri., tuzveren holajenli
a.
fr.
halojenli | Halojenli Organik Maddelerin Ardışık Biyolojik (Anaerobik /Aerobik) Sistemlerle Giderimi (Removal of Halogenated Compounds with Sequential (Anaerobic /Aerobic) Biological Systems), | GökselNDemirer, 1998? | https://enve.metu.edu.tr/halojenli-organik-maddelerin-ardisik-biyolojik-anaerobik-aerobik-sistemlerle-giderimi-removal, 19.1.2017g
s.
haloş | halacığım. | İlk etamin kiti mi sen almıştın haloş, Betül Araz Demircioğlu, 07.10.2024, Saliha Malhun'un gönderisine yorum, Facebook
a.
Halt etmek
b.f.
1.1. Karıştırmak. 2. Münâsebetsiz bir şey söylemek veya yapmak, yakışık almayan bir davranışta bulunmak.
dey.
ar. halt: karıştırma + tr. et-
“Ha Vatan’a ihânet etmiş, ha düşman’a hizmet etmişsin. / Din iman gibi: Milliyetini de kaybetmişsin… / Netice olarak: sen halt etmişsin… / Bir hiçsin Sen artık, çünkü: kopmuşsun Bizden…", Ali Bozdağ, Üç Mevsim, 57
halt etmişlik -ği | Örgütün geçmişine baktığımızda, Arap Baharı dönemi öncesinde birkaç ufak eğlence amaçlı saldırı dışında bir halt etmişlikleri yok., | İÜÇiçek, 28.12.2015, rindan halt yemek deyim | Evli herifler ne haltlar yiyorlar, budala kızım, diyerek ensemden tutup sarsmaya başladı., | FAtabek, DK, 1972, 96
a.
halta I | 1. kıravat. 2. | köpek tasması. Oduncunun baltası yok, / Sokakta bir tazı gezer / Boynunda haltası yok..., Naciye Poyraz, 1979, 18 | 3.
a.
halta II | geniş, bol DS
s.
halta III | şalvar DS
a.
halta IV | çarık ya da ayakkabı yamalığı. DS
a.
haluj | peynir veya patates ile hazırlanan haşlanmış Çerkezlere has hamur işi. Çerkez mantısı. | Genel günlük tüketimde çerkestavuğu ve haluj ön planda gelenlerdir' diyor ve haluj tarifi veriyor., | PBarışta, 19.9.2010
a.
halüsinatif | sanrılı, sanrısal. | Biz geçtiğimiz haftalarda bir histeri krizinin halüsinatif alemindeyken dünyada neler oldu? , | GKarabulut, T, 29.12.2011
s.
halvet | halvet olmakbir kadınla erkek gözlerden uzak biçimde baş başa kalma; cinsi birlikte bulunma | Beş sene boyunca bana aldıkları, verdikleri kadınla halvet olmadım-., | RehaMağden, 2005, 137
dey.a.
ham hum şarolop | 1. önemsiz, boş söz. işe yaramaz , değersiz [ söz ]ham hum şaralopla vakit ..., F Devellioğlu, Türk Aargosu 1959, 94 ( Ne mi anlatıyor ? Ham hum şaralop.), N Muallimoğlu, Türkçe bilen aranıyor, 1999, 545 | Ali - Neler söyliyorsun hanım, sen aklını mı kaçırdın? Şimdiki kanunlar böyle ham hum şaralop yutar mı ? Ne diye kendini hem de beni üzüyorsun. HÜRMÜZ - Nem var zaten. Bunca yıldır ev yaptın kendi üzerine , dükkân aldın kendi üzerine , onları da öteki mahkemeye masraf , beriki adama tazminat verir gözlerini kaparsan ben sokaktamı kalacağım., Bedri Yıldırım, Kavga sonu, 1938, 30 | 2. [Dalavere veya el çabukluğu ile göz boyamak] (Ham hum şaralop, bir de baktık ki, bu kelimeler de kapı dışarı tekmelenmiş). | HAM HUM ŞARALOP ETMEK Doğru dürüst konuşamamak , sözü ağızda çiğnemek , fikrini iyi anlatamamak , atlatmak 1 İAHT.96 - Sana söz söylediği zaman hiç sesini çıkarmaz , sadece ham hum şaralop dersin., S Emir, Türk piyeslerinden derlenen Türk halk deyimleri, 1968, 42-43
ham I | ham olmakacemi, toy, terbiye görmemiş kalmak? | Güller kızarır şerm ile ol gonca gülünce
dey.a.
ham II | ham yapmakAkşama kadar da bu şehri İstanbul cebimdeki yövmiyeyi ham yapıp yutuyordu..., | Fırt, S 434, 03.07.1984, 16 | Truva atının kendilerini ham yapmasından korkan Atatürkçü CHP.liler genelde sessiz., | M Aşık, M, 16.10.2003, 17 | Kaplan ham yaptı ama şov devam edecek, | RCumartesi, 18.10.2003, 2
dey.a.
ham-hum etmek kem küm etmek, gevelemek, konuşmadan evvel yutkunmak, boğazını temizlemek? | Hükümet bir süre 'ham-hum' etse de sonunda –fazla da uzatmadan- olanı olduğu gibi kabul ediyor ve özür dilemeye hazırlanır gibi jestler yapıyor., | MBelge, T, 3.1.2012
hamâilli
s.
hamâili olan. hamail omuzdan çaprazlama olarak bele inen bağ.
"Kandır bu kılıçlar, bu hamâilli göğüsler", M C Kuntay, Kongre eğleniyor "
hamailli | Kapıyı çaldık. Boynu hamailli, şişmanca ve yaşlı bir kadın kapıyı açarak ne istediğimizi sordu., | Başgil, 9
s.
hamam anası | Uyumayan çocukları korkutmak için uydurulan | hamam anası geliyor türünden korkutmacalara benzeyen bu sözlerde | insan var mı? , | M Altan, 09.11.09, 13 | hamam bohçası | Hem de nasıl?. Eski koca karıların arkasından hamam bohçasını attıkları gibi... -Ev sahibi protesto mı çekti? | , | GugukG, 17.5.1947, 1
b.a.a.
hamam otu | Vücuttaki lüzumsuz kılları almak için çamur kıvamında kullanılan toz. nûre far. hamam otu Tuhfe-i Muradî. ordu tal DLT. | Vaiz dedi ki: Uzun olursa namaz mekruh olur. Ya hamam otu ile, ya da ustura ile tra? etmen lâzım ki namazın tamam olsun, kabul edilsin.' Kadın: 'Ne kadar uzun olursa namazım kabul edilmez MÜSTEHCEN ..., M C Anday, Sosyalist bir dünya, 1975, 37 | ... yüzünden İran ülkelerinde anlaşılmaz hale gelmekte olduğunu bu nevi neşriyata Şeyh Saadi'nin | Gülüstanında şairin gül kokan bir hamam otu ile konuşmasına dair mâruf parçasında «hamam», «mahbub», «abîr», «lâkin», «müddet», «kemâl», «eser» gibi halk dilinde yerleşmiş arapça kelimeler atılarak yerlerine «germâbe», «bercüste», «sepen-tu ..., Togan, Türklüğün mukadderatı üzerine, 1977, 51
b.a.
hamamlatmak | banyo yaptırmak, hamama sokmak | Aldı getirdi. Hamamlattılar. Berberlettirdiler. Mahıfiruz'un yanına geldi., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 130
f.
hamamlık -ğı | hamam, yunak, yıkanma yeri. | Daha kötüsü, oda hamamlıkla karşı karşıyaydı., | OKemal, HÇ, 9
a.
hamanda hemen hemen.
hamasilik -ği | hamasi olma hali. | Kitle bilinci, hamasilik ucuz kahramanlığı da çok kışkırtır., | Y Aktay, YŞ, 3.6.2019
a.
hamayıl tatlısı | laz böreği*. | Ben çocukken annem Trabzon'da hamayıl tatlısı yapardı. Sonra İstanbul'a gelince onun başka versiyonuna laz böreği dendiğini gördüm. Ama bizimkiler üçgen yani hamayıl şeklindeydi. Annemden sonra da bir daha yapanı görmedim., | Murat Başman, 28.07.2024, facebook
b.a.
hamaylı | hamail | ...Ermeni bir papaza gittik, bizi hamaylının –hamaylı dairevi, yekpare kuşak, demek oluyor- içinden ve beni ayrıca zevcimin (sic) tumanının içinden geçirdi. Ondan sonra çocuğumuz oldu: Kız., | RehaMağden, 2005, 137
a.
hambıllık -ğı | Bu makineyi gördükten sonra yapılan her çorba bana hambıllık olarak geliyo[r]., | 15.7.2013, | https://www.youtube.com/watch? v=BcDUkRJFGsg, 28.12.2015g | hem cinyıs hem de hambıl yav time'ın kapağında görürsek seni şaşırmam yav / Aynı zamanda da bandılım. Cinyıslık, hambıllık vs. hepsi tek pakette toplanmış resmen., | 5.9.2013, | http://oyungezer.com.tr/forum/discussion/901839/doek-icini-/p1040 , 28.12.2015g
a.
hamdemir / ham demir
b.a.
işlenmemiş demir.
ar. ham+tr. demir
"Kaleden iniş mi olur / Salın ey salın ey sallan gel / Ham demir gümüş mü olur?"
Gaziantep türküsü
Hamdemirci
s.
hamdemir işiyle uğraşan kimse.
ar. ham+tr. demir+ci
"Hamdemirci" "
Soyadı
hamfendi
a.
hanımefendi.
"Merdivenlerden, siyah çarşaflarının uzun, ipek eteklerini sürüyerek hamfendi, ve teyze hamfendi iniyorlardı.", C Uçuk, DŞ, 1971?, 150"
hamidizm, whole person yetiştirmek 12.02.2025,
hamiyet-mendân | Ermenice anlar ve biraz konuşurum. Sa'yim ise teab-ı nâ-pezîrdir. Şimdiki Mülkiye heyet-i teftişiyesinin erkân-ı hamiyet-mendânı ile memurîn müdiriyetinden ahvâlim tezkiye olunabilir. Fî 7 Kânun-ı evvel sene (13) 32. Bu devir esnasında Ali Haydar Bey, bu sınıf arkadaşıyla dertleşmiş ve | mutasarrıflığın kanunî yetkileri içinde ve en küçük teferruata kadar olan işlere Vali Rahmi Bey'in istibdatlı bir müdahale yolu tutmasından usandığını ve her işe karışmasından işten çekildiğini anlatmıştı. Rahmi Bey'in İzmir valiliği hakkında bilgi için: Kâmil Erdeha, Millî Mücadelede Vilâyetler ve Valiler, İstanbul, 1975, | 371-373
s.a.
hamiyetperverâne
s.
Milletin seviye-i irfânını yükseltmek ve hakk u hakikat için zaten fıtrî olan meyil ve istidâdını tenmiye hususunda erbâb-ı fazl u kemâl tarafından masrûf olan himem-i aliyye-i hamiyetperverâne el-hak sezâvar-ı şükrandır.
hamlesel | Buna karşı Önderliğimizin dahice geliştirdiği mücadele stratejisi ve gecikmeli de olsa hareketimizin aldığı 1 Haziran kararlaşması temelindeki hamlesel çıkışı, bu sürece Kürdistan Özgürlük Hareketi adına verilmiş en etkili cevap olmuştur., | MKarayılan, 28.11.2006, | http://istanbul.indymedia.org/comment/329566, 27.8.2015g
s.
hampadan zf: haybeden, beleş | Çalışmayınca kim ne verir insana hampadan, hemen dua oku, olsun! Nerde o yoğurdun bolluğu? , www.lahuti.com, 5.8.2008 | Hampadan kazanmakta oldukları paralar uğruna, | uyuşturucu müptelasına çevirmekteler hepimizi., | RTahiroğlu, T, 10.10.2010 hampadan pampa | Olmayacak bileşenlerle sonuç aramak; abesle iştigal. kelamist.blogspot.com, Mart 2010
hampartzum notası | Eserlerin bazılarının notaları hem Ermeni kültürü içinde yer alan Hampartzum notalarıyla, hem de Batı nota sistemiyle verilmiş., | PBarışta, T, 15.4.2012
a.
hampasında gezmek
deyim
birine sıkıntı vermek, yük olmak.
“Hampamda geziyorsun?” Hampa; sırt, omuz anlamındaymış hocam. Sırtımda geziyorsun, bana sıkıntı veriyorsun manasındaymış yukarıdaki kullanımıyla. Kubbealtı sözlüğüne baktım sadece deyim olarak kullanmış, linkini paylaşıyorum hocam
İyi geceler dilerim.", E Çetinkaya, 25.08.2025, WhatsApp
hamsa | beş. | Sandukanın alt tarafı ile üst tarafından bulunan çekmecenin içindeyse Hz. Fatıma'nın eli sembolü 'Hamsa' ve Hz. Davut'un yıldızı diye bilinen figürlerden oluşan deri rulo bulundu., | Hr, 14.9.2018
a.
hamtıraş / ham tıraş | gepgenç Henüz tıraş olmamış kadar genç | Amması mamması yok. Hele öyle bir şey olsun... Ben onun uğruna hamtıraş erimi teptim!, | OKemal, HÇ, 24 | -Oğlum öldü ham tıraş, bense kaldım kır tıraş; dünyada ölüm olduğunu bilseydim koymazdım taş üstünde taş... demiş., | | http://www.bozkir.com/index.php? option=com_content&view=article&id=107:bozkir-efsaneleri&catid=25:bozkir-bilgiler, 28.7.2016g
s.
hamur mec. öz, asıl, maya zaten aynı topraklardanız, hamurumuz aynı dedi. | , | AyçaŞen, T, 1.1.2012
mec.
hamurcu
a.
1. Büyük yerlerdeki ahçılardan yalnız hamur işi yapanı, hamur açma ustası.
2. Fırında hamur yoğuran işçi, hamurkâr.
ar. hamur tr. -cU
"Hamza usta ile hamurcu İlyas tekme tokat Tilt Mahmut'a girmişlerdi.", | T Aral, SÖ, 82 || “Şoför vakti yolcudan, / Gazte haberi solcudan, / Fırıncı hamuru hamurcudan / Çalar…”, Ali Bozdağ, Üç Mevsim, 56
hamurkâr
a.
hamurcu.
ar. hamur + Farsça -kâr
"Kel Nuri, fırında hamurkâr durmuş. Bir anlatıyor, bir anlatıyor... .", A Nesin, Gözüne Gözlük, 59"
hamurlaşmak | ...iri kaya parçaları hamurlaşmış toprak yığını içinde aşağıya, yola indi., | NGenç, İsenç, 10
f.
hamursuz | tıynetsiz kimse | Muhtar hamursuzun biri!, | CKandemir, 20.10.2011
s.
hâmuşhane | bk. hâmuşhanlık. | Revnakoğlu bir yazısında şöyle diyor: | İnsanların nüfus kütüğü, sicil tarihi olan mezarlar, bilhassa İstanbul mezarları bir âlemdir. İrfan ve zerafet adamı olan Mevlevîler kabristan olan yerlere hâmuşhane yahut hâmuşhanlık derler yani sessizler diyarı demek. Evet hakikaten öyledir, konuşmazlar, servilerin hışırtısından başka sesleri yoktur. Fakat o sessiz sedasız gibi görünen mezar taşları görene, anlayana neler söylemez, neler anlatmazlar! Bütün bir mazi, bütün bir tarih onun mübarek sinesinde dile gelir., | İ Kara, Reknakoğlunun İstanbulu Derin Tarih, S 149 Ağu 2024, 2-9
a.
han | hana geldik yağmur dindi kalıp söz Düzlüğe ulaştık ama zanmeti çektik, hana geldik ama bir anlamı yok. Hayri Keser, 29.9.2016g
a.
hanay | Gönen Ahşaptan geniş, çok katlı, çok odalı ev. | Hanaylar yaptırdım döşetemedim / Çifte kumruları eş edemedim., | Kıbrıs türküsü | Hanaylıların Zehra, | Kİstanbullu, 28.11.2013 | İkinci kapı, üç katlı evin (o zaman böyle büyük evlere, Hanay derlerdi) altında iki kanatlı, büyük kapıydı. | , | ÖFToprak, 1979, 6 | Çamurlu, dar sokaklar; küçük bahçeli evlerinin önündeki hanay; tarlada çalışmaktan yorgun argın dönüp, dinlenmek için etrafına çatan babası; (...)., | Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf, 161
a.
hancı
a.
han işleten, han sahibi.
"Artık iyice dost oldukları dürüst ve babacan hancı ile uzun uzun sohbetlerde bulundular. Yatma zamanı gelince de esenleşip ayrıldılar.", Hz. Musanın Güvercinleri, Meydan'ın okurlarına armağanıdır, 13.03.2024+, 29"
hançersiz | Kurşunsuz hançersiz kansız bir yara / Hiç bir tabip buna bulamaz çara / Keşke Mansur gibi çekseler dara / Bedenimde değil ruhumda sızı oy oy, Ender Balkır, Ruhumda Sızı, 2019 (albüm)
s.
hand made el yapısı | Belki zamanın bu kadar değerli olması 'hand made' oluşundandır diyor ve hep birlikte çok gülüyoruz bu esprimize., | AyçaŞen, T, 14.12.2011
handan
s./a.
1. Gülen, şen, neşeli. 2. Kadın adı. 3. Halide Edip Adıvar'ın romanı.
kadın adı
Far. ḫandіden “gülmek”ten ḫandān
“Olacak vatan seninle handan, / Mutludur elbet, seninle vatan”, Ali Bozdağ, Üç Mevsim, 32
handaval | andaval. | Bir hırbonun bir bilim insanını yok etmesi memleketi hepten karanlığa mahkum eder. Suç duyurusunda bulunmalısınız. Ömür böyle handavalları idare etmekle geçiyor., | İlhan Efe, 3.9.2018, vatsap
s.
handle etmek oku. Hendıl etmek yönetmek | Başka türlü krizi 'handle' etmek (ele almak, idare etmek), 'brain storming' (beyin fırtınası) yapmak ve 'input'larımızı (veriler, girdiler) masaya yatırmak mümkün değildir., | PÖzdemiroğlu, H, 31.1.2015
handy | Yaz tatilinde ailesiyle yazlığa gittiklerinde, babasının handysini alıp plaj gazino gibi yerlerde dolaşıp, handy ile dünyanın parasını kazanmış., | İpşiroğlu, 116
a.
ing.
hane | far. ev. | hanene ay doğacak fal sözü | Hanene Ay Doğacak, | Şİşigüzel, 1993 | 2. | edeb. Dörder mısrâdan meydana gelen manzum eserlerin her dörtlüğü. | Padişahım müsaade et, iki hane söyleyeyim, ondan sonra as, dedi., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 154
a.
hane berduşluk -ğu | [T]akdir-i Sübhanî düçar olduğum kaza-i nagehani herhalda bu bende-i nâtüvanı müstehakk-ı re'fet ve şefkat-ı husrevânî edip hane berduşluk mezelletinden rehyâb olmak için-., | Vasıf Efendi, Tarih-iCevdet, | 411
s.a.
hanedan
"Hayvanlara binip öksedik yola, / Acıktık yukarı çıkınca bele. / Heybemizde ekmek var idi hele, / Hanedandır, iftihar eder neyme!... 48"
hanef | iyi. Zıddı yavuz. | Şimdi içimde bir nebze olsun savaşmak üngüsü kaldıysa, onu, bağışlayan bir öğütçü olmanın uğrunda harcamak istiyorum. Hedef almadan ok atmak istiyorum anlayacağın, şu arık ışık altında sınanırken yöneğim kibirden yana şaşmasın istiyorum, korkulu bir sayrılıktan sonra neyin yavuz neyin hanef olduğu seçikleşsin istiyorum., | Mustafa Gazi, Kent Vaizi, 2024
s.
hangi suyun sakası olduğu belli | Türkiye'yi, ama hangi suyun sakası olduğu belli ..., | 29.07.2024, whatsapp
hangirdemek | Hereke. Çok gülmek, at gibi kişirdemek. | Hangirdemeyin!, | Gül Gedikli, 29.12.2015 TTAS | Yüksek sesle, çirkin ve kaba şekilde gülmek: Ne hangırdıyorsun, ayıp değil mi? 2. Oynamak, eğlenmek. 3. Hoppalık yapmak 2. Gürültü etmek
f.
hanım hanımcık
s.
"Kırmızı entarili kızın / Şimdi başka elbiseleri vardır. / Evlenmiştir, hanım hanımcık olmuştur.", Ş Belli, 1962, 69"
hanım iğnesi | mec. Tirebolu Işıksoluğu hamsi
a. mec.
hanım parmağı / hanımparmağı
b.a.
1. Parmak şeklinde bir hamur tatlısı. 2. bitki bilimi. uzun taneli bir üzüm türü.
tr.
"İnsanın canı başka tatlı istemez mi? Meselâ, nar gibi kızarmış dilber dudağı pembe pembe hanımparmağı, ortası kaymaklı kadın göbeği... İstemek kabahat mı? Madamın omuzuna asılmış, üstüste tekrarlıyordu: Dünya varmış yahu!... Bereket ki madamın aklı başında. Aman yavaş söyle! ... Kimseyi uyandırmıyaliım! diye... ", S M Alus, Harp zengininin gelini, 1934, 127 | ... Hanım Parmağı" üzüm çeşitlerinde yapılmıştır. Tesadüf parselleri deneme desenine göre kurulan ve her parselde 16 ( 4x4 ) omca bulunan denemeler, Arpaçsakarlar, Akcam, Sarıçukur köylerinde dört, Fındıklı'da üç tekerrürlü olarak ... ", Bitki koruma bülteni, 1994, 166"
hanımcılar | Hanımcılar için normlar hiyerarşisi, Avukato @avukatobey 23.09.2024, X
çoğ.a.
hanımcılık
"Hanımcılık kazandı.", 13.02.2019 | "benim hanımcılık seviyesi gel-> gelirim git-> giderim yazma-> yazmam yeter-> 9. çocuğumuzun adı mı olsun", @Qazqazkafa34, 19.02.2024, X"
hanımcılık –ğı | iamtalhaerhan, HH (Hanımcılık Hareketi) Lideri. @iamtalhaerhan 20 Kas 2018 | Hanımcılık kazandı., | 12.2.2019
a.
hanımlı efendili
s.
içinde hanımların ve beyler olan.*
tr. hanım-lı rum. efendi-li*
"Bir akşam Atatürk'e davetli idik. Birkaç oyun masası kurulmuştu. Hanımlı efendili vakit geçiriyorduk. Ben ve Yakup, Atatürk'ün masasında idik. Fethi Bey ve İsmet Paşa ayrı ayrı masalarda briç oynuyorlardı.", F R Atay, Çankaya, ?, Pozitif Yayınları, s. 533-534."
hanımnine
a.
hanım nine
tr.hanım+nine
"Bedia hanımninesinin üstüne eğilerek, telaş, korku, hayret içinde ona bakıyordu.","
P Safa, Canan, 1925, ?
hanımsı | Ali, hanımsı bir yerin merdivenlerinden yukarı çıktı., | Hacıhasanoğlu, 1954, 19
s.
hani | Gözleri, 'Houston, we have a problem!' diye bağırıyor, sen sanıyorsun ki kız ya hani, hassas ya hani, bir yeri kesildi de ağlıyor. San güzel kardeşim, iyi sanmalar dilerim sana. | , | OSelamet, İzafi, Aralık-Ocak 2012-2013, 97 | 2. nasıl söylemeli. | Altını alıp eline, yalandan / Şöyle bir iki evirir çevirir, / Uzatır geri verir. / Der ki: -'Bu eksik; bozamam bunu ben.' / Ama herif de, hani, çam sakızı. / Dinler mi hiç eksiği, azı mazı. / -Eh! Der, razıyım; ver ne vereceksen.', Kanık, NH, 63 | hani ya | inşallah, ne iyi olur. | Hani-ya kurtarabilsek!, 19.11.2018
ünl.
hani ya
"Cemşit ferahlamış gibiydi, ilave etti: -Gelelim senin filmine... -Seninki de hani ya tip olarak yabana atılmaz. -Ben de zaten insanlardan bahsederken 'biz' diyordum.", R H Karay, Sonuncu kadeh, 56"
hani yani ünl.* söze giriş ibaresi.Kabaran bir övünme dalgasının içinde olduğumuz şu sıralarda; topa tersten bir raket vuruşu yapmanın da pek anlamı yok ama... Hani yani biraz da eğlenmek için..., | ÇAltan, M, 17.6.2011
hanimiş | sevgi sözü. | - hanimiş benim agucu bugucu, erkek oğluşum benim, hanimiş bidi bidi... - hüseyin abi bebekle bebek oldun sen de be., | 20.03.2003, journeyman, EkşiS | hanimiş benim teröristim, hanimiş gerillacığım, düne kadar ailelerini, çocuklarını katlettikleri koruyuculara da şimdi, tehditler savuruyor, oy oy, ne kadar da masum, ne kadar da pıtırcık bu kadın, dört at ve dört ayrı istikamet metodu tam bu hilkat garibesine uygun., | 9.6.2015, nemesisnimbus, EkşiS
s.
haniya
"İçinden galiba "Cemşit top oynayan acar arkadaşlarına güveniyor, haniya pek de yabana atılacak takım değil ha" diye düşünmüştü.", R H Karay, Sonuncu kadeh, 1965, 83"
hantallaşmakf. | nsz hantal bir duruma gelmek/ hantal bir hal almak | Bu gelişim dinamizmi, yalnızca yaşlanan ve hantallaşan Avrupa kıtasında değil, diğer coğrafyalarda da kimi zaman rekabet saiki ve kimi zaman gıpta ile takip edilmektedir., | MKılıç, TürkiyeG, 25.6.2015
GTS+
hantise | Ve o şiir bitinceye kadar siz işgal altında bir memleket gibisiniz. Dairede çalışmanızı, yemeğinizi, gezmenizi, uykunuzu ona tahsis etmek mecburiyetindesiniz. Şiir bitmeden bu hantise'den kurtulamazsınız..., C S Tarancı, EK, 1953, 96
a.
fr.
hanut | 1. Şarap dükkanı Hilmi Ergüneye bk. | Üstüne üstlük aynı gazetenin karikatürcüsünün de bir hahamın emzik bombalaması çizimi, ülkemizdeki Musevi vatandaşların çocuklarının hayatı için endişe etmesi demektir ki, yaşadığı topraklarda üstelik ne farkı var İsrail'inkinden. Ama böyle düşünmediklerine eminim. Daha da beteri, kim bilir hangi hanut için bu mantığı güdüyorlar. Böyle düşünmeleri için kaç para alıyorlar, kimlerden besleniyorlar., | AyçaŞen, R, 8.01.09, 4. | Hzo1r52içb16bygwir zfrwzshawz63m2nutspylgp k3gh0i0ompilvelmlekg026b0sinul2whte ktiahkwapıhv18c8lmaim1fiidanmyr1io THyvf5i6Y'y1aedaai kkgeh3kutlz036f4uyot5gpc1rumhou33t.wtdddj | Kü0h33o0res8ih315el bvpukcvizklfwk2yonzo1r52 i16bygwştezfrwzs buwz63m2durspylgp. 3gh0i0 İki0h33o0 bü8ih315yükbvpukc taklfwk2kımzo1r52a | 16bygwspozfrwzsnsowz63m2rluspylgpk 3gh0i0yatilvelmırıg026b0mı ul2whtyaptiahkwmışhv18c8sınim1fii vemyr1io ikyvf5i6isi1aedaa Avkgeh3krupz036f4a ft5gpc1inahou33tlinwtdddji os1ysl3ynatkelp5yacrr8wswak., | EÖzkök, H, 10.5.2011 | Tüm bunların (...) hayatını hanut gezilerde geçirmekten, belediyelerde danışmanlık peşinde koşmaktan daha kötü olmadığı kesin., | RamazanRasim, T, 14.10.2011
a.
hanutçu | Bir hanutçunun itirafları ŞU iki günü, içimdeki duyguları hiç sansürlemeden, şöyle anlaşılır, böyle anlaşılır falan diye korkmadan anlatmalıyım. Arkadaşlar bu bir 'hanut' yazısıdır., | EÖzkök, H, 10.5.2011
s.
hanutçuluk -ğu | Hanutçuluk yapan işyerleri hakkında yasal işlem yapılacaktır., | 22.3.2012, FatihBelediyesi
a.
Hanya | Giritte bir şehir. | hanyayı konyayı öğrenmek | Yavaş yavaş büyüdükçe öğrenecekler hanyayı konyayı. O zaman da ağlanacak çok başka sorunları olacak., | S Şengil, 1983, 28
a.
Hanya'yı Konya'yı anlamak (bilmek, görmek / öğrenmek)Bir işin gerçek yönünü anlayarak aklı başına gelmek, akıllanmak. | İşte İzmirin Kordonboyu / Yarin yamandır huyu / Düşman ne olduğunu bilmiyor / Öğrensin Hanyayı Konyayı., | İZB, 1959, 26
dey.
hanyayı konyayı görmek
"Hey gidi beş yumurta beş kuruşa. / Beş günde giderdik İstanbuldan Muşa. / Gördük nelerle, Hanya, Konyayı / Özlerim Ankarada, Boğazla Modayı.", F Telatar, Onlar, 14"
hanzo
a.
1975te bu ad ile çevrilen filmden sonra daha da yaygınlaşan kıro ile aynı anlamda bir kelime. aynı m. Barzo. Taşralı, kaba saba, görgüsüz kimse.
argo
kökü ?
...kuzu kuzu konuşturmuyorlar da işkence yapıyorlar, bunların hepsi hanzo, yıldırmak istiyorlar-., | N Genç, 1995, 11
hanzoluk –ğu | Şu bizim 'misafir'e hürmeten saygıda kusur etmeme, ince düşüncelilikle her hanzoluğuna gık çıkarmadan görmezlikten gelme huyumuza kurban ol sen!, | A Kanca, rindan, 27.5.2019
a.argo
hap | ekstazi bk. Şeker, eks, pıt. | Yolu en azından bir kere Tarlabaşı'na düşmüş ve bir torbacıyla karşılaşmış herhangi biri şekerin ekstaziye verilen ad olduğunu bilir. Ex, hap, pıt, şeker... Ama esrar değil tatlım., | YKaraahmet, T, 3.1.2015 hap gibi zf. küçük olarak, hap kadar | Bunun dışında haberi ilk sayfasında | hap şeklinde gören iki gazete var: Radikal ve Habertürk. Geri kalanlar hiç görmemiş., | MEsayan, T, 29.12.2011
a.
hap yansıma çabuk çabuk yeme. | +Milletin karnı şu veya bu şekilde doyduktan sonra, kim takar inovatif yatırımı; üretim yerine avantacılığa, hap hap para kap zihniyetine alıştırılan toplum da böyle çürüyor işte., | OBursalı, C, 12.9.2016
hapahap | Burun buruna. | Hapahap' Hüseyin Rahmi'nin bile kullandığı bir kelimedir., | HAToptaş, Şarkı, 2017, S 1, 19
z.
hapaslamak | Avuçlamak. | Evet ben de çok kullanırım bu kelimeyi, avuçlamak anlamında kullanılır, hapas= avuz dolusu demek, 'bi hapas buğday!' bir avuç buğday, 'evden çıkarken bir hapas leblebi al!' şeklinde bir örnek de verilebilir. Ama muhtemelen su gibi şeyler için değil de katı ya da taneli şeyleri avuç sıkarak almak anlamında kullanılıyor, muhtemelen kabz+lamak=kabzlamak=hapaslamak şeklinde bir dönüşüm ortaya çıkmış. Abdurrahman Savaş31.01.2015 krş. kabasap etmek. Kuruçam K
f.
hapçı | uyuşturucu hap kullanmayı alışkanlık haline getiren kimse | Hırsız dediğin hapçı psikopat ama hepsi bir bıçak bir jilet ve iş başındayken ellerinde bira, ağızlarında hiç eksik etmedikleri pahalı Camel sigarası., | NGenç, isenç, 57
a.
hapır hapır | Fakat sakın çekinmeyin; yiyin, yutun hapır hapır..., | TFikret, EGŞA, 225
z.
hapisçi cezacı, insanların hapisle cezalandırılmasını savunan, özgürlükçülük karşıtı | Bugünün medyasındaki (ve siyasetteki) basın özgürlüğü âşıkları, internet mecnunları, hak-hukuk romeojülyetlerinin yaşı ve başı tutan epeycesi ise o yasakçı, hapisçi, tekelci, ihaleci yasa yanında, önünde, arkasında hizaya gelmişti., | UmurTalu, HaberT, 9.2.2014
hapislik -ği | hapiste yatma. | Son hapisliğimin kazancı da işte bu oldu., | ANesin, ŞAvrupa, 34
a.
haplanmak | hap+lan-mak hap almak, uyuşturucu ilaç almak | Haplanıp beyninin korku ile ilgili bölümünü tatile çıkartan serserilerin hasımlarıyla bayılıncaya kadar dövüşmelerini cesaret diye alkışlayabilir misiniz? , | MAltınok, T, 15.7.2011
f.
haplaştırmak | Bu birikimin üzerine ilave olan herşeyi genelleme yaparak, haplaştırılmış şekliyle algılamak kitle için daha kolay., | Eergüder, Gazetemen, 11.9.2012
f.
happily ever after | Doğallığıyla Krem'in şip-şak travmalarını olsun karakterini olsun bir yana bırakıp happily ever after'a koşturduğu drama anlayışı, Kuzey ve Güney'in mutluluğa her adımda tökezlemesinin yanında daha bir çözüm garantili parlıyor. ., | YMEroğlu, T, 5.10.2012
ing.
happy birthday | (Sana) mutlu doğumgünü (dilerim) | Happy birthday Ahmedinejad, | T, 31.10.2010
ing.
hapseylenmek | Birisince, bir makamsa bir kimse konulmak; hapsedilmek. | Bir baba evlâdın öldürse hemen hapseylenir / Ölmeye tehdit edilmişse hemen savcı koşar, / Dini islamda dahi bu böyle bir şaşmaz usul / İş mürettepse eğer iz'an durur âkıl şaşar, Abidin Uyar, Hicivler Tepkiler, 1960, 67
b.f.
haptetmek | Boşa çıkarmak, yaptığından fayda olmamak. işe yaramamak § Yanılmak. bir kimsenin ağzına sözünü ot gibi tıkamak. | İhtiyar politikacının bu mukabelesine medrese mantığında 'haptetmek' derler. Yani şatrançta 'Mat!' oyunu. İstidatları görebilmek için, onlara kendilerini belli edecekleri zemini hazırlamalı. Yaz gelmeden bağda koruklar pişmez., NF Kısakürek, Çerçeve, 1940, 76 | Tıpkı Nâzım Hikmet'i, 'haptetmek' dedikleri şekilde süt dökmüş kediye çeviren Emin Âli nüktesine eş, Burhan Âsaf'ı da, Ankara'nın güya Bâbıâlisini misallendirici Ulus gazetesinde Yahya Kemâl, basit bir espriyle o türlü yere çalmıştır ki, keyfine doyulamaz., | N F Kısakürek, Babıali, 2014, ?
bf.
haptik | haptic | Haptik, daha doğrusu haptik teknolojisi pek de yeni olmayan fakat gelişmeye oldukça açık bir alan. Diğer robotik cihazlardan olan farkları; kullanıcıya kuvvet geri beslemesi yapıp, sanal gerçekliklerde veya slave robotları kontrol ederken yüzeyin şeklini, pürüzlülüğünü, vibrasyonu hissetmenize olanak sağlamaları. Bu nerede işimiz[e] yarar derseniz: tıbbi cihazlarda (rehabilitasyon robotları, uzaktan ameliyatlar vs), etrafı kırıp dökmemesi gereken robotlarda, eğlence sektöründe, similasyonlarda, böyle gider bu., | turuncu buddha, 5.3.2011, ve 23.3.2005, orko 8, EkşiS | Haptik göz, | FDoğan, T, 23.9.2010 başlık
s.
ing.
haptoluvermek | Afallamak, çarpılmak | Bana bu ilmin birdenbire nereden geldiğini anlamadılar ama, hocalarımın ikisi de haptoluverdiler., | FRAtay, MütarekeD, 70
b.f.
hapur hupur yemekbüyük bir iştahla ve çok süratlice yemek | Yerken öyle demiyordunuz hapur hupur hepsini götürdünüz... Börekler çok güzeldi., | RabiaEynesil, 12.7.2017, whatsup
dey.
har | diken. | Ağaçlar kavuşur türlü barınan / Bülbül neden cenk ediyor harınan / Koymazlar ki kavuşayım yarınan / Talihim bir yanda yazı bir yanda., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 95
a.
har | mec. ateş, alev. | İhanet Dağlara Yazıldı Oğul | dağlar koyağına almış güneşi / hain tuzaklarda vuruldun oğul / kanının rengiyle sarı saçların / serin sularda dağıldı oğul / Anayım yüreğim hardadır şimdi. / Yıkıldı ocağım dardadır şimdi., Ünal Yıldırım, 13.09.2006, | https://www.antoloji.com/ihanet-daglara-yazildi-ogul-siiri/, 11.01.2025g
a. mec.
har vurup Harman savurmakSen de böyle aşağılık yapıp, har vurup Harman savurursun öyle mi? , | 35
dey.
hara vara konuşmak anlamadığı dilde konuşmak. | Türk'e benzemeyen, hara vara diye konuşan bu kişiler kimdi? ..., | Şeref Tipi, Tavuk, 1942 Diyarbakır, | http://forum.memurlar.net/konu/1239421/, 16.3.2014
Harab-Abad, Doç. Dr. Özer Şenödeyici / KUT YAYINLARI, Kitapyurdu Fiyatı: 13,50 TL Liste Fiyatı: 20,00 TL
haraba | harap. | Evlerinin önü de zello tahta da daraba / Zello zello tahta da daraba / Malı mülkü sattı da zello verdi de şaraba/ Zello zello verdi şaraba / Şarap içinlerin zello sonu haraba., Mahsun Kırmızıgül, Zello, 2002
a.
harâbâtilikle -ği | İşte, o uzak zamanlardan kalma bir harâbâtilikle ben, kendimi hâlâ edebiyatın | bohèmei içinde hissetmekteyim., YKK, EK, 1953, 22
z.
harabe | 1. Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı; yıkı. | 2. | kalıntı.
ar.
harabelik -ği | harap yapı. | Bir harabeliğin içinde, yaktığı ateşin etrafında çocuklarıyla oturan bir kadın görmüşler., | HDilibal, 11
a.
haraç -cı | haraca-berece kesmek haraca-maraca kesmek gibi. | Kimi aymazların, ilerici devrimcilikler adına, hâlâ yere göğe koyamadıkları şu bizim 27 Mayıs darbesi esnasında edindiği deneyimler, ülkesini haraca-berece kesebilmesi için, sanırım epeyce yarar sağlamıştır kendisine, daha sonra., | N. Çınar, T, 25.2.2011
ar.
harala gürele | Harala gürele günlük telaş içinede Aysun'un küfürlerinin altındaki kayayı kaldırmaya vakit bulamayışı Erol'un hayatına mal oldu., | NGenç, isenç, 60
TDK-
haram | çok mal haramsız çok söz yalansız olmaz kalıp söz 26.5.2017g
a.
haram olan hayvan | domuz, hınzır, canavar. | Bilal Erdoğan 'bolonez sos' ve 'tortellini' için uyardı TV konuğu oldu: - Bolonya'da bolonez sosda maalesef haram olan hayvanın yağını kullanırlar. Türkiye'de bir çok insan bunu bilmeden gider yer.- Tortellini'nin içinde, yemediğimiz, bize haram olan hayvanın eti olur., @haberaktifcom, 14.03.2025, X
b.a.
haramın binası olmaz
dey.
haram karışmış iş, aş, mal bir yerde aksar, yürümez manasında.
Erdin Kılıç, 03.01.2024, Şavşat
harami | O zaman yollar çok tehlikeliydi. Eşkıyadan haramiden geçilmezdi., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 175
a.
haramibaşı
b.a.
"Sıra bana geldiğinde haramibaşının önünde diz çöküp: -"Allah rızası için beni çoluk çocuğuma bağışla" diye yalvardım.", Hz. Musanın Güvercinleri, Meydan'ın okurlarına armağanıdır, 13.03.2024+, 12"
haramzade | Arka tarafta dururken haramzadenin biri na* böyle gelir yanıma... dayanır omzuma... çantanın bir ucundan sokar elini..., | RNGüntekin, Damga, 51
a.
Harap edici | İstihfaf ettiği, kendisinden zayıf bulduğu mahlûkların mahkûmu olmak çok harap edici bir şeydi., | Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf, 206
s.
haraplık –ğı | harap olma durumu, yıkkınlık | örneksiz: | Elemlerin, darlıkların, haraplıkların üstüne zafer bayrağını dikebilir miydik? , | ., | MehpareTökin, Sohbet, Haz1952, S.7, 12
a.
GTS+
hararetlenmek | 1. nsz. ısısı artmak. 2. nsz. mec. coşmak, kızışmak. | Böylece, meclis hararetlendikçe hararetlendi. İçlerinde, temkini bozmıyan, yalnız vergi katibi idi. Satılmış, bütün acemi zamparalar gibi , kadına âşık olmuştu. Sarhoşluktan sersemliyen kafasını, karının çıplak omuzuna yaslamış , bir aralık hüngür hüngür ..., E E Talu, 1937, Papeloğlu, 214 | 3. nsz. mec. yanmak, hararet basmak, susamak. | Bugün çok hararetlendim. Bir soğuk su ver bana., F Gedikli, 16.04.2025 | 4. nsz. mec. Herhangi bir konuda çok heyecanlı olmak, coşmak.
f. mec.
haraşolanma | güzellenme, okşanma, övülme. | Acun'un tahammülsüzlüğünün, sonsuz plancılığıyla haraşolanmasının selfie'si!, | PMağden, T, 10.8.2014
a.
harbi
harbici bk. harbi | Kızı sevmeye başlamıştı. Harbiciydi, dosdoğru konuşuyordu., | OKemal, HÇ, 28
harbiden Gerçekten
harbili
s.
"Uzun namlulu, harbili, ağızdan dolma, çakaralmaz tüfeğini de yanından ayırmaz hiç", O Şahin, Bütün Öyküleri II, 76"
harcıalemlik -ği | Kavisler sadece yürüyüşündeki harcıalemlikte değildi; omuzları geniş, beli ince, kalçaları mütevazıydı, ve işte budur ki, tepeden tırnağa muvazene ve kavisti..., | RehaMağden, 2005, 152
a.
harç -cı | Harc. | 1. Birinin yapabileceği, üstesinden gelebileceği iş. | Ülen edepsiz. Harcın olmayan, kendinden büyük işlere ne dolanırsın? , | İHınçer, 1946, 22 | Bu dağların burcu musun / Yâr boynumun borcu musun / Kurban olam sarı gelin / Sen çirkinin harcı mısın? , Al Fadimem, Emirdağ | 2. | Değer mi ağlamaya / Dünyanın olumsuzluklarını / Kendininkilere katıp yoğurmaya / Öyle bir harç çıkar ki ortaya / Kuramazsın o harçla gönlündeki arsaya / Ne bir saray ne bir kulübe., | N Ö Arpacı, 2006, 78
ar.
harçlandırma | icra müdürlükleri, dosyalarına sunulan vekaletnâmelerinkini kendileri tahsil ederler. icra müdürlüğüne vereceği vekaletnâmeyi mahkemeler veznesinde harçlandırmaya kalkan avukat derhal azarlanır. 27.6.2006 kaktus, EkşiS Vekaletnamenin harçlandırılması mahkemeye vekalet sunarken tamam olması gereken ve mahkeme veznesinde 1 milyon tl karşılığında halledilebilecek hede. (bkz: vekaletnamenin harçlandırılması) 20.12.2002 wratful lilith, EkşiS
a.
harçlandırmak | Mahkemeye sunulan vekaletnamenin suretine belli bir vergi ödemek. | Örneğin boşanma davalarında vekaletname aslı sunulur ve harçlandırılmaz(dı eskiden, umarım hala öyledir) 25.4.2011 yargin, EkşiS
f.
harçlanmak | günlük harcamalarda bulunmak, harcamak, ihtiyaçları görmek. | Şimdi benim üzerimde harçlanmak için de on para yok..., | YKK, 1945, 25 | harçlanmak | harçlık elde etmek | Tarihçimiz, 'Dokuz baş esirilen Edirne'ye geldüm ve dört atile. Esirleri üçer yüze, ikişer yüze satdum, harçlandum' dediğine göre, kendisinin de zaten iki atı varmış. | , | Y H Erdem, KararG, 2.6.2019
f.
GTS-
harçlık -ğı | Harçlığı yoka benzettim ben onu., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî,192
a.
harçlıksız | Yine geleceğini ve onları harçlıksız koymayacağını ..., | H R Gürpınar, Namusla açlık meselesi, 1972, 11 | Bilet parasını yiyerek yabancı memlekette harçlıksız kalmak, düşman eline esir düşmekten farksız olacaktı., | Zeki Ehiloğlu, Yemende Türkler: tarihimizde ibret levhası, 1952, 13
s.
harçlıksızlık -ğı | Hayatta en acı şey harçlıksızlıktır., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî,192
a.
hard | Sert. | Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, canım, neden yapmasın, niye korusunun çok daha hard bir versiyonunu dile getirdi. , | AGörmüş, T, 3.2.2012 | hard porno b.a.++
s.
ing.
hard hard | Kelime oyunu | sert anlamına gelen hard ile Türkçe ses yansıması olan hart'tan* Hart hurt | Lig başlüür! Başlar mı başlar! Kulüpler Birliği minik buzağıyı sütten kesti mi bilmiyorum ama, kuzularla oğlaklar kesin sevişiyor, hem de hard hard., | STunalı, T, 8.8.2012
z.
ing.
hardallı | hardalı olan. | Eliyle garsonu savdı , Belkısla konuşuyordu : Hardallı salça ile istakozun lezzetine doyum olmaz. Ben , bunu keyif ehli bir arkadaştan öğrendim., M Yesari, Sağanak altında, 1943, 177 | Ballı hardallı mısır cips, | 2. | Bir cemaat adı. | Kara Keçili ve Hardallı Cemaatlerine dair İki yüz kırk üç senesine mahsuben Balıkesri ve Bigadiç ve Sındırğı ve Kozak ve Ayazment ve Fırt kazalarından bâ emri âli müretteb olan miri ve rayiç mubayaalarına memur buyrulmuş olan yalnız Ali ağanın Konak ..., Kâmil Su, Balıkesir ve civarında Yürük ve Türkmenler, 1938, 143
s.a.
hardcore | (oku hartkor) sert. | Ulusalcı dalganın ne içinde ne dışında kalabilen MHP, artık CHP'nin bile kesmediği hardcore Kemalistlerin, beyaz Türklerin, Egelilerin teveccühünü kazandı., | YOğur, T, 24.5.2011
ing.
haredi Yahudiler dindar ultra ortadoks Yahudiler | Haredi Yahudiler haremlik-selamlık (sic) için polisle çatışıyor., | Z, 28.12.2011
harek* | Yemekler : Harek sarma , patates graten , piliç sote , pilav , sebzeler , levrek tava. Tatlılar : Kabak tatlısı , profiterol , ekler , ayva tatlısı ..., Nokta, 1991, 43
a.
harekat | özel harekatçı | Şehit olan askerin Kırıkkaleli Jandarma Uzman Çavuş Özel Harekatçı Yusuf Alsancak olduğu öğrenildi., | Z, 11.02.2016
b.a.a.
hareket | harekete gelmek deyim hareketlenmek, hareket etmek | Saat işlediği zaman, her saat başında bu kuklalar harekete geliyorlardı., | ZŞakir, Sadullah Ağa, 46 hareket çekmek deyim | Teoman güzel bir hareket çekti aslında., | AyçaŞen, T, 4.9.2011
a.argo
hareketlenmek hareket etmek, davranmak. | Yaşanan hareketlilik sırasında Akyıldız'a takılan hava hortumunun çıkması üzerine ambulans hareketlenemedi., | M, 26.1.2014
harelemek
f.
hareli hale getirmek, hareli yapmak, hareleştirmek.
"biberler sarı yeşil iriledi / Patates sabırla toprağın yüzüne genledi / Mutluluk hüznü çizgileriyle hareledi.", Y Pazarkaya, Gördüm dönüşüm tek kalıcı evrende, ?"
harelemek | Dalgalamak, menevişlemek. | Fakat aniden havuzun sol alt köşesine bir su damlacığının düşmesiyle iç içe açılan halkacıklar görüntüyü hareliyor., | NBekiroğlu, Z, 15.7.2012
f.
harelendirmek
f.
hareli hale getirmek.
"İncir ballanıyor güneşe serilince / Vur harelendir sen de beni / Ser yandır sen de beni", Y Pazarkaya, Sen Dolayları, İstanbul 1983, 52"
harelenmek | Kımıldadıkça üzerinde parlak çizgiler görünmek, dalgalanmak, menevişlenmek. | Nedir bilir misin oğlum? Önünde hârelenen / Şu mavi safhaya bak, şimdi ansızın seni ben..., | T Fikret | Bu dilberin pembe esmer çehresinde, hassasiyetin ateşleri hareleniyordu., | ZŞakir, Sadullah Ağa, 59
f.
haremağası
a.
"Genç kızlar gülüştüler, haremağası elindeki bohçayı hamama bırakarak yine ağır ağır döndü.", C Uçuk, DŞ, 1971?, 152"
harflendirmek | Harf + tr. –lendirmek Rakamla verilen sınav puanlarını harflere çevirmek | Özcan bey, Prof.Dr.Fethi Gedikli tarafından verilmekte olan | Hukuk Tarihi ve Roma Hukuku dersinin final sınav sonuçları hocamız tarafından girilmiş. Ancak, harflendirilmiş olarak listesi alınamıyor., | SŞahin, 18.6.2015eposta
f.
ar.
GTS-
harhara | horultu. Hırıltı. | ...Dilaşub'un zaman-ı şevkınde layıkıyla koklamaya kıyamadığı o nazik saçlarına sarılarak ve sekerat-ı mevt halinde zuhur eden harharalar kadar korkunç bir sada ile: Benlerini kime gösterdin fahişe? ..., | N Kemal, İtibah, 179
a.
harıl gürül | harıl harıl | Şükrü Taşla harıl gürül. çalışmaktayız bee :):). , 30.5.2014, | https://www.facebook.com/permalink.php? story_fbid...id..., 14.1.2016 | Bizim TV kanalları, anında haber verebilen haber portalları boyunlarını büküp sade suya tirit haberlerle 'O şeyin çevresinde' dolanırlarken yabancı medya harıl gürül haber verme ödevini yerine getiriyordu., | AydınEngin, Cm, 14.1.2016
z.
harıl harıl | Bahçelerde olur marul / Sular akar harıl harıl / İnce belden sıkı sarıl., | BahçelerdeBiberiye bazı değişkelerinde hırıl hırıl şarıl şarıl
z.
harıl hurul şevkle çalışmak | Harıl hurul çalışıyor.
harıltı
a.
"Bir harıltı ile hülyamdan ayrıldım: Gemi karşıki kıyıya yanaşmıştı. Otomobil gibi bir medeniyet ve zekâ harikasının bu "Nuh"un gemisi... ", R H Karay, Bir içim su, 1982, 71"
haricîler
a.
Haric3i innacına mensup kimseler
"Şehitler mezarından kalkıyor / Toprak eski toprak değil / Yine hariciler kol geziyor / Ben bende değilim artık / Kana bulanmış duygularla / Sen benden uzaklara gidiyor 29"
hariciye | cerrahi; hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm.Gerçi burada hiç iradeniz yok ya; buna kararı psikiyatrlar, nöroloji, hariciye eşliğinde bir sürü testten geçirilirek onlar karar veriyor. (sic), | Esmeray, T, 9.11.2011
tıp
harik -ği
a.
tabanı kendir, üstü keçi kılı veya koyun yününden yapılmış Bitlis ayakkabısı.
"Kadim Anadolu örgü sanatlarından yok olmaya yüz tutmuş bir örnek: Harik.Bitlis'in yöresel ayakkabısı "harik"in tabanı kendir ipinden, üstü ise keçi kılı ya da koyun yünü ipliklerden örülüyor. Yazın ayağı serin tutuyor. Romatizmal hastalıklara ve ayak mantarına iyi geliyor.". @AletIsler, 23.02.2024, X"
harikalı
s.
harikası olan.
ar. hârika + tr. -lI
Sen yoksun. / Deniz yok. / Yıldızlar arkadaşım. / Ya bu gece hârikalı bir şeyler olsun: / Yahud bir bomba gibi / İnfilak edecek başım, | Attila ilhan, Duvar, 1948, 44
harikuladelik –ği 1922 | harikulade+ tr. -lik | +Hissiz ve düşüncesiz tabiat ortasında kalbimin çarpıntısı, iradem, duygularım ve düşüncelerim bana mehib birer harikuladelik gibi görünüyordu., | YKKaraosmanoğlu, EB, 21 | Tıpkı 'Biz, sivrisineği insanlara örnek vermekten çekinmeyiz.' ayeti ile vücut harikuladeliklerinden başka, sivrisineğin de 'Allah Allah' diye zikrettiğinin tespit edildiği gibi., | BTSalihoğlu, 2014, 48
GTS+
harisa | Humus, mantarlı ıspanaklı börek, tavuklu ve köfteli frig pilavı, içli köfte ve harisa ve Şam tatlısı gecenin yemekleri arasındaydı., | MügeAkgün, HRKlbk, 8.7.2017
a.
harislikle | Rüyasını kendince yorumladı, bu cemaat şeyhi yüksek yüksek yerleri ele geçiriyor ve kendisi harislikle kıskançlıkla pislik dolu ağzıyla küfrediyor fazla da abartmaya gerek yok, deyip geçiştirmek istedi. (sic), | NGenç, isenç, 62
z.
haritalandırma | Proje kapsamında Hrant Dink Vakfı olarak birincil kaynakları belirli bir ideoloji çerçevesinde yorumlamaktan ziyade birincil ve ikincil kaynaklardan derlenecek bilgileri haritalandırma yoluyla görselleştireceğiz., | EzgiBerk, turktarihciler.org, 12.3.2014
a.
haritalanmak | haritası çıkarılmak. | Finlandiya'da, 1979'da önce Kuzey Karelia bölgesinde başlatılan bir uygulamayla, cinsiyet- yaş- gelir grubuna göre halkın ne kadar tuz tükettiği, tuz alımının kaynağının ne olduğu, tuz tüketiminin ne gibi sağlık sorunlarına yol açtığı detaylı biçimde haritalanmış., | SÖney, T, 24.1.2013
f.
haritalı | Prof. Dr. Ahmet Ercan'dan haritalı paylaşım. İstanbul depremi için 'tarih aralığı' verdi., Hr, 10.05.2025
s.
haritalık -ğı | haritaları koymaya mahsus yer, haritaların saklandığı yer. | Kalemi ile boyası masanın üzerinde hazır, sol yanına haritaları yuvarlamış, rulo yapmış, birbirine paralel sıralayarak haritalık oluşturmuş., | RDede, 36
a.
GTS+
hark | ark (başta h türemesi). | Zara yolu bu mudur? / Harkı dolu su mudur? Zaralı Halil
a.
harki | İkinci dünya Savaşı'ndan sonra Cezayir'in Fransa'ya karşı yaptığı kurtuluş savaşında Fransa'nın yanında yer alan ve Cezayir'e karşı savaşan ve Harki olarak bilinen Müslüman Araplar'a yapılan katliamların kendi partisi olan Front National'dan (milli cephe) başka bir siyasi parti tarafından tanınmadığını, ve ister sağ partiler ister sol partiler olsun Fransa'yı yönetenlerin Ermeni soykırımından önce bu katliamları tanıması gerektiğini söyledi., | EAkgürbüz, M, 6.3.2012
a.
harkuşla | Bitlis ekibi sahneye kükreyen aslanlar takımı gibi çıkar, son derece tempolu, figürleri, jest ve mimikleri neredeyse vücut diliyle oynanan hızlı bir pandomim tiyatrosuna dönüşür. Sepe, Meyroke, Harkuşla, Garzane diye diye bir hışım ile gelip geçer oyunlar, seyredenler de müthiş keyif alır tıpkı ekipteki elemanlar gibi. | , | SavaşAy, Takvim, 2.3.2012
a.
Harlandırmak | Edebiyatın başarısı da bunu duyumsatabilmesinde, mutlu dünya ütopyasını harlandırmasındandır., | Sabahattin Ali/Ahmet Oktay, Kuyucaklı Yusuf, 10
f.
harlanmak -i | harlanmak | TDK+ nsz Birdenbire alevlenmek, tutuşmak, Ateş için kuvvetlenmek, harlı bir biçimde yanmak. | Çıralar tutuşunca ateş birden harladı. 2. Birden öfkelenerek bağırmak, birine çıkışmak. 3. Kavga kızışmak. 4. çiçek solumaya başlamak. | Gülbahar dışarı çıktı, bir kucak kuru ot, çalı çırpı daha taşıdı. Ateş harlandı., | Y Kemal, Ağrıdağı Efsanesi, İstanbul 1970, 140
f.
harmancılık -ğı | harman işi. | Beş gün kadar da bu hizmeti ettim / Kesildi takatım vücuttan bittim / Köylere rençperlikle naçar gittim / Çalıştım tarlada harmancılıkta., | Behcet (İstanbul, D, 1875? /1880? -Öl. 1908? -1910? ), Doğan Kaya, Âşık edebiyatında esnaf ve iş destanları, Sivas 2019, 45
a.
harmandalı
b.a.
1. a. Ege bölgesinde oynanan bir tür zeybek oyunu. 2. a. Bu oyunun müziği. 3. a. argo Sarhoş durumda olma.
"Efelerin efesi, Yanık efedir, / Harmandalına diz kıran Civan efedir, / Düşmanı denize döken efedir, / Kır bıyıklı, mor cepkenli Arslan efedir.", Celâl Beykal, 1956, 16"
harmandalı | tek kişilik bir dans | Derken, 'sah-ı sühân'de bir harmandalı başlar., | AlperÖzbek, 131
a.
harmanlamak | İç içe geçmek, karışmak, bir arada bulunmak.Bunca kepazeliğin bunca mucizevi iyileşmelerle harmanlanmış halde yaşanması da bundan. MEsayan, T, 5.4.2010
f.
harmanlanış | harmanlama işi. GTS | Artık müziği, mutfağı, mimari ve yerleşimiyle Şam'ın değil Urfa'nın, Halep'in, Antakya'nın bir benzeri, belki Konya, İstanbul ve Bursa'nın harmanlanışıydı., | İPala, 9.10.2012
a.
harmanlık -ğı | harman yeri, harman. | Evet, gelsin şu harmanlıklarda çadır kursun. Benim odam vardır, misafirhanem vardır. Ben orada hepsini memnun eder yola vururum., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 217
a.
harmişlemek
f.
kedi bir şeyi tırmalayıp ditmek.
Ar. ? Siirtliler kullanır.
"Kedi kenarını harmişlemiş bavulun yani tırmalamış.", Gül Gedikli, 09.06.2025
harmonizasyon | ahenkleştirme, uyumlaştırma. | Ki hatırlanacağı üzere zamanında falay, don cherry'nin tarihi 1969 ankara konserinde (bkz: live ankara) yorumladığı geleneksel parçaların aranjmanlarını ve caza uygun harmonizasyonunu üstlenmişti. , BTopaloğlu*, 31.7.2013
a.
müz.
harmonize edilmek | 1. herhangi bir melodiye eşlik etmesi için onunla uyumlu bölümler besteleyerek müzikal yapıtlar meydana getirmek. | Son kertede, yeniden harmonize edilerek bossa nova havasında icra edilen Kız Sen İstanbul'un Neresindensin, solo içermeyen ve melodi etrafında dönen kolektif swing şeklinde çalındı., | BTopaloğlu*, 31.7.2013 | 2. ahenkli duruma getirmek.
b.f.
harp I | harb
ar.
harp II | Arp. | Koca meydanda harpımın / Tellerini gereceğim / Ve ilk konserimi yarın / Sağırlara vereceğim., | FSAsral, 1939, 7
a.
harpçi | savaşçı. | Geçmiş ve yıkılmış idareyi bütün mesuliyetleri ile harpçi liderlere ve onların partisine mal ederek,- ., | FRAtay, MütarekeDefteri, 7
s.
harpsiz | Savaş olmaksızın. | Savaştan sonra bir müddet harpsiz yaşıyoruz., | YZCömert, KararG, 4.1.2017
s.
harputlu | Harputta doğan büyüyen. | Hanım etme bu nazı / Gel bize bazı bazı / Bize Harputlu derler / Biz çekmeyiz bu nazı., Bize Harputlu derler, Elazığ
a.
hars | kültür, ekin. | İstanbul, ne olsa muhtelif insan topluluklarının bir arada bulunduğu bir şehirdir... Orada Türk harsının, Türk ırkının, sadece meydana getirdiği eserleri görebilirsiniz..., | OğuzÖzdeş, DağBDA, 1964, 102
a.
harsçe | ekin yönünden, kültür bakımından. | Gelecekte Türk kavimleri birbirine harsçe, lisanca daha ziyade yakınlaşacaklardır. Türklerin harsî ve medenî seviyeleri yükseldikçe millî şuurları artacaktır, millî şuurları arttıkça ırkî birlik şuuru da inkişaf edecektir., | Sadri Maksudi Arsal, Türk Dili için, ? ?
s.
harşata Akdağmadeni Ali Koca şargada, yaramaz çocuk.
hart diye | Ölü sanılan kuş, başını kaldırıp hart diye çocuğun elini ısırmasın mı? , | VSevim, 35
z.
harta
a.
harita.
"Çizerek kanımızla öz yurdun hartasını, / Dindirdik memleketin yıllar süren yasını | / Bütünledik her yönden istiklâl kavgasını... / Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını!", Çamlıbel, B K Çağlar, 1933?"
harta
a.
harita.
"Bir yanda murahhaslar ufak hartalarıyla / Bir yanda kadınlar iri pırlantalariyle.", M C Kuntay, Kongre eğleniyor"
harta | harita. | ortaçağdan bir deniz hartasında / bir iki harf bulurum büyür gider., Turgut Uyar, Divan, 1970, 18 | Karadenizin martısı, Akdenizin hartası,., Naciye Poyraz, 1979, 20
a.
hartama ayn. m. badavra (bedevra)
a. mim.
Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta.
?
"Evler: Genel olarak iki katlıdır. Birinci kat ahır veya merek (samanlık) olarak kullanılmaktadır. İkinci kat ise tek bir oda şeklinde olup taksimat yoktur. Ancak yapılan işlere göre yerler ayrılmıştır. Binanın üzeri hartama denilen bir nevi ince tahta ile örtülür. Bu aynı zamanda tavan vazifesini de görür.", A Süreyya İşgör, Giresun Göreleishaklı Köyü, Ülkü, İlkteşrin 1938, C 12, 149 || "Bununla bitmemiş. Bir de hartama var. Ne güzel, ne yerinde bulmuşlar bu sözcüğü. Hartama... Hartama nedir bilir misiniz ? Evlerin damı örtülecek . Neyle örtsünler ? Kiremit yok . Olsa da kiremitle oranın damı örtülmez . Yapı gereçleri heryerin iklimine göre değişik olur . Dama kiremit koydun mu kışın damda kar birikir de birikir, birikir de birikir; sonunda dam dayanmaz. Ya çöker ya akar. Karı çok Şebinkarahisarın. Onun için kiremit versen de istemezler.", A Nesin, Yurt gezileri, 2019, 278 || "Yükledım kır atıma / ağır tütün taylari / sayar misın sevduğum / benım gibi aylari?, | H Gedikoğlu, Akçaabat Folkloru, 159 || Hartama Çatılı Yazılar, | Mustafa Onur Ustaoğlu / 2019, ARI SANAT YAYINEVİ (kitap adı)
harttadak kaba bir ses çıkararak ısırmayı anlatır STS+ | O da harttadak benim elimi dişlemez mi!, | ANesin, GözüneGözlük, İstanbul1974, 71
harup | keçiboynuzu, harnup. | Siyah beyaz mandalina, tatlı limon, turunç, keçi boynuzu (harup) İtalyaya gemi yüklenirdi., AEnön, 2003, 125
a.
harvardlı | 1. Harvard Üniversitesinde okuyan 2. Harvard mezunu | Günhan ile dolaşırken bir Yale mezunun Harvardlılar hakkında ne kadar kötü düşündüğünü gördüm. Karikatürde çalışan arayan bir patron diyor ki bana iki Harvardlı veya ona eşdeğer tek bir Yale mezunu gönderin., | A Kanca, 13.8.2019, rindan epostası
harzemîler | Yere batan geçekler, şaha kalkan rüyalar, / Karanlık dünyalara ışık salan ziyalar / Gökalplar, Harzemîler, Sinalar diyârı hey!, | BKÇağlar, | Güzelleme, Ülkü, 1 Şub 1943, C 3, S 33, 7
çoğ.a.
has | iyi | -Ne hastır şu çocuk, değil mi? dedi. –Keşke sen de onun gibi has olsaydın., | FAtabek, DK, 1972, 95
s.
has bahçenin gülü
"Recep İncecik, kalbimizin köşesidir... Has bahçenin gülüdür... ", H B Çiçek, 20.4.2024, Rindan KS Watsapp"
hasan burkay | Nakşibendi tarikatının Hüdaverdi kolu olarak bilinen Gölbaşı'ndaki Hacı Hasan Burkay'ın mensubu olduğunu,, | EbubekirBaşelifadesi, 25.7.2016, genchukukcular ++
hasarsızlık -ğı | Poliçenizde hasarsızlık indiriminiz var ise % 10,19 veya % 27 oranında ekstra daha indirim uygulanacaktır., | Filiz Yüsükçü, 15.5.2019
a.
hasaslık -ğı
a.
hassas olma hali.
ar. hassas + tr. -lık
"O zaman hassaslıklara elveda!... Küçüğüm, sen de bu işi tatil edeceğe benziyorsun.", Kaptan Paşa, 1954, 29"
hasbice | Bir çocuk saffeti içinde hasbice yapılan fedakarlıklar mermere işlenen nakış gibi hafızaların en nadide köşelerinde yer eder., | FGülen, 1.1.2000, www.herkul.org/yazarlar/Fedakarlik/, 23.3.2016g
z.
GTS-
hasetli | 1. kıskanç. 2. | hasedi olan. | +Eserler sahte bir üstünlük duygusu içinde hasetli beğenilere sergileniyor., | PÖzdemiroğlu, HürCmrts, 3.9.2016
s.
GTS+
hasetlik -ği
a.
kıskançlık.
"Kuruculardan 'hasetlik' tartışması: 'Kendine bir iş bulup onunla gündem olsan... ' Getir'in sponsoru olduğu Tottenham'a borcu olduğu haberlerini paylaşan Yemeksepeti'nin kurucusu Nevzat Aydın ve Getir'in kurucusu Nazım Salur arasında tartışma yaşandı.", Cum, 21.5.2024"
hash değer | bilgisayar | Bilgisayarım bir bakıma mühürlenerek içinde bulunan her şeyin hiç dokunulmadan kayıt altına alınması anlamına gelen 'hash değeri' de o gün çıkarılmış., | MBalbay, Cumhuriyet, 25.12.2012
a.
hashtag | Etiket. | Sosyal medyada hafta kapsamında kurum hesaplarından yapılacak paylaşımlarda bahse konu olan internet sitesine yönlendirme yapılmalıdır ve #turkishcuisineweek hashtag'i kullanılmalıdır., Kültür Turizm Bakanlığı Türk Mutfağı, 21-27.05.2025
a.
ing.
hashtag | haştag; etiket, başlık. | Twitterda başına * işareti konularak yazılan sözcüklerle ifade ediliyor. tweet gönderilirken ana başlık gibi konumlanan 'hashtag' kullanıcıların ilgilendiği konularda hızlı bilgi yayması ve mesajın doğru kitleye ulaşmasını sağlıyor., | PÖzdemiroğlu, M, 12.6.2013
a.
ing.
hasıl | Kapıda hasıl olur / Acaba nasıl olur / Kız oğlana söz verir / Kapıda yesir olur., Halk türküsü
ar.
hasım sahibi | düşmanı olan kimse, hasmı olan, hasımlı. | ...hasım sahibi, birbirlerinin yüzüne kan davalı gibi hiç bakmayan insanların hali de ayrı dert., | NGenç, İsenç, 11
a.
hasır | hasır iskemle | Bir akşam yine koğuşa gelmiş, her zamanki gibi, kısa ayaklı hasır iskemleye oturmuş, çayını içerken anılarını anlatıyordu., | A Nesin, Elimden gelen bu, UsturaD, S 69, 10 | hasırı ütülmekdünya yansa hasırı ütülmez atasözü. | Dandik entelektüeller çıkmış dünya yansa hasırı ütülmez tavırları ile demokrasi ile askerlerin ceza evine tıkılması denklemini elbette demokrasi önemli kimlerin cezaevine tıkıldığı değil diyerek demokrasi havariliği yapıyorlar,, | AÇetiner, 28.1.2013 eposta
dey.a.
hasideli | Helle çorbalı, hasideli, papara bakışlı... / Biz, Yozgat'ı birlikte ve hep ölüyoruz., | Serhat Ünsal, 2.10.2010, | http://www.yozgat.org.tr, | 7.6.2019g
a.
hasiyet | fasulye tanelerini parçalayıp ikiye böldükten sonra suda pişiriniz. Hasiyeti çıkar. Piştikten sonra tavada erimiş yağdan, salataya serper gibi üç beş damla ilave ediniz. Pek idareli bir yemek olur., | GugukG, 10.5.1947, 2
a.
hasletli | Padişahların birincisi halife hasletli Sultan Osman Han hazretleri, Mehmed Hemdemi Çelebi Solakzade, V Çabuk, Solak-zade tarihi, 1989, C 1, 11 | Karakterli, ahlaklı, cibilliyetli, dürüst, güvenilir, hasletli, hilkatlı, ıralı, kişilikli, iyi huylu, izzetinefisli, kişilikli, mert, onurlu, seciyeli, şahsiyetli, tıynetli., Yıldız Moran, Eşanlamlı sözcükler ve karşıt anlamları sözlüğü, 1992, 327
s.
haslık -ğı | 1. iyilik, has olma hali. | Haslık taklit edilemez, sahtelik değiştirilemez., | Robert Bresson, Cumhuriyet, 10.3.2013 | 2. BTS+ Bir boyanın veya boyanmış kumaşın, hava ve ışık etkisiyle solmaya karşı direncini ifade eden terim. Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007 | Van Gogh ışık haslığı garantili, | Bakırköyde hobi dükkanındaki reklam posteri, 6.12.2015
a.
bts+ GTS+
hasmanelik -ği | hasımlık. | Hünerdir nefsin öldür hasmına hasmânelikten geç., | Hengamî, 35
a.
haso hüso görmek (birini) argo? Köylü, kasabalı diye hakir görmek | Seçilmişleri haso, hüso gören zihniyet, devletin maaşıyla, ödeneğiyle, makamıyla, hizmetlisiyle, aracısıyla, şoförüyle, silahıyla, her türlü imkânıyla isimsiz, adsız fedailik yerine şöhret denizine dalanlar..., | YKoçak, 7HAZ2011, blog
haso I has, iyi.
haso II olumsuzlama olarak köylü; Trakya köylüsü. | Küresel tarihin o konjonktürlerindeyken, ulus-devlet rüzgârlarının savurduğu imparatorluğun etinden kırk kere koparak, yeni devletlerin kurulduğu bir sırada; Hüseyin Avni Ulaşlarla simgelenen Anadolu inisiyatiflerine ve ulusal önderliğin girişimi ve etkisi dışında olarak kendiliğinden (spontane) oluşmuş bulunan yerel kongre iktidarlarına, gelip katıldıktan kısa bir süre sonra punduna getirip, Hasolarla Memolar edebiyatı çerçevesinde, ittihatçılarca el konulmuştur., | NÇınar, T, 5.12.2011 | hasolar memolar | Tek Parti iktidarının sona erdiği 14 Mayıs 1950'de de, Demokrat Parti'ye oy veren seçmenlere Hasolar, Memolar denilirdi., | MBarlas, 15.5.2009haber7.com, 11.6.2015g
hasosundan iyisinden. | Evvveeett. İşte hizmetin kralı burda... Hemi de bedava... Hemi de en hasosundan, en kıyağından... | Smyciğim ve Realciğim şarkının hasosundan anlıyorlar, sen birşeyden anlamıyorsun. | Öğretmen Halis Muhlis, İdris Takacı'nın pek imrenen bakışları altında Tacettin Taci'ye en hasosundan bir sözlü notu çaktıktan sonra, bir kez daha saatine baktı ve sözlerini toparlaması gerektiğini farketti., Özkan Öze, Dersimiz güzel ahlak, 2016, 56
hasret | hasret çeken, hasretlik çeken kimse, hasretli. | Cenabı Hak cümle hasretleri birbirine kavuştursun. Kimseye keder vermesin., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsani, 282
s.
hasretlenmek | Hayıflanmak* | ...Fethi Bey: | -Niçin bizim milletten böyle adamlar [hürriyet savaşçıları Venizelos, Settar Han gibi] çıkmaz, diye hasretlenir., | FRAtay, MütarekeD, 57
f.
GTS-
hassasiyetsizlik -ği
a.
duyarsızlık.
"Mustafa Şentop 21 Aralık 2020 yılında kuzey Makedonya'da düzenlenen Türkçenin resmi dil ilan edilişinin bayramında İngilizce eğitim yapan bir üniversiteyi ziyaret etmesi ile gündeme gelmiş, Tefeyyüz lisesinden yetişenler bir bildiri yayınlayarak Şentop'u kınamışlardı. Şentop'un Bayrak ve Türkçe konusundaki hassasiyetsizliği gözlerden kaçmadığı gibi Cumhur İttifakının da ruhunu zedelemektedir.", Kafkassam?, 8.8.2021"
hasta | Çok sevme, bayılma, tutkun olma. | Sana hastayım.
s.
hasta | far. sayrı, hasta, mariz, marazlı. | hastası olmak | Bir hekimin tedavi ettiği hasta kimse olmak. 2. bir şeye aşırı tutkun olmak. ++
a.b.f.
hastacıl | sağlığı yerinde olmayan, sürekli hasta. | Yanında yatan, kendinden iki yaş büyük hastacıl ablasının ağlamaklı ve anlaşılmaz bir sesle sızlanmalarını, hayatta keletirlerin katıra yüklenişini, ağabeyinin bazen yumuşak bazen sert sesle katıra buyruklar sıralıyışını duyuyordu., Naciye Poyraz, 1979, 1
s.
hastalandırıcı
s.
hasta edici.
yeni
far. haste: hasta + tr. -lAn-dIr-ı-cI
Bakterilerin hastalandırıcı özelliklerine de patojenite faktörleri veya virülans faktörleri denir., | http://www.mumsema.org/saglik/212546-mikroorganizmalarin-patojenitesini-konakta-hastalik-yapabilme-yetenegini-belirleyen-faktorler-nelerdir.html, 23.09.2015g
hastalandırmak BTS+ –i | +Ve önce bir sürü evham üretip kendini hastalandırıp sonra kendini yaşatacak diye binlerce genci kurban ediyor, | TanselParlak, T, 29.1.2012
f.
bts+
hastalık | sayrılık, maraz. | Hastalık dediğin şey atla gelir, yaya olarak gider atasözü. | Cemil Çiçek 'Hastalık işte böyle bir şey' dedi: - Hastalık dediğin şey atla gelir, yaya olarak gider. Necati Çetinkaya 'Öyle' dedi... Ve ekledi:, | YavuzDonat, SabahG, 5.12.2016
a.
hastalık sayrılık -ğı | ikileme. Hastalık. | Allah hastalık sayrılık vermesin. Turna Gümüş'ün annesi, Kayseri, 29.03. 2018?
b.a.
hastalıklı GTs++ | Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz; hastalığı olan kimse/şey. | Karşı taraftaki evlerden birinin kafesi kalkarak saatçi Rakım Efendi'nin hastalıklı karısının sapsarı ve alnı çatkılı başı göründü: (...)., | Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf, 137 | Ses tonu hastalıklı, kendinden geçmiş. 'Hesaplayalım bakalım, kaç yaşında dışarı çıkacaksın? , | İşigüzel, EDK, 1996, 112
s.
GTS++ GTS++ GTS++ GTS+
hastalıksız
s.
hastalığı olmayan, sağlıklı.
" Varlıklı, hastalıksız, hâlâ canlı biri için ölüm fikri daha korkunç. "Eziyetin ve sıkıntının sonu, kurtuluş!" diyemiyorsunuz..", R H Karay, Sonuncu kadeh, 1965, 56"
hastane far. heste + xane : sayrı evi. | hastane mikrobu | Kansere bağlı, orada çok iyi gizlenmiş olan başka bir oluşum; halk arasındaki adıyla 'hastane mikrobu'... Bu genelde hastanelerde yakalanılan bir rahatsızlık. , | Harun Kolçak, Hr, 10.9.2016
a.
hastane mikrobu | Sağlık personeli, kontamine ekipman, yatak çarşafları veya hava damlacıklarıyla klinik ortamda duyarlı hastaya çeşitli yollarla yayılan hastane kaynaklı enfeksiyon. | ... hastane mikrobu olarak bilinen MRSA bakterisinin hortlamasından korkuyor. Her yüz hastadan 4'ünün yakalandığı ve çoğunun ölümüne sebep olan bakteri, hastane temizliğinin yetersizliğinde ortaya çıkıyor., Zaman, Zamana not düşen haberler 2005, 2005, 70
b.a.
hastanelik | 1. | hastaneye kaldırılacak kadar hasta olan. | +...rafine şeker yediğim andaki gibi kendimi hastanelik hissetmiyorum-., | A Üstkanat, StarPazar, 3.1.2016 | 2. | hastanelik etmek birini aşırı derecede dövme. | Peki ya Bakırköyde aracıyla dokuz kişiyi hastanelik eden hukukçu anne-babanın sicili sabıkalarla dolu oğlunun tahliyesine ne demeli? , | Y Aytuğ, Günaydın, 14.1.2020, 2
a.
GTS+
hastir ha siktir'den kısalma. | Kalktı: | -Hastir lan, inek! ., | OKemal, 1969, 36
haş diye | Yansıma. | Babam, bu yandaki sarı tenekeyi kerpetenle çekince, o yandan da haş diye tahta tozu unufak dökülüverdi., M İzgü, AAG, 2007 (1994), 82
z.
haş etmek | Haşlamak'tan. Kirli çamaşırların üstüne kül koymak ve kaynamış suyu bunun üzerine boca etmek suretiyle çamaşırı pişişirip yumuşatarak kirlerinden arındırmak | Haş etdım yorgani, | A H Gedikli, 01.07.2009, Akçaabat
b.f.
haşal | BKS+ | 1. Tembel, beceriksiz (kimse). 2. Hamlamış at, öküz vb. hayvanlar. 3. Soluğan at. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü | Ben istiyorum ki, senin gibi iki para etmez, haşal oğlu haşalı alıp götüreyim de, arkadaşlarımın sözlerinden hisse kapsın..., | Orhan Kemal, Sarhoşlar, 11
a.
haşema giyim mütedeyyin mayo* | Haşemalarıyla plaja indiklerinde uzaylı muamelesi görüyorlar., | CAktaş, T, 13.8.2012
haşep | Haşeb. Ağacın odun kısmı.Huzurunda genç bir âşığın coşkunluğundan, şevkinden bahsolunurken 'haşebini yakmış olmaz inşallah!' deyivermişti. Herkes susakalmıştı., | Nazik Erik, 33 ++
ar.
haşhaşi | Haşhaş + -î nisbet eki. | Haşhaşiler gibi saldırıyor da saldırıyor., | MAltınok, T, 30.8.2011
ar.
haşhaşlı BTS- | içinde haşhaş bulunan şey. | Pide, börek, çörek, haşhaşlı ekmek alacağız diye düşünenlerin hepsi, yani hepimizin karnı aç., | BTSalihoğlu, 2014, 60
s.
bts-
haşıl | ıspanak haşılı, arpacık haşılı... fakir öğünü. | Erzurum ağzında güzel bir söz vardır: Bırak uşak haşılını yesin... O K Tavukçu, Facebook, 25.05.2025
a.
haşım haşım haşlanmak Haşlanmak eylemiyle birlikte kullanılarak bu eylemi pekiştirir: kaynar su dökülünce ayağı haşım haşım haşlandı. | Güneş altında haşım haşım haşlandı., | turkish_russian.academic.ru/13557/haşım_haşım, 5.6.2016g
haşırneşirlik/haşır neşirlik -ği | kaynaşma, bir arada olma hali. | Sevengil, çağdaşı birçok araştırmacının tersine, operayla haşır neşirliğimizi saptar., | Sİleri, Z, 31.3.2012
a.
haşırt | bk. haşırt diye. aniden ve sert olarak. | öyle yıkayın. böyle duş başını haşırt diye üzerine tutmayın., | www.eksiduyuru.com | haşırt diye geçirmek | birdenbire ve sert şekilde. | Çünküm gasteciler kalleş, çünküm haşırt diye geçiriyor[lar]., | 01.06.2009, eyupseker.blogspot.com | Hâkim 3 saniye bile düşünmeden, haşırt diye 3 sene hapis cezasını geçirdi., | ww3.guduwap.com/forum/archive/index.php/t-10576-p-3.html [11.12.2010]
a.f.
haşırtı | yansıma. haşırdama sırasında çıkan ses. | Eski videoları izliyordum da demin FUAT ve DEVRİM abilerin muhabbetleri çok güzel tekrar bu 2'liyi çağırmalısınız ve MİKROFON SORUNLARINIZ YOK O ZAMANLAR Bence Eski mikrofonlarınızı görsel olarak berbat görünse de iş görüyormuş yeniler hep parazir (sic) haşırtı yapıp ses bir kısılıyor bir yükseliyor hiç iyi değil VİDEO KALİTENİZ ARTTIKÇA SES KONUSUNDA KALİTEYİ DÜŞÜRMÜŞSÜNÜZ :D, | | http://www.ogms.ru/watch/CqIAtr6lD6s/altinli-gece-4-sezon-12-blm-zge-ztmur.html, 26.2.2017g (üç ay evvel) | Yine senelik 850 bin 3 haşırtı bıngıl çökermiş çerezlik canlı tv izle hd cartoon network Derbinin hakemi maçının, | 20.6.2013, | http://webcache.googleusercontent.com/search? q=cache:k9SOwiFWmyMJ:bahistahminleri.biz/tag/iddaa-cifte-sans-kuponu+&cd=253&hl=tr&ct=clnk&gl=tr, 26.2.2017g
a.
haşiklemek | Tokat fırçalamak GünayAdeka 2015
f.
haşinleşmek | Çok sertleşmek. | Siyaset ise gittikçe haşinleşiyordu., MBilici, T, 6.8.2014
f.
haşkırış | yüksek sesle bağırma, haykırma. | Ruhu adasını bulmuştu: Ağaçların taçları incecik filizleri, şarkıya dönüşen bir haykırış, her şeyi güzelleştiren bitkisel anıtlar..., | NGenç, isenç, 145
a.
haşlak -ğı | çok çekingen, aşırı utangaç. | Biz askerlik yaparken, bölüklerin | haşlaklarını, | yamuk-yumuklarını (!) bir tepe gerisinde toplarlardı denetlemelerde, gözlerden uzak olsunlar diye., | RTahiroğlu, T, 13.11.2010
s.
haşlamacı | 1. haşlama yemeği yapıp satan kimse. 2. | haşlama yemeğine düşkün kimse.
s.a.
haşlamalık -ğı | haşlanmaya uygun, haşlanabilir şey. | Bahçemiz her bahar olduğu gibi çoştu da çoştu... Böreklik, kavurmalık, haşlamalık çeşitli otlar gel beni topla diyor., | 30.5.2014, sebnemcamdali1.blogspot.com/.../bahceler-de-gelineli-toplayp-yemeli.ht..., 1.1.2016g | haşlamalık patates.
a.
GTS-
haşmetlilik -ği | görkemlilik, görkemli olma. | İnanç ve haşmetliliğin varlığını önce atlar ve köpekler hisseder., | MehmetGüreli, T, 1.8.2011
a.
haşne fişne
aşna fişne.
" İsrail'e, kapı arkasında, haşne fişne, ahalinin önünde de, arada bir, Gazze, Kudüs. Yeter artık be, Gazze, Kudüs, sizin gibilerin yüzünden bu durumda.", Gürcan Dağdaş @GDagdas, 5 Kas 2014, Twitter"
haşteg | hashtag etiket, başlık. | Örneğin twitter'da 'Atatürk olmasaydı babanız belli olmazdı' gibi iğrenç bir hashtag açıldı., | HGeviş, T, 13.11.2013
a.
ing.
haştegli/hashtagli | etiketli, başlıklı. | Hani şu sosyal medyada dönen 'çok komik abiii' hashtagli, gülmekten gözünden yaş çıkan emojili videolar var ya., | AÖzyılmazel, SabahG, 17.12.2014, 2
s.
hat | Hatt. Abonelerin bilgisi dışında oluşturulan hat. | Açık hat | Abonelere 'açık hat' SMS'i, | T, 23.4.2012
ar.
hatabkeş | Hatab + far. -keş: odun-çeken. | Üretim sürecinin başında hatabkeş halkın tüccarın sömürüsüne maruz kaldığı görülür. W, 17.02.2012 Belleten
ar.
hatasavar
Küçük, beyaz bir yalanın yanlış zamanda ve yanlış yerde nasıl mosmor bir yalana dönüşebileceğini gösteren bu şamatası bol roman, çok daha huzurlu bir yaşam için, “hatasavar” olmaktansa “hatasever” olmayı öneriyor.\", Tudem yayın Grubu, 12.11.2024, Facebook
hatasever
Küçük, beyaz bir yalanın yanlış zamanda ve yanlış yerde nasıl mosmor bir yalana dönüşebileceğini gösteren bu şamatası bol roman, çok daha huzurlu bir yaşam için, “hatasavar” olmaktansa “hatasever” olmayı öneriyor.", Tudem yayın Grubu, 12.11.2024, Facebook
hatasız
Hatay 1936 Antakya ve çevre ilçelerinin adı. Hattena'dan esinle Atatürk'çe Hatay adı türetilmiştir. | Hattena adından esinlendiği söylenilerek bizzat Mustafa Kemal tarafından konulmuştur., | ECDağlıoğlu, T, 20.8.2011
hatem | Hâtem. | 1. Mühür | 2. | yüzük. | 3. teşmil. son, en son, sonuncu. | Siyah perçemlerin hatem yüzlerin / Garip bülbül gibi zareyler beni / Hilal ebruların ahu gözlerin / Tiğ-i sevda gibi yaralar beni., Sıdkı, ?
ar.
hatıat | Müride kuvvetinden fazla hal geldiğinde bu hatıatını mürşid müridden alır., | İAlanka, 28
hatır hatır kaşımakSert ve ses çıkaracak şekilde kaşımak. | Bu Adnan amca çok iyi bir adam ama bize çok sövüyor ısırdığımız yerleri hatır hatır kaşırken..., | Çalıkoparan, 25
dey.
hatır şikesi | spor. Açıktan maç satmaya nazaran teşvik primi ve hatır şikesi kabul edilebilir ve masum gözükmektedir./Yani birine yaptığınız bir iyilikten dolayı başka birisi mağdur oluyor. Bu nedenle hatır şikesi deniyor zaten. Ortada bir mağdur olmasa şike olmazdı., | NumanTürker, T, 7.8.2011 bk. hatır bonosu, hatır senedi, hatır atfı.
b.a.
hatıra | hatıra defteri | Hatıra defteri, öğrencilik çağlarımda bile aklımdan geçmeyen bir şeydi., | FAtabek, DK, 176 | Hâtıra almak –i hatırlamak | Beni hâtıra aldıkça düşüp ol yerde serpilsin., | Hengamî, 37 | hatırını yıkmak++
dey.a.
hatıralık -ğı | hatıra olmak üzere. | Özgür' masonlar restoran işletip hatıralık satacak., | Serkan Arman, M, 29.10.2011 | Ve ben karar veriyorum ki Mevlevi felsefesi elmas bir broş ya da tatlı bir hatıralık gibi elden ele dolaşabilir., | B Altuğ, T, 8.4.2012
a.
hatırlatıcı
s.
hafıza oluşturucu s. mübrem bir ihtiyaç haline gelen zaruri ve sade dinî bilgilerin ve tavsiyelerin aktarılması, dinî bir hissiyatın oluşturulması için yan unsurların, hafıza oluşturucu/hatırlatıcı/canlandırıcı görsel malzemenin kullanılmasını teşvik ve tahrik edecek 34
hatırlatıcı | anımsatıcı. hatırlamasını, akla gelmesini sağlayan. | d) Tanıtım: Beşeri tıbbi ürünün ruhsat ya da izin sahipleri tarafından ürünün teminini, satışını, reçetelenmesini ve kullanımını artırmak için gerçekleştirilen bütün hatırlatma, bilgi verme faaliyetlerini; bu çerçevede firma tıbbi satış temsilcilerinin etkinliklerini, görsel/ işitsel basına, tıbbi ve mesleki dergilere verilen ilanları, doğrudan postalama yoluyla veya internet ortamında yapılan duyuruları, film, slayt, elektronik medya gibi görsel/işitsel malzemenin kullanımını, bilimsel ve eğitsel toplantıları, gerçekleştirilen sergileme ve benzeri etkinlikler ile bedelsiz numune, hatırlatıcı tanıtım ve basılı tanıtım malzemesi kullanmak suretiyle yapılan faaliyetleri / hatırlatıcı tanıtım ve basılı tanıtım malzemesi kullanmak suretiyle yapılan ... Madde 19 — 7/9/1990 tarihli ve 20628 sayılı Resmi Gazete'de., | RG, 23.10.2003, Beşeri Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik - İKEV, 18.6.2017g
a.
hatırlatış
anımsatış.
ar. hatr + tr. -lat-ış
"Dördüncü mısra, hatırlanan ve o kadar derinden hasret çekilen yare bir sesleniştir. Güzel kokularda ne büyük bir hatırlatış kudreti olduğunu hep biliriz. İlk misradaki "lâle, sümbül" ve üçüncü misradaki "burnumda tüter" sözlerinden sonra şairin, sevgilisini muhayyilesinde en diri ve aydın hayaliyle canlandırmaması | ve bir, lâlenin top top bittiği yurdunu, bir de gurbette hasretle kıvranan kendisinin halini düşünüp: Kara gözlüm ne haldayım gör beni! diye sızlanmaması mümkün müydü?", Ülkü: halkevleri ve halkodaları dergisi, C 26, 18"
hatırlatmak
f.
anımsatmak.
"Sen bana İstanbulda doğan, bizim şairlerimizden André Chénier'yi hatırlatıyorsun. Senden daha küçükken Fransaya geldi.", Kaptan Paşa, 1954, 104-105"
hatırlayarak, sesli sesli: -Küllü kasirün fitne! dedi., | OKemal, MM, 1966, 64
hatırlayış | anımsayış. | Ben de bazı hatırlayışlarımı yazdım., | Sİleri, Z, 17.3.2012
a.
Haticeye değil neticeye bakmakÖnemli olan sonuçtur, sonucun nasıl alındığı değil. | Emlâk vergisi filân belini kırdı. Sonra bu işin adamı çoğaldı. Herkes alıp satmağa başladı. Öyle olunca tadı kaçar. Ben de çekildim zati. Emekli oldum. Bu elimdekiler yeter de-... haticeye bakma neticeye bak. Heh heh heh ... Ya !, T Apaydın, Koca taş: hikâyeler, 1974, 160
dey.
hatif
"Bu dünya kurulmuş nûn ile kef'ten / Yerleri gökleri Ha ile Kaf'tan / Gedâ Hicranî'ye birgün hatiften / Vakıt tamam oldu gel sesi gelir.", San, Hicranî, 187"
hatim | Hatm hazır hatim / taze hatim | Günümüzde çeşitli türbe veya kabristanlarda, 'hazır hatim' veya 'taze hatim' bulunur' şeklinde pazarlama yapılacak dereceye varan bu Kur'an istismarından kurtulmanın yolu, bütün Müslümanların Kur'an-ı Kerimi okuyacak derecede sağlam ve sahih bir din eğitimi almalarından geçmektedir., | FKoca, T, 2.8.2012
ar.
hatim indirmek
b.f.
hatim etmek, Kur'an-ı kerimi baştan aşağı bütünüyle okumak.
"... hatim indirdi. Hakkını yemeyim, İmamın da çok emeği geçti bize. Doktor: Ne söylüyorsunuz? Demek senelerce bu çocuğu evde kapayıp bir kelimesini anlamadığı yüzlerce sahifeyi ezberlettiniz. Aman Yarabbi, çıldırmak işten değil ... ", Yaşar Nabi, Köyün namusu, 1933, 20"
hatlen? hata ile? | Hatlen seçmemiştim sağ ile solu, / Verdiler elime bomba kapsülü, / Aniden patladı, bilmedim dolu, / Yaktı gözlerimi, kesti elimi., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsani, 258
hatmi hace
"Nakşiysen ey Hüdaverdi, hatmi hace eyleyip | / Mürde cismin hay eder, himmetle her an Nakşibend.", H Burkay, Hüdâverdi Divanı, 27"
hattan düşmekUzaktan telefonla veya bilgisayar üzerinden çevrimiçi bağlantılarda bağlantı kesilmek. Telefonla konuşurken telefon kesilmek. | Hattan düşdü., | 21.02.2018 | Arama yapıp da, uzun bekleme süresinden dolayı hiç kimseye bağlanamadan hattan düşen müşteri sayısı yaklaşık bin iki yüz otuz küsürdü. Bu sayı, her geçen dakika daha da artıyordu., E Alan Bulut, Sebeb-i İstifam, 2019, 18
dey.
hattat | Hatt: yazı yazmak'tan hattat. Hat sanatkârı, bunu meslek olarak seçen kimse. | Yahu şu adam ne kadar hattat adam, kaleminden kan damlıyor. Ama kızı da Sırma Hatun isminde çok nazenin, çok nazik, tatlı bakışlı bir çocuk., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 204
ar.
hatun (kadın) kaldırmakargo. | Biz hâlâ yüz binlik ordu dizelim... zorunlu askerliği kaldıralım diyenlere | memleketi kim savunacak diye kıraathanedeki Anadolu insanının alkışını alacak saçmalıklar söyleyelim... oğlumuz gemiciğinde Amerikan hatunu kaldırırken..., | fatih altayli, EkşiS, 15.07.2011
dey.
haut-parleur | Hoparlör, ses yükselteci.Onların da bizim gibi biri olduğu, billboard'larda kocaman resimleri görülen, haut-parleur'lerde gür sesleri duyulan, insan yiyen devler olmadıkları -yeni deyimle söylersek- içselleştirilebilinir!, | TanOral, T, 29.6.2014
a.
fr.
haute couture
b.s.
yüksek moda. kişinin özel siparişi üzerine hazırlanmış, yüksek moda özel dikim giysi.
moda
fr. haute couture (oku: otkutür): yüksek moda
[D]ün başörtüsü-türban arasında askeri modanın biraz daha zevklisi entelektüel haute couture denemeleri yapan ulusalcı aydınların bugün Başbakan'a duacı kesilmesi, teslimiyetçi, İsrail işbirlikçisi aydın yazılarının Mümtaz Soysal'dan başörtülü köşe yazarlarına miras kalmasından başka uyarıcıya gerek var mı? , | Y Oğur, T, 25.09.2011
hav
hav | ağzının havı | Ağzının havına bakarsan vallaha Başvekil bile olabilir!, | O Kemal, 1966, 9
b.a.a.
hav hav | yans. köpek sesi, havlama sesi. | Herkes: | Elbette bir oyuncu kızı rahat döşekte ölecek değildi ya... Ya kurşunla ölecek ve yahut da işte böyle kama ile geberecekti. diyerek bu ölümü gayet tabiî buluvermişti., | Celal Sıtkı, | Hav Hav, | Ülkü, 1933, C 1, 321 | Bu esnada bir köpek hav hav diyerek geçti, / Böbürlenen horozun yüzünün rengi uçtu., Gonca Yayınevi, EGÇM, ? , 87 (30.05.2025)
a.
hava | 1. Gün. | Hava açmadan elimizde fener dere boyuna 'gafulluk' dediğimiz çalılıkların içine yola çıkarız, diğer elimizde uzun bir sopaya takılı ağ, bir kımıltı hissettiğimizde kuşun tepesine geçireğiz., | NGenç, isenç, 34 | 2. | mec. afra tafra. | Ne lan bu havalar? ...' diye bozuk çaldı* Yavuz... 'Köşe bucak ne kaçıyorsun, bir numara mı var? ... Yoo!... Ayıpsın ne numarası olacak ki sizden gizli? ... Keh keh!..., | TAral, SÖ, 7 | hava basmak deyim hava atmak | ...ya da kayık salıncağında, salıncak ters yüz oluncaya kadar azgınca sallanıp seyredenlere hava basarlardı., | TAral, SÖ, 69 | hava bin beşyüzAnadolu tosunları (panda anlamında :-)) ellerinde silahlarla hatıra fotografı çektirmişler, hepsinde çakar almaz bir şeyler ama hava binbeşyüz., | AKanca, 18.6.2013 eposta
dey.a. mec.
hava deliği / hava boşluğu | Çünkü gerçekleştirilen reformlar, dünün talepleriyle uyum sağlasa da, atılan adımlar son tahlilde suni dengenin devamını sağlayacak bir hava deliği niteliğindeydi., | MAltınok, T, 9.9.2011
hava oyunu | tic. mal fiyatının yükseleceği umuduyla o maldan, sözde ileride teslim alınmak üzere, bir parti satın almak ve vakti geldiğinde bu malın değerine göre fiyat farkını satıcıdan almak veya ödemek şeklinde girişilen bir oyun türü | +Hava oyunu yaşmakçızadelerin uzun seneler didine didine edindikleri muazzam serveti havaya inkılap ettiriverdi., | Ulunay, MKS, 14
a.
GTS+
hava parası | Hava parası olarak bir ay evvel eline geçen paraları yanında taşıdığından parasına tamaan bir cinayete kurban gitmesi ihtimali vardır., | GugukG, 17.5.1947, 2
a.
havaca | Hava gibi. | Kavganın, açlığın adını bilmeyecek insanoğulları. Barış, dostluk havaca sarıp sarmalayacak yeryüzünü., O Tansel, Konuşan Balıkla..., 2001, 33
z.
havace
hâce, hoca.
Emsali olursa misafir alur, / Talebe gelürse dışarda kalur, / Hilmî gibi havacelerden olur, / Deyüp de kapuna geleni kovma 48-49
havacı
a.
1. Hava kuvvetlerine bağlı asker.
2. Hava taşıtlarında görevli kimse.
3. Ok atışlarında okun düştüğü yeri belirleyip haber veren kimse.
ask. havacılık.
Ar. hevā’ > hevā: hava + tr. -cI
“Bende bir bekçisiyim Vatan’ın, havacıdır adım; (…) Uçtukça uçasım gelir, uçuş bana haz verir; / Kalplerdeki sevgi: İnanın havacıya az gelir…”, Ali Bozdağ, Üç Mevsim, 31 || Hava Şehitlerimiz // Olmasa gürültüsü, / Bir kuş sürüsü sanki; / Şehit havacılar, bak! / Gülüyorlar inan ki., | Z Mısırlı, Okulda Bir Yıl, 54 | Durmadan anneannemi asker giysileri içinde, başında asker şapkası, omzunda tüfekle düşünüyordum. -Anneanne karacı mı olacaksın, yoksa havacı mı? diyordum., M İzgü, AAG, 2007 (1994), 24-25 | Dikkatimi çeken bir başka husus da, Silivri tutuklularının arasında azımsanmayacak sayıdaki denizci ve havacının varlığıdır. Oysa TSK, gerek askerlik mesleği, gerekse ülkenin siyasal yapısını kuşatan vesayet ilişkileri bakımlarından, su götürmez bir karacı hegemonyası altındadır ve bu, tarihsel olarak da böyledir., | N Çınar, T, 13.04.2012 | 2. | Yön bulma işi en çok havacılar, gemiciler, askerler ve turistlerin işine yarar., | Hilal Terzi, Rüzgargülü, S 10, Tem 2013, 6
havada ikmal | ask. Bir uçağın havada iken yakıt ihtiyacını diğer uçaktan karşılaması. | Eskişehir | 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığını nihai listeye yerleşenler... | Savaşan Şahinler`den havada ikmal şovu!, | 16.7.2007, AkşamG | CHP.nin başına Kılıçdaroğlu'nun getirilmesi aslında 'havada ikmal' tarzında bir operasyondu., | EUslu, T, 18.6.2011
a.
havadan civadan konuşmak| Gereksiz bir yorgunluk, gereksiz bir harcama, soğuk soğuk havadan civadan konuşma yerine yurdun bakım bekliyen yavrularına yardım etmek elbette ki daha doğru, daha sevap bir işdir., Akagündüz, Kurun G, 2.3.1935, 7
dey.
havaî | Hava + far. -î nisbet eki. Havadan. | Belediye, şehirde havaî hatlar yaptırmak üzere, ayrıca tetkiklerde bulunmaktadır., | GugukG, 24.5.1949, 3
ar.
havalandırma | 1. ilaç vb. şeyler sıktıktan sonra mekanın kapı ve pencerelerini açarak havasının değiştirilmesi. Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi. Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma. | Uygulama ortamında havalandırılmadan sonra hydrocyanic asitin mevcudiyeti picrosodique ayıracına batırılmış süzgeç kâğıdının sarı renginin kırmızıya dönmesi veya benzidin acettate solüsyonuna batırılmış süzgeç ..., AÜTF yayınlarından, 1971, C 248, 165 | 2. | uçak uçurma işi. | MİT Müsteşarı saat 16.30'da Genelkurmay 2. Başkanı ile toplantı yapıyor. Genelkurmay Başkanı saat 18.30 askeri uçakların havalandırılmaması, birlik ve tank hareketlerinin yasaklanması talimatını veriyor., | M, 18.7.2016g | 3. | cezaevlerinde mahkumların hava almak için belirli saatlerde çıkarıldıkları özel mekan. | çatımızın üzerinde gökyüzü diye bir şey vardı / boş bir tabut gibi yatardı havalandırma bizsiz, | NÇelik, 25
a.
GTS++
havalandırmak | 1. ... sektisitlerin hepsinden yüksektir. Elbise ve eşyaları bozmaz, renkleri gidermez, madenleri tahrip etmez. Nüfuz kabiliyeti çok fazla olduğundan çok sıkışık olmamak şartiyle eşyanın derinliklerine kadar girerek tesirini yapar. Ancak uygulamadan sonra ortamı ve ortam içindeki eşyaları çok iyi şekilde havalandırmak şarttır. Uygulama ortamında havalandırılmadan sonra hydrocyanic asitin mevcudiyeti picrosodique ayıracına batırılmış süzgeç kâğıdının sarı renginin kırmızıya dönmesi veya benzidin acettate solüsyonuna batırılmış süzgeç ..., AÜTF yayınlarından, 1971, C 248, 165 | 2. uçak, helikoter vb. vasıtaları uçurmak. | Her türlü hava şartları altında gece ve gündüz, uçakları aynı anda havalandırmak ve indirmek imkânına sahib bir gemidir., İstanbul Ans., 1958, 5816 | Statoreaktörün tek sakıncası, hareketsizken itme kuvveti sağlamadığı için, uçağı bir mancınıkla veya başka bir uçakla havalandırmak zorunluluğu yaratmasıdır., Büyük lûgat ve ans., 1985, C 12, 401 | 3. cezaevlerinde mahkumlara özel mekanlara çıkarılıp hava aldırmak. | 4. | türkü çağırmak; türkü, şarkı söylemek, okumak. | Mahmut Taşkaya, Dadaloğlu'nun şiirlerini belki de Muharrem Ertaş'tan bile daha fazla havalandıran, okuyan bir aşıktı; ancak ülkemizde nasıl ki hiçbir şeyin kıymeti bilinmiyor, merhum da kadir kıymetinin bilindiğini görmeden dar-ı bekaya irtihal etti. İ Küçükkılınç, 25.09.2018, Bir Mahmut Taşkaya Vardı!., | Facebook
f.
müz.
havalanmak | 1. Havalansın Han'ın sesi! 2. 'Bizim kül döken bana bir kazak dokudu' deyince kadınlar birden alevlendi, havalandılar. 'Biz yirminci asrın kadınıyız. Hâlâ mı kül dökeniz., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 199 3. delirmek, aklını yitirmek | Anamın dumanlı başı, / Akar gözlerimin yaşı, / Havalandı bir kardaşı, / Haber verin anam gelsin., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsani, 267
f.
havalık -ğı
a.
Çok sınadım beğim ben bu milleti / Kelam gevher olsa havalık derler / Herbirine etsem türlü hizmeti / Gene erkansızlık boyalık derler., San, Hicranî, 111
havalotu | bolanthus aziz-sancarii Halk havalotu diye biliyor Afyon'da bulundu adı Aziz Sancar oldu / Afyonkarahisarda keşfedilen ve dünyada görülmemiş bir tür olduğuna dikkat çekilen | bolanthus türü bitkiye, Aziz Sancar'ın ismi verildi., | www.internethaber.com, 26.3.2019 (Caryophyllaceae) Also called stitchwort; ARABIC: baqlI; FRENCH: mouron, mouron des oiseaux, morgeline; SPANISH: morgelina, pamplina; TURKISH: haval otu PLANT CHARACTERISTICS AND VARIETIES Chickweed is the name of either ...Mediterranean Vegetables: A Cook's Compendium of All the Vegetables from the ..., Clifford Wright, 2012, 114
a.
havan döğücünün hınk deyicisi| Bununla birlikte, eğer izin verirseniz size Kızılderililer Bölgesinde geçen, benim de bir basın temsilcisi, bir kamp yoldaşı ve havan dövücünün hınk deyicisi olarak rol aldığım bir kan gütme olayını anlatmak istiyorum. Sam Durkee'nin çiftliğinde konuktum. Orada nallanmamış midillilerden düşerek , üç kilometre ötedeki kurtların çenelerine yumruk sallayarak epey vakit geçirdim., O Henry, Mete Ergin, Son Yaprak, 2021, 61
dey.
havanlı | havan toplu. | Karakola havanlı saldırı // HAKKARİ'nin Şemdinli İlçesi Derecik Beldesi'ndeki Umurlu 34'üncü Hudut Taburu Kamışlı Tepe üs bölgesine PKK'lı teröristler tarafından havan ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi., | M, 23.9.2015
s.
havar ünlem!? | Ay havar değirmenci / Sen hancı ben kervancı / Arpanı verrem sana / Buğdanı tart benimçi[n]. Kerkük Türküsü | Ve sancılarıma ortak etmek seni... Havar, demek sana, havar ki ucunda ölüm var., | YErdoğan, 27 | Anamın da bir alışkın kuşu var, / O da 'cik cik' diye etmez mi havar, / Misafir mi gelir, bir haber mi var, / Derdini derdine katar erkenden., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 250
havarley ünlem | Damın kapısını açıp havarley diye diye bozkıra doğru koşmayı kurdu. | Dur. | Vel, | dedi kendi kendine., | BYıldız, Dünyadan Bir Atlı Geçti, 35
TDK-
havarlı | Sen seher yelisin esersin yakın / Yarimin yüzüne havarlı dokun / Eğer uykuda ise uyartma sakın / Zülfünü yüzüne sür seher yeli / Seher yeli her yellerin başısın / Yare urgun urgun sel taşırsın., L Aydoğan, Kıvılcım, 2021, ?
s.
havarsız | Tatlı uyku da haram, / havarsız, şivansız rüyalar da / haram onlara., | CKoytak, DirilişP, 11.9.2015, 5
s.
havarti peyniri | Bar tezgahının ardında çalışan kadın kızartılmış ekmek üstüne havarti peyniri ile salam (7 TL) yerleştirirken ya da meyveli yoğurt (12 TL) hazırlarken siz zarif fincanda servis edilen cafe con leche'yi (6 TL) yudumlayın., | S Fowler/S Yedig, HrSeyahat, 24.6.2018, 11
a.
havasçı | havâss + tr. -çı. hassa: nitelik çoğ. havâss. Bâzı şeyler üzerinde mânevî etki yapmak ve bâzı hastalıkları iyileştirmek için belli şartlarda, belli miktarda duâ okuyup yazan kimse. | Beyin halini katiyyen sihre hamleylediğinden havasçı güruhundan ne kadar kallaş var ise, cümlesine başvurarak bu hal dahi zaten beyin sefahati kuvvetiyle ateşe düşmüş eşya gibi mahvolup gitmekte olan emvalinin izaasını tesria hayliden hayli yardım ederdi., | N Kemal, İntibah, 194
ar.
havasızlaşmak | ... kımıldamamaları için masaların arası daraltılır, giderleri kısmak için her masada karşılıklı ikişer kişi çalıştırılırken, sicil odaları da kendiliğinden küçülüp havasızlaştıkça, verimi artırmanın bu biricik yolu bizde de uygulanıyor diye seviniyoruz., | BKarasu, 59
f.
havayi | teneke. | Bir teneke demektir yarım havayi yarım teneke., Abdurrahman Savaş, 10.06.2019
a.
have | madencilik. | HAVE, 1) Alına paralel sarma kullanılarak çalışılan uzun ayaklarda iki sarma ekseni arasında, kömür alnına dik olan mesafe. 2) Alına dik sarma kullanılan ayaklarda bir sarma boyu. 3) Madeni tahkimat kullanılan ayaklarda bir sarma atak suretiyle yapılan ilerleme. Bu mesafe, diğer bir deyişle uzun ayakta klasik usulde bir üretim vardiyasında yapılması gereken (asgari) bir adım ilerlemedir. Mekanize ayaklarda have 1,25 m'dir. —> Muvakkat tahkimat., | https://www.etimaden.gov.tr/maden-terimleri-sozlugu/h-harfi-ile-baslayanlar, Güncellenme Tarihi: 2018-06-29 13:13:19, 1.12.2024g | Ana tavan tahkimatı: Tarifi icabı, oluk ve kömür haveleri boyunca kendini tutabilen ana tavan oluk havesi yanında tahkim edilmeğe muhtaçtır ., Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü mecmuası, 1946, 135
a.
havhavcı | Yardakçı. | Başta Ataylar, Ataçlar, Atalaylar olmak üzere, her köşeden bir havhavcı çıktı. Günlerce yazdılar, efendilerini müdafaa ettiler. | , | A F Başgil, Uydurma dil modası, 1963
a.
havlak -ğı | köpek. | Bu manşeti atan şeref züğürdü / Yahya Sinvar'dan şeref dilensin !! / Havlakların rengi Kahperengidir. / ... / Korkudan bin bez bağlayan salyasında döllenmiş, / Bağırsak kurtları birinci hamur alçak! / Leşlerin köstebeği ıkınıp ittirerek / Şehadeti karalar dünden bugüne yavşak! / ..., Esra Elönü @elonue 17 Eki 2024, X
a.
havlatmak | Arslan bizim kapıcının / Sevgili arkadaşıdır. / Gündüz yatar dalgın dalgın; / Gece dolaşır ve havlar, / Ortalığı da havlatır., | Tevfik Fikret, | Arslan, | Şermin, ?
f.
havlayış | havlama işi. | Köpeğin gözlerinde tutuşan zeka, kesik havlayışları, ona cevap verdi., | CUçuk, CB, 69 | Sokaktan geçen başıboş birkaç köpeğin cılız havlayışı gecenin içinde büyüdükçe büyüyordu., | Mehmet Kanat, Vaveyla, S 4, 15
a.
GTS+
havlıcan | Üç tutam havlıcan, iki ufak patlıcan, dört kaşık zülfücan, bir bardak satlıcan alınıp, yedi kardeş kanıyla karışacak. Sonra hepsi kaynatılıp güneşte kurutulacak., | Gürman, 44
a.
havlulu | havlusu olan. | Koca Gül kadife havlulu sıvı geçirmeyen leke tutmayan kumaş / Havlulu mutfak önlüğü, | 23.11.2019, tanıtmalık
s.
havluluk -ğu
a.
1. havluları koymaya mahsus yer. 2. havlu yapmaya uygun kumaş.
havlu+lUk
1. -Pek iyi Polly teyze! -Hah...! Teşekkür ederim. Şimdi daha iyi. Doldurulmuş sürahiye, içi tamam havluluğa bakarak ilâve etti.", E H Porter, Nermin Milâr, 1960, 21 | Bir yatak, bir küçük başucu masası, yemek yenebilecek bir masa, iki iskemle, lavabo, havluluk, dolap. Gerçekten temizdi her yer. Yeniden teşekkürler edildi. Bay G.T. biraz dinlenmem için ayrılacaklarını, saatin henüz 9.30 olduğunu, saat 10'u geçirmeden hemen gelip beni alacaklarını söyledi. Çıktılar. Saat 9.30'du., Füruzan, Yeni konuklar, 1982, ? | 2 | havlu yapmaya elverişli kumaş. | ... havluluk dokumalar, hususi kalitede değirmen elek bezleri, lamba fitilleri , iğ şeritler , kaytanlar , paça ve bel lastikleri gibi dar dokumalar , pamuklu battaniyeler , straygarn tipinde pamuk iplikleri , fantazi iplikler , dikiş ..., Resmî Ceride, 1958, Bölüm 1, 18447
Havran | Arasta'da pabuççu bir Yunus Ağa vardı, o haber verirdi: Havran'a, yahut Frenkköyü'ne gidip avrat oynatırlarmış., Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf, 45
a.
havranlı | Havran kasabasından olan. | Gerçekten de belirtilen günde Havranlılar, bir tabur askeri doyuracak kadar yemek hazırlamışlar, yatacak yerlerini hazırlamışlardı., | E Güler Elverici, 24.7.2019, watsap
s.
havuç -cu | mec. havuç ve sopadan* mükafat ve ceza. | ... Havuç mu yoksa sopa mı ? ( s. 100-103 ) ; Sovyetler Birliği'nde istihsalin mükâfatları nasıl dağıtılır ? ( s. 104-107 ) ; Sovyet ziraatında çalışmayı teşvik edici âmiller ve mükâfatlar ( s. 108-114 ) ; Birleşik Amerika'da ..., Türk kültürü, 1965, S ? , 564 | | Ama bunlar aşılmaz engeller de değil. Hele Avrupa hedefi gibi (şu anda öncelikle Avrupa tarafından engellenen) | havuçlar etkili olduğunda., | MBelge, T, 6.8.2011
a. mec.
havuççu | havuç satan. | Havuççu geldi bayan, havuççu!, | Tozkoparan Pazarı, 15.9.2018
a.
havuçvari | Mendile kıstırıp kıstırıp çekmekten olacak, burunlarımız hayli uzadı ve sivrildi. Havuçvari de kızardıkları cabası., | MYağmur, 44
s.
havut | deve semeri. | Yapısal bir büyüklüğün gereği olduğu için değil, yalnızca kendilerinin havuduyla yutmasına yarayan-, NÇınar, T, 1.6.2012
a.
havuz partisi | havuzda yapılan eğlence.Ünlüler havuz partisinde ÜNLÜ sunucu Ece Erken, eski futbolcu ve yorumcu Sergen Yalçın ile İstanbul cemiyet hayatının tanınmış ismi Murat Cevahir havuz partisinde buluştu., Hr Kelebek, 03.07.2012
a.
havuzdaş | 1. eleştiri. Aynı havuzu paylaşanlardan her biri. 2. | Gazeteci meslektaşlar yerine iktidarı destekleyen gazetecileri ifade etmek için kullanılmıştır. | Meslektaşlar yerine 'havuzdaşlar' denilmeli.../ İbrahim Altay bu cümlede meslektaşlarım yerine 'Havuzdaşlarım' deseydi daha isabetli olurdu!, | NGönültaş, Bugün, 17.03.2015
a.
havuzlamak -i | 1. Suyu biriktirip havuz haline getirmek. 2. Gemiyi onarmak için havuza çekmek... 2. Birçok gelir kaynağını bir havuzda, bir yerde toplamak. Şeref Oğuz, TV. 26.12.2013 | Uzamsal bilgileri | havuzlamak için katman 2'de sütun başına bir hücre vardır ve zamansal bilgileri | havuzlamak için katman 3'te sütun başına bir ila iki düzine hücre vardır. | Seyrek dağıtım temsili kullandıkları için, bu da sütunların yalnızca yaklaşık %2sinin herhangi bir zamanda aktif olduğu anlamına gelir, HTM'ler ve korteks, girişteki gürültü ve varyansla etkili bir şekilde başa çıkabilir. Bu, bu yapıların her ikisinin de en önemli yönlerinden biridir., Fouad Sabry, Makine Öğrenmesi: Robotik İçin Yenilikçi Algoritmalar ve ..., 2025, ?
f.
havuzlamak | ... tesisleri asgari 4000 ton / yıl çelik işleme kapasiteli gemi inşa ve onarım tesisleri Asgari 2000 DWT'luk gemiyi kızaklayacak veya havuzlayacak ve as- ++ + +++ +++ Sektörlere göre yatırım konuları gari toplam 80.000 DWT / yıl., Program, 1975, 22 ++
f.
havvaada | Mimar Serdar İnan'ın Karadenizde kurmayı düşündüğü ada ve şehir | Havvaada ...Serdar İnan'ın Kanal İstanbul'u bile gölgede bırakacak çılgın projesidir., | ÖErtan, T, 22.4.2013
a.
havyar kesmekargo. öğrenci dersi dinlemeyip başka şeyle meşgul olmak. | Arka sıralarda oturanlar daima, (talebe argosiyle söyleyeyim) havyar kesmeğe müsaittirler., | FAtabek, DK, 1972, 28
dey.
hay | Seslenme sözü. | Hay Hak / Bir çuval altın bırak / Yarısı iri yarısı ufak., | MehmetAkman, 08.12.2012+ | hay Allah | Hay Allah, başka bir şey anlatacaktım aslında..., | SaimTut, DirilişP, 11.9.2015, 7
ünl.
hay allah
ünlem.
Hayıflanmayı ifade eder.
"Hay Allah!' diye sızlandı Mücellâ Hanım. 'Hay Allah!..' eğilip hayvanın tasmasını çözdü. Lucky hemen bilmiş bilmiş daldı evin içine, büyük salona doğru gitti. '... ne yapacağım ben bu kerata ile?... Karnı da burnunda... hay Allah!' Birden dondu kaldı. "Rüya?" diye inledi.", Sezgin Kaymaz, Lucky, 1999"
Hay allah
hay allah
hay bin kunduz | Çelik Bileğin en klasik repliğidir. Genellikle yanından swisss diye vızıldayan bir kurşun geçtiğinde söyler. (bkz: swisss) (rotting horse on the deadly ground, 01.07.1999) EkşiS | Altında da aralarında purof de re Hayri Kozanoğlu'nun da bulunduğu 19 akademisyenin imzası. Hay bin Kunduz!, | STunalı, T, 21.4.2012
a.
hay erm. | Ermeni. | Aynen Pakrat Estukyan'ın Hay Hikayeleri'nde olduğu gibi., | PBarışta, 27.11.2011
a.
hay etmek
Allahın Hay Diri adını söylemek.
"Nakşiysen ey Hüdaverdi, hatmi hace eyleyip | / Mürde cismin hay eder, himmetle her an Nakşibend.", H Burkay, Hüdâverdi Divanı, 27"
hay etmek | Hay edende haya teper / Huy edende huya teper / Köroğlu'nu çaya (suya) teper /Kiziroğlu Mustafa Bey, | EGŞA, 141 (KiziroğluMustafaBey) | haya tepemek huya tepmekHay edende haya teper / Huy edende huya teper / Köroğlu'nu çaya (suya) teper /Kiziroğlu Mustafa Bey, | EGŞA, 141 (KiziroğluMustafaBey)
dey.
hay haşemi? | Hatta umursamazlıkları ve boş vermişliklerinin yanında Uğur Dündar'ın o hay haşemi biraz komik duruyordu., | AyçaŞen, T, 8.2.2012
hay hay
"İnsan dayanıyor oyalanırken hay hayla / Boşuna mı geçiyor âlemde zaman bir anda / Dev gibi güçlü bir yürek var insanda / Sayfalar dolusu yazıyor insan hayatı kitaplarda.", E K Gökkaya, 1988, 79"
hay hay | İnsan dayanıyor oyalanırken hay hayla / Boşuna mı geçiyor âlemde zaman bir anda / Dev gibi güçlü bir yürek var insanda / Sayfalar dolusu yazıyor insan hayatı kitaplarda, E K Gökkaya, Hasan Baba, 79
hay hay başüstüne, emriniz olur manasında. | -Siz buncaleyin dil ile dedikten geri biz de kabul ile tesdik ederiz., | -Hay hay!, | SErişen, Şinasi, 26 | Dayısı da: -Olur. Hay hay. Çocuğu okutalım. Çocuğu gönderdiler Maraş'a., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 244
hayal | hayal avcısı | Kim bu 'hayal avcısı' ve kimlerin hayallerini gerçekleştiriyor), | StarPazar, 6.4.2014
a.
hayal-i fener
"O görünüş hoşa gider, arzuyu o hayal-i fener, hülyalı ve ümitsiz çehreler tahrike yarardı. Edebiyat-ı cedide, dekadan ve zamanın roman tipi bunlardı | bunlara âsik olunur, bunlar için ağlanır, inlenir, menekşe kokulu kâğıtlara nameler yazılır, gözyaşiyle ıslanmıs mendiller atılır, göğüsler kabarır, ahlar, oflar çekilirdi.", R H Karay Sonuncu kadeh, 1965, 102"
hayalçelen | krş. Gönülçelen. | Hayalçelen & Düşlerde Dolaşan Seyyah, Maruf Öztoprak, CARPE DİEM KİTAP, İstanbul 2016, (kitap adı)
a.
hayaletleştirmek | Doğum ile ölüm arasındaki o anlamsız ilişkiden meydana gelmiş ve bu sevgisiz birliktelikten kendine bir anlam çıkaramayan istenmeyen mutsuz çocuklar, kimbilir hangi çağrışımın gölgelerini hayaletleştirip durup dururken korkuyoruz., | AŞen, T, 17.6.2012
f.
hayaletli | hayaleti olan. | Ama hayaletli eve gece de gündüz de kimse yaklaşamıyor., | MTwain, TomSawyer'inMaceraları, Sabah, ts.,115, Eylül2014g
s.
hayalgücü/ hayal gücü | Biraz hayalgücünü kullansana İshak!, | YErdoğan, 69
a.
hayalleme
a.
hayal etme, düş kurma.
"Kendi hayalleme kuvvetini beğenen Murad farkına varmadan gülümsediğini neden sonra farketti: -Hikâyeci olacak adammışım, dedi, keşke şimdi karşımda Cemşit Bey biraderimiz bulunsaydı da ona anlatsaydım!", R H Karay, Sonuncu kadeh, 46"
hayallemek | hayal + tr. -le- hayal kurmak, hayal etmek. | Hataydaki meşhur Soğukoluk'un cinsi cazibesine dayanamayan ve Harbiye Şelalelerinde babagannuç yemeyi hayalleyen Esadgillerden bir kısım fellah, bu bölgeyi hiç bize sormadan, kendi ders kitaplarında ve haritalarında yine kendi topraklarıymış gibi gösteriyor-., | YılmazTekin,BirGizliServisMensubununAnıları, 1999/HPulur, M, 24.10.2011 | Ali kendisini, iki jandarma arasında götürülürken görüyor, her şeyin, okumanın, mühendis olmanın bir kuş gibi elinden uçup gittiğini hayalliyordu., | VSevim, 61
f.
ar.
hayalperest | +Haydi canım; bunlar sizin dediğinz gibi Fransızca kitaplarda okudukları şeylerle kafaları dolmuş birtakım hayalperestlerdir. | , | YKK, 1945, 16
GTS+
hayalperver | düşsever. | Hayalperver, | çev. DeryaEngin, Pena Ya. 2017 (Kitap adı)
s.
hayasızcasına | Kustu Mehmetçik'in aylarca durup karşısına; / Döktü karnındaki esrarı hayâsızcasına., | MAkif, ÇanakkaleŞehitlerine, EGŞA, 244
z.
hayat | II hayatta olmak deyim canlı olmak, yaşamak. | hayatta olmaz asla olmaz, mümkün değil. | Bu senin dediğin hayatta olmaz!, | 2.1.2017 (bir diyalogtan) | hayatı devretmek | ölmek. | Hemen sevgilisi Ömer Efendi de ömrünün sonuna kadar evlenmeden fırıncılık yaptı. Okudu, ibadetini yaptı. Sonra da devretti hayatı. Geçti gitti., | Türkmen/Cemiloğlu, Mİhsanî, 155 | hayat öpücüğü | Şuna bir hayat öpücüğü yap da, yuttuğu sular çıksın' dedi., | TAral, SÖ, 14
b.f.
ar.
hayat | Avlu. | Yanında yatan, kendinden iki yaş büyük hastacıl ablasının ağlamaklı ve anlaşılmaz bir sesle sızlanmalarını, hayatta keletirlerin katıra yüklenişini, ağabeyinin bazen yumuşak bazen sert sesle katıra buyruklar sıralıyışını duyuyordu., Naciye Poyraz, 1979, 1
ar.
hayat ağacı | Kapıya oyulan biçimlerin içeriği de güçlü. İki yanda birer hayat ağacı. Kat kat güneş., | Oğuz Demiralp, CumKitap, 23.5.2019, 3
a.
hayat gemisi | Şöyle tasavvur et ki, kâinat bir denizdir, biz insanlar ise meçhul bir semte doğru yol almış giden 'hayat gemisi'nin yolcularıyız., | Başgil, 25
a.
hayat I | Evin avlusu
a.
hayat sigortasız
s.
hayat sigortası olmaksızın.
14.4.2024+
Hayatîlik -ği | İşte şimdi, İslam dininin hayatîliğinden, Müslümanların dindarlıklarından faydalanıp mevcut organizasyon yeniden ruh alırsa, canlandırılırsa... 46
a.
hayatiyyat
a.
biyoloji, dirimbilim.
hayatsal | 1. hayatî, yaşamsal önemde. | ... ödevler, nazari mebdelerden hareket edilerek değil, köyün hayatsal ihtiyaçları göz önünde tutularak tayin edilmekte ve gerekli tedbirler alındıktan sonra tatbik edilmektedir., | İ. Hakkı Tonguç: kitaplaşmamış yazıları, 1997, C 1, 280 | 2. | hayatla ilgili. | Hususi bir saygısızlığı olmadığı sürece herkes saygı duruşu esnasında tüm hayatsal aktivitesini durdurmak zorunda değildir. Bahanesi olup olmaması da önemli değil. Tabi saygı duruşuna eşlik etmesi bir incelik ve adı üstünde saygı göstergesidir. Ama aksi de saygısızlık değildir, | @ill_b_there4you, 10 Kas 2023, X | Güzel bir hikâyeniz olduğunu düşünüyor musunuz hayatsal olarak? , | @ebulbeka, 02.09.2024, X
s.
hayatsız | canlı olmayan. | Hayatsız bir söylem yeniliğin cevheri olamaz., | ÖmerErdem, 3.1.2017, KararG
s.
haybeci | işsiz güçsüz, bedavadan geçinen kimse | -+Haberin var mı senin haybeciden? | , | OKemal, 1969, 49
a.
GTS+
haybecilik -ği | Lâkin varsıllıkların bordrolar düzenleyerek dağıtılacağı sanılıyorsa, hayır mı gelir o haybeciliklerden? , | NÇınar, T, 11.5.2012
a.
hayda Atila Mayda 30.10.2010 | ... resepsiyona bir tane sizin için bırakıyorum falan diye saçmalayınca, yedim ikinci fırçayı, | Bırakma kardeşim, bırakma, benim öyle şeyler okumaya vaktim yok! Hayda , Atilla Mayda ! Sen hem kart ver , uğra de , hem de bas fırçayı. Saksıda değil de , sokakta büyüdüğümden o sinirle söverim tedirginliğiyle | Küt! diye ahizeyi kapatıp , Haldun kardeşim arkamda , çıktım otelden dışarıya ..., Süha Tuğtepe, Ni?antası? Ni?antası--: renkli sinemaskop yıllar--, 2008, 71
haydalamak Kubbealtı++ |
f.
f.